Türkiye Ekmek Üreticileri Federasyonu Aydın İl Başkanı Abdusemet Şık ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, sektörün durumunu, isteklerini, hedeflerini ve daha birçok konuyu sorduk; Başkan Şık’dan net cevaplar aldık.
Aydın’da sektöre girdiğini belirten Şık, "İş yeri açma ve kapatma sürecini belediyeler, işletme belgeleri sürecini Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı, üretim izin belgeleri sürecini de yine bakanlığımız, tebliğ ve yasalarla ilgili denetim sürecini ise Gıda Kodeksi yürütüyor. Bunlar Türkiye Ekmek Üreticileri Federasyonu'na teslim edildiği zaman Türkiye’deki ekmeğin kalite sürecini federasyon gerçekleştirmiş olacak. Bununla ilgili federasyonumuzun bütün altyapıları hazır. Bu sürecin gerçekleşmesini talep ediyoruz” dedi.
- Biraz kendinizden bahseder misiniz? Öncelikle sizi tanıyalım.
Ben 1972 Ağrı doğumluyum. 28 yıldır Aydın’da yaşıyorum. Farklı sektörlerde ticaretle uğraştım. Tüp bayiliği ve inşaat sektöründe çalıştım. Daha sonra da kendimizi fırıncılık sektörünün içinde bulduk.
- Fırıncılık sektörü ile nasıl tanıştınız?
Bir arkadaşımın vasıtasıyla 2006 yılında tanıştım. Aydın’da çalıştırmış olduğum fırının işletmeciliğini daha önce arkadaşım yapıyordu. Kendisi fırınına ortak arıyordu. Onunla istişare ederken bir ortak olarak fırına girdik. Daha sonra ortaklığımız 18 gün sürdü. Biz bir anda fırıncılığın F’sinden anlamayarak kendimizi fırıncılık sektörünün içinde bulduk. Fırıncılıkla alakalı hiçbir şey bilmezken kendimi bir anda fırıncılık sektörünün içinde buldum. Bu güzel sektörün içine girmemde bana vesile olduğu için arkadaşıma Denge Gazetesi aracılığıyla çok teşekkür ediyorum. Fırıncılık hayatımız böyle başladı ve devam ediyor. Bir fırınımız, iki fırın oldu. Köşk’te de ikinci fırınımızı açtık. Köşk’teki fırınımızın açılışında dile getirdiğimiz gibi “Ben fırıncı doğmadım, fırıncı öleceğim demiştim.” Bana, 'Bir daha dünyaya gelsen ve ticarete atılsan, hangi sektörü tercih edersiniz' deseler ben yine fırıncılığı tercih ederim. Bunun ötesinde 'Sana başbakanlığı, cumhurbaşkanlığını verelim' deseler benim tercihim fırıncılık olacaktır. Biz gece – gündüz demeden halka hizmet ediyoruz.
- Sektörünüzün sorunları neler?
Sektörün sıkıntıları çok fazla. En büyük sıkıntımız kalifiyeli eleman bulamamak. Bu sıkıntı yüzünden, çıraklık merkezleriyle gereken görüşmelerimizi yaparak kalifiyeli eleman yetişmesiyle ilgili talepte bulunacağız. Fırıncılar arasında büyük, haksız rekabetler var. Devletin sana vermiş olduğu bir fiyat var ise satışlarını o fiyatın üzerinden devam etmen lazım. Bunun ötesinde devletin vermiş olduğu resmi satış fiyatlarının ötesinde, neye göre veriyor? Bir maliyet raporu çıkarıyor. Bugün ekmek için maliyet 80 kalemden oluşan bir maliyet. Adı ekmek, beş harfli fakat 80 farklı kalemde oluşan bir maliyet sektörüdür. Bu maliyetler üzerinde hesap çıkardığınız zaman bir ekmeğin maliyeti 70 kuruştur. Sektörümüz bir diğere sıkıntısı da bu. Bütün bu sıkıntılara rağmen bazı arkadaşlarımızın, 'Ben piyasada pasta edineyim, pasta da benim payım çok olsun' diye daldan dala hoplamaları ile sıkıntılar doğuyor.
- Ham madde ile ilgili sıkıntılarınız var mı?
