Çine’de köklü bir geçmişi olan ve 2007 yılında endüstriyel ham madde üretiminde dünyanın en büyükleri arasındaki Belçika firması Sibelco’ya satılan Çine Akmaden, doğa ile barışık madencilik yaparak kazı yaptığı alanların yeniden yeşillendirilmesini sağlıyor.
Maden çıkarırken tahrip olan alanın yeniden doğaya kazandırılması için iş makineleri ile tesviye yapan Sibelco, hafriyatını boşalttığı alanın Çevre ve Orman Bakanlığı’nca tekrar ağaçlandırılmasının altyapısını hazırlıyor. Çalışma sahasının zeminine ve katmanların dış kısmına dikilen akasya ağaçları, yeşil görünümleri ve çevreye yaydıkları güzel koku ile bölgede bulunanlara gerçek orman havası teneffüs ettiriyor. Firma yetkililerinin, yeşil görünümün çiçek zenginliği ile tamamlanması için tepelere de diktiği zakkumların çiçek açmasından sonra maden sahasında yeniden oluşturulan doğal güzellik büyüleyici bir hal alacak. Aynı alanda dikilen binlerce fıstık çamı meyve vermeye başladığında da ülke ekonomisine önemli katkı sağlanacak.
Doğaya karşı ödevini eksiksiz yerine getiren firma, iş güvenliği çalışmalarıyla da insana verdiği değeri ortaya koyuyor. Güvenliğin sağlanmadığı ortamda asla çalışma başlatılmıyor. Eğitimlerle personelde oluşturulan iş güvenliği bilincinin, çözüm ortağı firmaların çalışanlarında da alışkanlığa dönüşmesi için sık sık seminer ve uygulamalar yapılıyor. Çok sayıda ülkede faaliyet gösteren Sibelco’nun, bütün şirketlerine ulaştırdığı iş güvenliği dergisi, Türkçe’ye çevrilerek çalışanların, çözüm ortaklarının ve ailelerin bilinçlenmesi sağlanıyor.
Çine Temsilcimiz Sezgin Madran ile birlikte Çine Akmaden’in Genel Müdürü Kazım Demir'in konuğu olduk. Karpuzlu’daki Alipaşa Ocağı’nı bize gezdiren Demir, çalışmaları hakkında bilgiler aktardı. Madenleri genelde çevreye ve insana zarar veren yönleri ile tanıyor, bugüne değin hep bu tür yönleriyle karşı karşıya geliyorduk. Sibelco’nun doğaya ve insana verdiği önemden o kadar etkilendik ki, yaşadıklarımızı aynen okuyucularımıza aktarmak istedik. Bu arada iş güvenliği yayınını Denge okurlarına da ulaştırmak için görev üstlenmeyi zorunluluk hissettik. Bugün gazetemizle birlikte okurlarımızla buluşturduk.
RÖPORTAJ: EMİN AYDIN
SERAMİK SANAYİSİNDE KULLANILIYOR
- Burası neresi ve burada üretilen maden ne oluyor?
Ali Paşa Ocağı. Bizim ana ocaklarımızdan bir tanesidir. 20 yıldır çalışıyoruz. Bir geçmişi var. En az 6-7 yıl daha çalışacağız. Buradan çıkarılan feldspat, seramik sanayisinde kullanılıyor. Elde ettiğimiz hammadde zenginleştirme tesislerimizde 10 mm'nin altına kadar kırılıyor. Ağırlıklı olarak ihracat yapıyoruz. Güllük Limanı’nda stok sahalarımız var, burada toplanan ürün daha sonra gemilerle taşınıyor. İtalya, İspanya, Polonya, Portekiz, Almanya, Ukrayna, Rusya, Tunus, Sudi Arabistan ve Mısır’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda ülkeye ihracat yapıyoruz.
-Ocağı nasıl çalıştırıyorsunuz?
