Sigara ile mücadelede yeni bir dönemin kapısı aralanıyor. Hazırlıkları süren mevzuat değişikliğiyle sigara yasağının kapsamı genişletilirken, özellikle çocukların yoğun bulunduğu alanlarda pasif içiciliğin tamamen önüne geçilmesi hedefleniyor. Yeni düzenlemeyi değerlendiren Kardiyoloji Profesörü Dr. Hasan Güngör, sigaranın ve sigara dumanına maruz kalmanın kalp-damar sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti.
YARI AÇIK ALANLAR DA YASAK KAPSAMINDA
Sigara ile mücadelede atılacak yeni adımlarla birlikte bugüne kadar “yarı açık alan” olarak kabul edilen tenteli alanlar ve kış bahçeleri, kapalı alan kapsamına alınacak. Bu alanlarda tütün ürünlerinin kullanımına tamamen yasak getirilmesi planlanıyor. Ayrıca kamu binaları, alışveriş merkezleri ve restoranların giriş kapılarından itibaren 5 metre mesafeye kadar sigara içilmesine izin verilmeyecek.
Düzenlemenin temel hedefinin, özellikle çocuklar ve sigara kullanmayan bireylerin pasif içiciliğe maruz kalmasının önlenmesi olduğu vurgulanıyor.
“EN FAZLA ZARARI PASİF İÇİCİLER GÖRÜYOR”
Son dönemde kapalı alanlarda sigara içilmesine yönelik getirilen sınırlamaları değerlendiren Kardiyoloji Profesörü Dr. Hasan Güngör, sigaranın günümüzde en önemli risk faktörlerinden biri olduğunu dile getirdi. Dünyada ölümlerin en sık nedeninin kalp ve damar hastalıkları olduğunu hatırlatan Güngör, bu hastalıklara yakalanma riskini en fazla artıran etkenlerden birinin sigara olduğunu ifade etti.
Aktif içiciler kadar, hatta bazı durumlarda daha fazla zararın pasif içicilerde görüldüğünü vurgulayan Güngör, pasif içiciliğin sigarayı doğrudan kullanmayan ancak dumanına ve içindeki zararlı maddelere maruz kalan kişileri kapsadığını belirtti.
KAPIDAN GİRER GİRMEZ ETKİ BAŞLIYOR
Kapalı alanlara girildiği andan itibaren sigara dumanının hem ani hem de uzun vadeli etkiler oluşturduğunu aktaran Güngör, sigara dumanının içerisinde çok sayıda kanserojen madde, nikotin ve zararlı partikül bulunduğunu söyledi. Bu maddelerin havada asılı kalarak solunum yoluyla vücuda girdiğini belirten Güngör, kalp-damar sisteminin çok kısa sürede etkilenmeye başladığını dile getirdi.
DAMARLAR BÜZÜLÜYOR, RİSK ARTIYOR
Sigara dumanına maruziyetin ilk etkisinin damarların büzülmesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Güngör, bunun kalp-damar sistemi açısından en önemli zararların başında geldiğini söyledi. Bunun yanı sıra damarların iç yüzeyini kaplayan endotel tabakasının bozulduğunu, bu durumun damar sertliğini hızlandırdığını belirtti.
Sigara dumanının tansiyonu yükselttiğini, ritim bozukluklarına yol açtığını ve kandaki oksijen seviyesini düşürdüğünü aktaran Güngör, bu sürecin ani ve acil kalp krizine kadar ilerleyebileceğine dikkat çekti.
HAVALANDIRMA YANILGISINA DİKKAT
Toplumda yaygın olan “havalandırma varsa sigara dumanı zararsızdır” düşüncesinin bilimsel olarak doğru olmadığını vurgulayan Güngör, havalandırma sistemlerinin sigara dumanını ve içindeki zararlı partikülleri temizlemede yetersiz kaldığını ifade etti. Bu nedenle kapalı alanlarda sigara dumanına maruz kalmanın her koşulda ciddi sağlık riski oluşturduğunu dile getirdi.
GENÇLERE NET UYARI
Genç yaşta sigaraya başlayanlara da seslenen Prof. Dr. Hasan Güngör, sigaraya başlanılan andan itibaren hem damar hastalıkları hem de kanser riskinin belirgin şekilde arttığını söyledi. Sigara denildiğinde yalnızca klasik sigaraların değil, nargile ve elektronik sigaraların da mutlaka bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Son yıllarda sigara, nargile ve özellikle elektronik sigara kullanan kişilerde ciddi damar ve akciğer hastalıklarıyla daha sık karşılaştıklarını belirten Güngör, gençlerin bu ürünlerden kesinlikle uzak durması gerektiğini ifade etti.
SAĞLIKLI YAŞAM ÇAĞRISI
Prof. Dr. Hasan Güngör, açıklamalarının sonunda vatandaşlara sağlıklı yaşam çağrısında bulundu. Sağlıklı yaşamın bir alışkanlık haline getirilmesi gerektiğini belirten Güngör, sigara, alkol ve yabancı maddelerden uzak durulmasının önemine dikkat çekti.
Haftada en az beş gün bir saat egzersiz yapılmasını, beslenmede sebze ağırlıklı Akdeniz mutfağının tercih edilmesini öneren Güngör, özellikle 40 yaş üzerindeki erkekler ile menopoz sonrası 50 yaş üzerindeki kadınların yılda en az bir kez kalp-damar sistemi kontrolünden geçmelerinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Yeni düzenlemelerle birlikte pasif içiciliğin azaltılması ve toplum sağlığının korunması yönünde önemli bir adım atılması bekleniyor. (İREM AKCAN)























ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.