tvDEN’de yayınlanan “Şehir ve İnsan” programında konuşan Eski Aydın Belediye Başkanı, Kent Bilimci ve İnşaat Yüksek Mühendisi Hüseyin Aksu, hem Türkiye’nin gündemine hem de kentlerin geleceğine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Programda özellikle gerçek sorunların gündemin gerisine itildiğini vurgulayan Aksu, bilimsel temele dayanan projelerle şehirlerin yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.
“AHKÂM KESMEYE DEĞİL, ÇÖZÜM ÜRETEN PROJELERİ ANLATMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Programın başında “Şehir ve İnsan”ın içeriğine değinen Aksu, bundan sonra da şehirler için hazırladıkları bilimsel ve köklü projeleri kamuoyuyla paylaşmayı sürdüreceklerini belirtti. Aksu, önerilerinin günlük siyasi tartışmaların ötesinde, ciddi araştırmalara ve geniş deneyimlere dayandığını ifade etti.
Hüseyin Aksu, oturulan yerden yapılan yüzeysel yorumlar yerine, uygulanabilir ve kalıcı çözüm getirecek projelerin tartışılması gerektiğini söyledi.
“TÜRKİYE’DE SİYASET DÜNYASI İYİCE ÇÜRÜMÜŞ DURUMDA”
Konuşmasında Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi tabloya da değinen Aksu, iktidar ve muhalefet ekseninde toplumun umut veren bir manzara göremediğini savundu. Kararsız seçmen oranının dikkat çekici biçimde arttığını ifade eden Aksu, bunun ülkedeki siyasi yapının ne kadar bozulduğunu gösterdiğini söyledi.
Her gün farklı bir siyasi ve adli gelişmenin kamuoyunun önüne sürüldüğünü dile getiren Aksu, vatandaşın asıl gündeminin ise geçim sıkıntısı, üretim krizi ve şehirlerin temel sorunları olması gerektiğini kaydetti.
“EMEKLİ, ASGARİ ÜCRETLİ, ÇALIŞAN HERKES EZİLİYOR”
Aksu, ülkede ekonomik sıkışmışlığın artık toplumun her kesiminde açık biçimde hissedildiğini söyledi. Emekliden asgari ücretliye, esnaftan sanayiciye kadar herkesin büyük bir baskı altında olduğunu belirten Aksu, fiyat istikrarsızlığı ve üretim zorluklarının giderek derinleştiğini ifade etti.
Siyasi polemiklerin ve gündem değişikliklerinin gerçek sorunları görünmez hale getirdiğini belirten Aksu, vatandaşın yaşadığı ekonomik ve sosyal sıkıntıların artık ötelenemeyecek noktaya geldiğini vurguladı.
“LATMOS YOK EDİLİYOR, SÖKE VE MENDERES OVALARI SU ALTINDA”
Konuşmasında Aydın’a özel başlıklara da yer veren Aksu, Latmos bölgesindeki tarihi mirasın tehdit altında olduğunu söyledi. Latmos’un yalnızca Aydın için değil, insanlık tarihi açısından da çok önemli bir değer taşıdığını ifade eden Aksu, bu konuyu ayrıca detaylı biçimde ele alacaklarını belirtti.
Aksu, bunun yanında Söke Ovası ve Menderes Ovası’ndaki tarımsal felakete dikkat çekti. Yağışların üzerinden günler geçmesine rağmen geniş tarım alanlarının hâlâ su altında olduğunu ifade eden Aksu, üreticinin çaresiz bırakıldığını söyledi. Seraların, pamuk ve buğday ekili arazilerin zarar gördüğünü belirten Aksu, “O insanlar ne yiyecek, bu ülke ne yiyip ne içecek?” diyerek tarımdaki tabloyu sert sözlerle eleştirdi.
“BİR ÜLKENİN KALKINMASI İÇİN ÖNCE COĞRAFYAYI DOĞRU KULLANMAK GEREKİR”
Kentlerin ve ülkelerin kalkınmasında iki temel unsur bulunduğunu anlatan Aksu, bunlardan ilkinin mekânın yani coğrafyanın doğru kullanılması olduğunu vurguladı. Mühendisliğin bugün çok büyük imkânlar sunduğunu belirten Aksu, doğayla kavga eden değil, doğayla barışık projeler geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Doğayı kontrol etmeyi, onunla uyum içinde yaşamayı ve şehirleri buna göre planlamayı savunan Aksu, aksi halde taşkınların, çevre sorunlarının ve üretim kayıplarının kaçınılmaz hale geldiğini söyledi.
İZMİR KÖRFEZİ İÇİN 18 PROJELİK KAPSAMLI ÇALIŞMA
Programın önemli bölümünü İzmir Körfezi’nin kurtarılmasına yönelik hazırlanan projelere ayıran Aksu, yaklaşık 6 aydır bu konuda yoğun çalışma yürüttüklerini belirtti. Körfezin kirlenmesinin yalnızca yüzeyde görülen yosun, çamur ve deniz marulu gibi sorunlarla açıklanamayacağını söyleyen Aksu, asıl meselenin kaynağa inilerek çözülmesi gerektiğini kaydetti.
Hazırladıkları çalışmada İzmir Körfezi için 18 ana proje ortaya koyduklarını açıklayan Aksu, bu projelerin sadece körfezi temizlemekle kalmayacağını, aynı zamanda İzmir’in yaşam tarzını değiştirecek nitelikte olduğunu söyledi. Körfez boyunca plajlar, yat limanları, rekreasyon alanları ve yeni yaşam alanları oluşturulabileceğini dile getiren Aksu, bu yaklaşımın çevre ile şehircilik arasında bütünleşik bir model sunduğunu ifade etti.