Şirketimiz olaya profesyonel madencilik gözüyle bakıyor. Herhangi bir cevheri işletmeye başlamadan önce sondaj çalışması yapıyoruz. Bu çalışmasıyla cevherin nereye gittiğini, yatımını, üzerindeki örtü tabakasının durumunu anlıyoruz. Bunu bilgisayar ortamında yapıyoruz. Bu cevher günümüz ekonomik şartlarında ne kadara çıkarabilir? Bunu çıkarabilmek için üzerinden ne kadar pasa almamız lazım? Üretimiz yaparken hafriyatı nereye dökeceğiz? Nasıl üretim programı uygulayacağız? Yılda ne kadar üretim yapacağız? Bütün bu soruların cevaplarını bulmak için çalışma yapılıyor. Ondan sonra ocağı açmaya başlıyoruz. Burası yaklaşık 20 yıllık bir ocak. Burada yılda 300-350 bin ton üretim yapıyoruz. Ocağın ömrünün sonuna kadar ne kadar üretim yapılacağı, sınırlarının nereye varacağı, bunun için ne kadar hafriyat yapılması gerektiği tarafımızdan biliniyor. Her şeyi bellidir. Buradaki kaynağı maksimum seviyede kullanıyoruz.
20 YIL SONRA BURADA MADEN KAZILDIĞI ANLAŞILMAYACAK
- İyileştirme çalışması neden ve nasıl yapılıyor?
Maden kanununda ormandan alınan yerlerle ilgili son yıllarda güzel değişiklikler oldu. İzin aldığınız bölgeleri tekrar geri verirken bir iyileştirme programı yapmanız lazım. Maden çıkardığınız yeri, doğanın eski yapısına uygun hale dönüştürülebilecek şekilde bırakmanız gerekiyor. Biz de burada bunu yaptık. Döküm sahalarımızı dolduruyor ve ormana geri veriyoruz. Ormanın da zaten istediği bu... Daha rahat ağaç dikilsin ve ağaçlar orada kolay hayat bulsun diye teraslama yapıyor, basamaklar oluşturuyoruz. Bu çalışmaların ardından sahayı ormana veriyoruz. Orman görevlileri geliyor, kontrol ediyor. İstediği gibi olmuş mu olmamış mı, diye bakıyor. Olduysa geri kabul yapıyor. Ondan sonra oralara ağaçlar dikiliyor. Zaman içinde eski görünümüne kavuşuyor. Örnek çalışmalar yapıyoruz. Burada yeni dikilen ağaçlar da var, 3 yıl veya 5 yıl önce dikilen ağaçlar da... Madeni çıkarırken, bir tepeyi yok ederken, yeni bir tepe oluşturuyoruz. Açık ocak madenciliğinin olmazsa olmazı, yer altındaki bir cevheri üretebilmek için üzerindeki kaya tabakasını bir yere almaktır. Burada bir tepe oluşturuyoruz. Geri verirken de bu tepeyi ağaçlandırmış şekilde iade ediyoruz. 20 yıl sonra insanlar, burada bir işletme olduğunu anlayamayacak.
“İŞ GÜVENLİĞİ YOKSA ÇALIŞMA DA YOK”
- Ayakkabılarımız, kıyafetimiz ve baretimizle geldik buraya. Göstermelik mi yoksa hep böyle misiniz?
Şirketimizde birinci önceliğimiz iş güvenliği. İş güvenliğimizle ilgili kafamızda en ufak bir şüphe varsa üretim duracak. Bunun 7 tane ana bacağı var. Birisi yüksekte çalışmayla ilgili tedbirlerin alınmasıyla ilgilidir. Eğer 1,5 metreden yüksek çalışıyorsa hayat kurtaran çelik halatlarla bağlanması gerekir. Kilitleme, enerji sıfırla prosedürü dediğimiz bir şey var. Herhangi bir yerde elektrikle ilgili mekanik olarak veya basınçla olabilir, bakım veya kontrol yapılacaksa enerji mutlaka sıfırlanıyor. Yani siz orada çalışırken başka birisi gidip de oraya bir enerji veremiyor. Dolayısıyla sizin hayatınızı tehlikeye düşürmüyor. Anahtarı da bizde olacak şekilde kilit vuruyoruz oraya. Bunun gibi kurallarımız var. Eğer ortam bu kurallara, çalışma şartlarına uygun değilse kimsenin orada çalışmasına izin vermiyoruz. İş güvenliği ile ilgili önce bütün şartlar yerine getirilecek. Ondan sonra çalışma olacak. Şartların oluşması için de her türlü imkânı sağlıyoruz.
