Maymun Çiçeği nasıl bir hastalık?

30 Haziran 2022, Perşembe 11:55

     


Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, “Maymun Çiçeği nasıl bir hastalık? Nasıl bulaşıyor ve nasıl korunmalıyız?” sorularını yanıtladı.

İşte Prof. Dr. Bülent Ertuğrul'un açıklamaları:

“Bu hastalıkla birkaç aydır uğraşıyoruz. Dünya Sağlık Örgütü de belirli uyarılar yapmıştı. Hastalığı eskiden beri biliyoruz. 1958’de ilk kez maymunlarda görüldükten sonra 1970’de ilk kez Afrika’da insan olgusu tanımlandı. Ama bugüne kadar Orta ve Batı Afrika’da, endemik olarak o bölgede olan bir hastalıktı. Ara ara o bölgeye giden ziyaretçiler veya o bölgeden başka ülkelere giden ziyaretçilerde hastalık taşınabiliyordu. Ama ilk kez bu dönem, bu hastalık başka ülkelerde de Afrika’da gitmese bile başka ülkelerde de gözlemlenmeye başladı. Bu hastalığın şöyle bir özelliği var. Çiçek virüs ailesinden bir virüs, DNA virüsü… Çiçek hastalığı 1970’lerin sonu 1980lerde aşı sayesinde tüm dünyadan endike edildi. Buda onun bir akrabası. Maymun Virüsü adı veriliyor ama aslında bakarsanız kemirgenlerden daha çok bulaşıyor. Çünkü Maymun Virüsü denmesinin temel nedeni 1958’de laboratuvar maymunlarında görülmüş olması. İnsanlarda çiçek hastalığına karşı aşı olmamış grupta çocuklar ve genç erişkinlerde görülen bir hastalık.

Özellikle risk grubunda bağışıklık yetmezliği bulunanlarda ölümcül olabilecek bir hastalığı oluştursa da genç ve erişkin grupta ölümcül olabilecek bir hastalık değil. Bunun bizim ülkemizde şu anda ilk kez görülmüş olması resmi bir açıklama olduğundan dolayı önemli. Ama olasılıkla daha önce giriş çıkışlar oldu. Ama biz bunu tespit edemedik. Bu kadar yakınımıza kadar gelmiş bir hastalığın ülkemizde görülmemesi olasılığı çok düşüktü.

Dünya Sağlık Örgütü önem almamız konusunda uyardı. Ama biz biraz rahat davrandık gibi geliyor. Sağlık Bakanlığı bu konuda birtakım uyarılar yaptı. Fakat resmi olarak böyle şüpheli bir olguyla karşılaşması durumunda neler yapılabileceğine dair önceden bir ön hazırlık yapılması gerekiyordu. Bunlar ne yazık ki tam olarak yapılamadı. Biz hekimler, meslek grubumuz olarak buna hazırdık. Böyle bir hastalıkla karşılaşma olasılığımız hep olduğunu biliyorduk.

Şimdi bundan sonra ne yapılabilir bu hastalıkların Kovid-19 gibi çok hızlı bulaşan bir hastalık değil. Çok yakın temas gerektiren bir hastalık. Hijyenik kullanım malzemeleriyle bulaşabiliyor. Aynı suçiçeği gibi. Havlu, çarşaf ve yastık kılıfı gibi. Damlacıklar aracılığıyla bulaşabiliyor. Ama damlacıklar, daha büyük damlacıklar olduğundan dolayı Kovid-19’daki gibi basit bir bulaşma değil. Belirli bir süre iletişimde bulunmak gerekiyor. İnsandan insana bulaş olması için. Bu hastalığa karşı bir aşı var. Afrika’da o bölgeye giden sağlık çalışanlarına ve askeri personele yapılan bir aşı var. Toplumsal bir aşı programı bugüne kadar hiç yapılmamış. Bugüne kadar dünyada 4 bin kadar kişide gözlemlendi. Değişik ülkelerde oldu. Aslına bakarsanız bu önemli. Yani hastalık ilk kez kendi bulunduğu habitattan çıkıp başka ülkelere yayılmaya başladı. Aslında Dünya Sağlık Örgütü bunun üstüne basarak söylüyor. Asıl kötü ve risk olan bu. Bu şu anlama geliyor. Bir süre sonra bu hastalığın bulunduğu ortamlar dışında da diğer bölgeler ve kıtalarda da ne yazık ki bu hastalıkla karşı karşıya geleceğiz.

Sevindirici taraf bu. DNA virüsü bu virüs. Kovid-19’a yol açan Sars Kovid’i RNA virüsüydü. Çoğalma sırasında çok sık mutasyonlara uğruyordu. Bu nedenle yeni varyantlar oluşuyordu. DNA virüsü olduğundan dolayı bu kadar çabuk varyantlar oluşmaz. Bu kadar çabuk değişimler olmaz. Mutasyonların olabilmesi için belirli birikimler gerekir. Bir de DNA virüsleri çoğalırken kendilerini düzeltebilme olanağına sahip virüslerdir. Mutasyonlar olabilir ama daha geç süreçte olur.“ 







 
Son Eklenen Haberler