Unda sıkıntımız var. Bir yıl önce bir çuval unu 50 ile 54 bandında değişen bir fiyatla alıyorduk. Bugün unun fiyatı 64 ile 70 bandında dönüyor. Bir yıldır buğday fiyatının değiştiğini görmedik. Türkiye Toprak Mahsulleri Ofisi’ndeki fiyatlar geçen yıl ne ise bu yıl da aynı düzeyde devam ediyor. Fakat ne oldu da bu unun fiyatı değişti, biz bunu hala çözemedik. Bir ekmek üreticisi olarak, uncu bize kaç para derse desin ya kapatacağız ya da alacağız. Onun için piyasayı araştırarak, unu mecburen almak zorundasınız. Sıkıntımız bu konuda.
- Haksız rekabeti sadece fırınlar arasında mı, aşıyorsunuz yoksa sektörde bulunan devlet işletmeleri de buna neden oluyor mu?
Haksız rekabet Türkiye genelinde her sektörde var. Bizim sektörümüzde haksız rekabet apayrı bir konudur. Çünkü biz 80 kusur maliyetli girdisi olan bir maddeyi üretiyoruz. Bunun ötesinde bizi haksız rekabete sürükleyen zincir marketlerdir. Zincir marketler ne yapıyor? Malum zincir marketlerin iki tane kapısı vardır. Giriş ve çıkış kapısı. Bunu o kadar iyi bir kabiliyetle yapmışlardır ki ilk girişe ekmeği koymuşlar. Sonra laminatlı bir şekilde yapmışlardır. Vatandaş bir ekmek almaya giriyor, fakat 15 dakika boyuncu marketin içerisinde tur atmak zorunda kalıyor. Çıkış kapısına gidene kadar reyonlardakileri görüp onları da alacak. Bir liralık ekmeği almaya giren vatandaş, markette 50 liralık bir alışveriş yaparak poşetini doldurup çıkıyor. Bu nasıl oluyor? Ekmek satış reyonunu kapının girişine koyuyor. Kapının penceresinde ekmek 50 kuruş, 75 kuruş yazıyor. Fırıncının üzerinden kendine müşteri ediniyor. Bir ekmek fiyatı 20 kuruş, 50 kuruş düşük olduğu takdirde Aydın’ın köylerinden gelerek zincir marketlerden ekmek alan vatandaşları görüyoruz. Bir ekmek yüzünden 50 liralık alışveriş ile vatandaşı kandırıp içeri sokuyorlar. Ekmeğini satıp ve ekmeğin üzerinden de diğer malını pazarlıyor. Ben buna adeta soygunculuk derim.
- Ekmek sağlığa yararlı mı, zararlı mı?
Ana gıda temeldir. Ekmek olmazsa olmazlardandır. Ekmek eğer sağlığa zararlı ise buyurun ben de size söyleyeyim bir gün ekmek yemeyin. Et, patates, makarna yiyin de göreyim. Ekmeğin yeri ayrıdır. Ekmek hayattır. Ekmek sağlığa kesinlikle zararlı değildir. Bu birtakım çıkarcılar tarafından üretilen bir fikirdir. Canan Karatay çıkmış, 'Ekmek sağlığa zararlıdır' diyor. Sosyal medyada gördük. Kendisi lahmacunları götürüyor. “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” Canan Karatay’a soruyorlar,
'Lahmacun zararlı değil midir' diye, lahmacun yararlıdır diyor. Ekmeksiz olmaz. Size bir anımı anlatayım; Çin’e gittim. Çin’de ekmek kültürü yok. 21 gün kaldım. Türkiye’den giderken söylemişlerdi. Ekmeğimi götürmüştüm. 21 gün kaldım ve Türkiye’ye döndüğümde 15 kilo vermiştim. Çinilere bakıyordum, boyları küçücük, fizik yok. Zayıf. Neden böyle kalmış? Ekmekteki kaloriyi almadığı için. Türk halkına baktığımız zaman Türk halkı ekmek konusunda bilinçlidir.
- Merdiven altı üretimler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Merdiven altı üretimlerle ilgili büyük sıkıntılarımız vardı. Bunu Vergi Dairesi, İl Tarım Müdürlüğü ve ilçe belediyelerimiz ile paylaştık. Konu ile ilgili yasal işlemlerin takibinin yapılacağı sözünü aldık. Bunun ötesinde pazar yerlerinde satılan ekmekler, halk sağlığını tehdit edecek hal ve davranışlardır.Biz 'İnsanlara iyi hizmet verelim' diyerek yola çıktık. Halkımız için başlıca sloganımız “Sağlığınız bizim için önemlidir.” Aydın dışından Aydın’a getirilen ekmeklerin ise üretildiği yerler belli değildir. (AZİZ ÖZDEN)
























ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.