• 24 Haziran 2026, Çarşamba 11:30

Boşanmanın görünmeyen yüzü : Çocuklar

Boşanma süreci yalnızca eşlerin hayatını değil, çocukların ruhsal gelişimini de doğrudan etkileyen önemli yaşam olayları arasında yer alıyor. Uzmanlar, ayrılık sürecinde çocukların yaşına, kişilik özelliklerine ve aile içindeki iletişim biçimine bağlı olarak farklı tepkiler geliştirebildiğine dikkat çekiyor.

Aydın’ın Efeler ilçesinde faaliyet gösteren Çocuk ve Genç Psikiyatristi Uzman Doktor Ömür Burak Adıgüzel, boşanma sürecinin çocuklar üzerindeki etkilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Çocukların ayrılık sürecinden aynı şekilde etkilenmediğini belirten Adıgüzel, yaşanan duygusal zorlukların çocuğun yaşı, mizacı, baş etme becerileri ve aldığı sosyal destekle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.

ÇOCUKLAR KENDİLERİNİ SUÇLAYABİLİYOR

Küçük yaş gruplarındaki çocukların boşanmayı çoğu zaman benmerkezci bir bakış açısıyla değerlendirdiğini ifade eden Adıgüzel, bazı çocukların anne ve babasının ayrılığından kendilerini sorumlu tutabildiğini anlattı.

Adıgüzel, “Daha küçük yaşlarda çocuklar olan biteni daha benmerkezci algılama eğilimindedirler. Bu nedenle ‘Acaba annem babam benim yüzümden mi ayrıldı?’ şeklinde düşüncelere kapılabilirler. Bu dönemde üzüntü, öfke, kaygı, uyku ve iştah sorunlarının yanı sıra alt ıslatma, parmak emme ve ebeveyne yapışma gibi regresif değişiklikler de görebiliyoruz” dedi.

OKUL BAŞARISI VE SOSYAL YAŞAM ETKİLENİYOR

Boşanma sürecinde çocukların zihinsel enerjilerinin önemli bir bölümünü yaşananları anlamlandırmaya ayırdığını belirten Adıgüzel, bunun akademik başarı üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabildiğini kaydetti.

Çocukların sosyal ilişkilerinde de değişimler yaşanabildiğini dile getiren Adıgüzel, “Çocuk ya da genç akranlarıyla kendisini kıyasladığında daha farklı bir konumda görebilir. Bazı çocuklar arkadaşlarından uzaklaşabilirken bazıları ilişkilerinde daha hassas ve alıngan tepkiler gösterebilir. Bu durumların arkadaş ilişkilerine ve okul uyumuna olumsuz yansımaları olabilmektedir” ifadelerini kullandı.

Özgüvenin büyük ölçüde akademik başarı ve sosyal ilişkiler üzerine inşa edildiğini belirten Adıgüzel, bu alanlarda yaşanan sarsıntıların çocukların özgüven gelişimini de olumsuz etkileyebileceğini söyledi.

ÇATIŞMANIN ORTASINDA KALAN ÇOCUKLAR

Boşanmanın kendisinden çok, boşanma sürecinde yaşanan yoğun çatışmaların çocukları yıprattığını vurgulayan Adıgüzel, ebeveynlerin en büyük hatalarından birinin çocukları taraf olmaya zorlamak olduğunu dile getirdi.

Adıgüzel, “Çocuk taraf olmaya zorlanıyorsa, ebeveynler birbirlerini onun yanında kötülüyorsa ya da çocuk bir haber taşıyıcısı gibi kullanılmaya çalışılıyorsa, zaten belirsizliklerle dolu olan bu süreç çocuk açısından çok daha zorlayıcı hale gelir” diye konuştu.

Çocukların duygu ve düşüncelerine alan açılmasının önemine dikkat çeken Adıgüzel, ailelerin iyi niyetle bazı konuları çocuklardan saklamaya çalışmasının her zaman doğru sonuç vermediğini ifade etti.

ANNE BABALIK AYRILIKLA BİTMİYOR

Çocuğun boşanmadan en az etkilenmesi için anne ve babanın ortak bir tutum sergilemesi gerektiğini belirten Adıgüzel, ebeveynlik sorumluluğunun ayrılıkla sona ermediğini söyledi.

“Eşlik bitebilir, eşler arasındaki sevgi sona erebilir ancak anne babalık devam eder” diyen Adıgüzel, çocuğun yararını merkeze alan, tutarlı ve iş birliği içinde yürütülen ebeveynlik yaklaşımının çocuk açısından önemli bir koruyucu faktör olduğunu vurguladı.

Ayrılık sürecinde okul değişikliği, arkadaş çevresinin değişmesi veya günlük yaşam düzenini etkileyecek büyük kararların mümkün olduğunca ertelenmesinin de çocukların uyum sürecine katkı sağlayacağını belirtti.

UZMAN DESTEĞİ KORUYUCU ROL OYNUYOR

Her boşanmanın doğrudan psikolojik destek ihtiyacı doğurmadığını ifade eden Adıgüzel, ancak uzman desteğinin sürecin sağlıklı yönetilmesine katkı sağlayabileceğini söyledi.

Adıgüzel, “Pek çok çocuk uygun ebeveyn tutumları ve destekleyici bir sosyal çevreyle bu sürece sağlıklı şekilde uyum sağlayabilmektedir. Ancak belirgin düzeyde içe kapanma, yoğun kaygı, mutsuzluk, öfke krizleri, akademik başarıda keskin düşüşler ya da riskli davranışlarda artış görülmesi halinde ailelerin vakit kaybetmeden bir ruh sağlığı uzmanına başvurmasını öneririm” dedi.

Bazı durumlarda yalnızca çocukların değil anne ve babaların da profesyonel desteğe ihtiyaç duyabildiğini belirten Adıgüzel, ebeveynlerin yaşadığı zorlukların sürecin sağlıklı yönetilmesini güçleştirebildiğini ifade etti.

“ÇOCUĞUN İHTİYACI GÜVEN ORTAMIDIR”

Değerlendirmelerinin sonunda çocukların ihtiyaç duyduğu en önemli unsurun güven duygusu olduğunu vurgulayan Adıgüzel, “Boşanma bir evliliği sonlandırabilir ancak çocuğun anne ve babaya olan ihtiyacını sonlandırmaz. Çocuğun ruhsal sağlığının korunması için anne ve babasının aynı evde yaşamasından çok, kendisini güvende hissettiği, koşulsuz sevildiğini ve değer gördüğünü hissettiği bir ortamın sağlanması oldukça koruyucu olacaktır” ifadelerini kullandı. (İREM AKCAN)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.