“ÇEVREYİ SADECE CEZAYLA KORUYAMAZSINIZ”
Aksu, çevre sorunlarının çözümünde sadece ceza mekanizmasının yeterli olmadığını belirtti. İnsanların ekonomik çıkarları söz konusu olduğunda cezaların çoğu zaman caydırıcı olmadığını savunan Aksu, devletin ve yerel yönetimlerin kirletici unsurları yalnızca baskı altına almak yerine, çevreyi koruyan ama üreticiyi de kayba uğratmayan modeller kurması gerektiğini söyledi.
Bu kapsamda ortaya koydukları ana stratejinin, doğayla kavga etmeyen, üreticiyle karşı karşıya gelmeyen ve kalıcı çözüm üreten bir bütünleşik sistem olduğunu ifade etti.
ÜÇ TEMEL İLKE: ATIK SU, SEDİMENT VE AKINTI SİSTEMİ
Aksu, İzmir Körfezi’ni korumak için üç temel prensip belirlediklerini anlattı. Buna göre körfeze arıtılmamış bir damla kanalizasyon suyu bırakılmaması, körfeze kirli ya da temiz sediment yani tortu taşınmasının önlenmesi ve körfezin doğal akıntı sisteminin yeniden işler hale getirilmesi gerektiğini söyledi.
Bu üç ilkenin sağlanması halinde körfezdeki kirliliğin kalıcı biçimde çözülebileceğini belirten Aksu, çalışmaların bu çerçevede şekillendirildiğini ifade etti.
50 YILLIK PLANLAMA VURGUSU
İzmir için hazırlanan projelerin günlük değil, uzun vadeli bir bakış açısıyla ele alındığını söyleyen Aksu, planlamanın temelinin geleceği görmek olduğunu belirtti. İzmir’in 2085 yılına kadar yaklaşık 7 milyon 867 bin nüfusa ulaşacağının öngörüldüğünü açıklayan Aksu, bu büyümenin hangi koridorlarda ve hangi alanlarda gerçekleşeceğine dair ayrıntılı projeksiyonlar yaptıklarını söyledi.
Şehrin gelecekte nerelere doğru büyüyeceğinin, altyapıdan kanalizasyona, yağmur suyu hatlarından ulaşım sistemlerine kadar bütün yatırımlar için temel veri olduğunu vurgulayan Aksu, plansız büyümenin körfez üzerindeki baskıyı daha da artıracağını kaydetti.
KIYI ÇEVRE YOLU VE ALTYAPI KALKANI ÖNERİSİ
Aksu’nun programda öne çıkardığı projelerden biri de Urla’dan başlayıp Mavişehir’e kadar uzanan kıyı çevre yolu ve altyapı kalkanı projesi oldu. Bu projeyle hem deniz suyunun karaya vurmasının önüne geçilmesini hem de yağmur suyu ile kanalizasyon altyapısının birbirinden ayrılmasını hedeflediklerini söyledi.
Aksu, yeraltından ilerleyecek çevre yolu, otopark alanları, raylı sistem bağlantıları ve rekreasyon alanlarıyla bu projenin yalnızca çevresel değil, ulaşım açısından da İzmir’e büyük katkı sağlayacağını ifade etti.
DENİZ ALTINDA BÖLGESEL ARITMA TESİSLERİ ÖNERİSİ
Programda en dikkat çekici başlıklardan biri de deniz altında kurulması planlanan bölgesel arıtma tesisleri oldu. Mevcut merkezi sistem yerine, körfez boyunca dağıtılmış küçük ama entegre tesisler önerdiklerini belirten Aksu, bu tesislerin cazibeyle çalışacağını ve sistemin fizibilitesinin üst yapılarla desteklenerek sağlanacağını söyledi.
Aksu, bu tesislerin üzerinde yat limanları, restoran alanları, plajlar, ticari kullanım alanları ve sosyal yaşam alanları planlandığını anlatarak, böylece hem arıtma sisteminin işletme maliyetinin düşürüleceğini hem de belediyeye yeni gelir kaynakları oluşturulacağını ifade etti.
“İZMİR YAŞANABİLİR BİR KENT HALİNE GELEBİLİR”
Hazırladıkları projelerin tamamlanması halinde İzmir’in bambaşka bir kimliğe kavuşacağını savunan Aksu, körfezin temizlenmesiyle birlikte kentlilerin denizle yeniden buluşacağını söyledi. Ulaşımın kolaylaşacağını, sosyal yaşam alanlarının çoğalacağını ve kentin uluslararası ölçekte daha güçlü bir marka haline gelebileceğini belirten Aksu, mühendislik ve şehircilikte entegrasyonun esas alınması gerektiğini vurguladı.
GEDİZ, TARIM PARKLARI VE DOĞAL YAŞAM PARKI DA PROJELER ARASINDA
Aksu, Körfez çalışmasının yalnızca deniz ve altyapıyla sınırlı olmadığını, Gediz Havzası, orman koruma bandı, tarım parkları ve Cumhuriyet Doğal Yaşam Parkı ile Tuzla Parkı gibi projelerin de bu bütünün önemli parçaları olduğunu ifade etti.
Gediz’in kirlenmesinin önlenmeden İzmir Körfezi’nin tam anlamıyla kurtarılamayacağını söyleyen Aksu, bu alanlar için de ayrı projeler geliştirdiklerini belirtti. Programın sonunda İzmir’in bu projeleri hayata geçirmesi halinde çok daha güçlü ve sürdürülebilir bir kent yapısına kavuşacağını söyledi. (SELİME AYDEMİR)
























ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.