“KAZALARDAN DERS ÇIKARTIYORUZ”
Çalışanlarımızı, belli periyotla, haftada bir veya 15 günde bir defa olmak üzere bir araya getiriyoruz. İş güvenliği ile ilgili kuralları çalışanlarımıza anlatıyoruz. Bu sadece tek taraflı değil. Biz anlattık, vatandaş dinledi şeklinde değil. Ondan da geri dönüş alıyoruz. Onun bu konudaki fikrini soruyoruz. Anlamadığı bir yer varsa onu aydınlatmaya çalışıyoruz. Bu çalışmalar aynı zamanda kayıt altına alınıyor. Şirketimiz uluslararası bir firma olduğu için dünyada 41 ülkede faaliyet gösteriyoruz. Bazı olaylar oluyor. Kazalar oluyor. Bu kazalar olduğu zaman bize bilgi veriliyor. Bu bilgiyi çalışanlarımızla paylaşıyoruz. Neden? Benzer durum bizde de var mı, bizim başımıza da böyle bir kaza gelebilir mi? Biz bunu nasıl engelleriz? Önemli olan budur. Bu şekilde eğitimlerimiz oluyor. Şirketin başka bir yerdeki maden sahasında yaşanan kazadan biz de burada ders çıkartıyoruz. Ya da burada öyle bir şey yaşandıysa onlar ders çıkarıyor. Bu bölgede 14 tane firma var. Oralarda kaza olayını duyduğumuzda bunu da burada değerlendiriyoruz. Çünkü aynı işi yapıyoruz. Bizim çalışanımızın başına gelmemesi için bu işten nasıl ders çıkartabiliriz, bu işten ne öğrenebiliriz? Benzer bir olayın bizde olma riski var mı, varsa biz bunu nasıl engelleriz? Sorguluyoruz.
“BİLİNÇ YAYMAYI MİSYON EDİNDİK”
Bununla ilgili de bir dergi çıkarmaya başladık. Dünyadaki değişik operasyonlarımızdan edinilen tecrübeler orada paylaşılıyor. Bu sadece çalışanlarımız için değil aileler için de geçerli. Ayrıca beraber çalıştığımız diğer nakliyeciler, ocakta çalışanlar, devletin kurumları var, oralarla da paylaşıyoruz. Okullarla da paylaşıyoruz. Bir yerlere bir faydamız olsun. İnsanlara başına kaza bela gelmeden hayatına nasıl devam edebileceğini öğretmek için çabalıyoruz. İş güvenliği bilincini yaymayı misyon edindik.
İş güvenliği ile ilgili son dakika risk analiz dediğimiz bir uygulamamız var. Çalışanlarımız, her gün işe gittiklerinde, çalışma bölgesine vardıklarında 5-10 dakika durup etrafına bakıyor. Değerlendirme yapıyor. Burada anormal bir durum var mı? Bugün çalışırken benim başıma bir iş gelebilir mi? Geliyor veya gelme ihtimali varsa bunu amiriyle paylaşıyor. Nasıl bertaraf edebilirim? Hemen çözüm üretiliyor.
Biz her yıl periyodik olarak şirkette yangın söndürme tatbikatı yapıyoruz. Dışarıdan bu hizmeti veren firmalar var. Bu uygulamayı ocaklarda, şirketimizde ve ofisimizde veriyoruz. Yapay bir yangın oluşturup bunu söndürüyoruz. İlk yardımla ilgili tekrar kurslarımız oluyor. Sertifikalı çalışanlarımız var. Hem ocakta hem de tesisimizde. Herhangi bir şey olduğunda acil olarak nasıl davranacağız ne yapacağız? Acil durum prosedürlerimiz var. Bunları güncel tutuyoruz.
“GAZ ÖLÇÜM CİHAZIMIZDAN HERKES YARARLANABİLİR”
Gaz ölçüm cihazımız var. Sülfürü, karbon monoksiti, oksijen miktarını, metanı v.b. ölçüyoruz. Kapalı bir ortamda çalışacağımız zaman önce orada çalışılacak uygun bir ortam var mı, öğrenmek için bu cihazı aldık. Aydın’da kapalı bir ortamda çalışacak biri olduğunda biz bu cihazımızla yardımcı olabiliriz. Herkes gaz ölçüm cihazımızdan yararlanabilir. Üç yıl önce Milas’ta belediye fosseptikte bir çalışma yaparken 3-4 kişi hayatını kaybetti. Ne yazık ki bundan 1 yıl sonra da Kuşadası’nda benzer bir olay oldu. Elimizin altında böyle bir imkân var. Bundan faydalanmak isteyen olursa biz açığız.

























ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.