“11 ayın sultanı” olarak anılan Ramazan, her yıl olduğu gibi bu yıl da umut, bereket ve manevi yenilenme beklentisiyle karşılandı. Ancak sokaktaki vatandaşın dilinde aynı soru var: Nerede o eski Ramazanlar? Artan ekonomik sıkıntılar, zayıflayan komşuluk ilişkileri ve değişen toplumsal alışkanlıklar, geçmişe duyulan özlemi daha da büyütüyor. Farklı yaş ve kesimlerden vatandaşlarla yapılan görüşmeler, Ramazan’ın yalnızca bir ibadet ayı değil; aynı zamanda bir dayanışma ve birlik zamanı olarak hatırlandığını ortaya koyuyor.
EKONOMİK GÖLGE: “SEVİNEMİYORUZ ARTIK”
Aydın’da mikrofon uzattığımız vatandaşların büyük bölümü, eski Ramazanların coşkusunun kaybolmasını ekonomik koşullara bağladı. Emekli maaşlarının yetersizliği, artan fiyatlar ve geçim derdi, manevi heyecanın önüne geçti.
Bir vatandaş, “Artık insanlar Ramazan geldi diye sevinemiyor, çünkü mutfak masrafını düşünüyor” derken; bir diğeri 70’li yılları hatırlatarak o dönemlerde hem maddi hem manevi anlamda daha güçlü bir birliktelik olduğunu ifade etti.
Ekonomik krizin yalnızca sofraları değil, ruh halini de etkilediği belirtildi “Eskiden bolluk vardı, şimdi enflasyon var” sözleri, değişen yaşam koşullarının Ramazan atmosferini nasıl dönüştürdüğünü gözler önüne serdi.
BİRLİK VE BERABERLİK ÖZLEMİ
Vatandaşların hemen hepsi, en çok “birlik ve beraberliği” özlediklerini dile getirdi.Eskiden mahallelerde iftar saatine yakın çocukların sokaklarda neşeyle dolaştığı, büyüklerin ziyaret edildiği, komşuların kapı kapı gezdiği anlatılıyor. Şimdi ise apartman yaşamı ve şehir temposu içinde bu sıcaklığın kaybolduğu ifade edildi.
Bir vatandaş “En çok sofradaki kalabalığı özlüyorum; dedelerimiz, nenelerimiz bir aradaydı” sözleriyle geçmiş Ramazan sofralarını andı. Başka biri ise “Eskiden misafir eksik olmazdı, şimdi insanlar evine kimseyi çağırmıyor” diyerek sosyal bağların zayıfladığını vurguladı.
MAHALLEDEN ŞEHRE DEĞİŞEN HAYAT
Köyde büyüdüğünü söyleyen bir vatandaş, dayanışmanın eskiden çok daha güçlü olduğunu belirtti. Şehir hayatında ise bireyselliğin ön plana çıktığını, herkesin “kendi derdine düştüğünü” ifade etti.
“Biz çocukken Ramazan geldi diye gün sayardık” diyen bir başka katılımcı, bugünün çocuklarının aynı heyecanı yaşamadığını söyledi. Ona göre bunun nedeni sadece ekonomi değil; değişen yaşam tarzı ve dijitalleşme de eski mahalle kültürünü geride bırakmış durumda.
ZİYARETLER AZALDI, SOHBETLER KISALDI
Eskiden iftar sonrası yapılan aile ziyaretleri, uzun sohbetler ve komşu buluşmaları Ramazan’ın vazgeçilmezleri arasında yer alıyordu.Bugün ise ziyaretlerin azaldığı, büyüklerin aranıp sorulmadığı dile getirildi. “Küçükler büyüğün elini öperdi, şimdi arayan soran yok” diyen bir vatandaş, toplumsal saygı ve bağların zayıfladığını düşündüğünü dile getirdi.
MANEVİYAT MI, NOSTALJİ Mİ?
Uzmanlara göre geçmişe duyulan özlem çoğu zaman nostaljik bir bakış açısını da içeriyor. Ancak sokaktaki vatandaş için mesele nostaljiden ibaret değil. Onlar için eski Ramazanlar; huzurun, paylaşmanın ve güven duygusunun daha güçlü hissedildiği zamanlar olarak hafızalarda yer ediyor. “Allah bugünü aratmasın” diyen bir vatandaşın sözleri ise hem şükür hem de temkin barındırıyor. Çünkü herkes şartların ağırlaştığı konusunda hemfikir.
“NEYİ ÖZLÜYORUZ?” SORUSUNUN CEVABI
Eski Ramazanların geri gelmeyeceğini düşünenler çoğunlukta. Ancak çoğu kişi, bugünün şartlarında da küçük adımlarla birlik ve dayanışmanın yeniden güçlendirilebileceğine inanıyor.
Sonuç olarak, “Nerede o eski Ramazanlar?” sorusu yalnızca geçmişe duyulan bir özlem değil; aynı zamanda bugünün toplumsal tablosuna dair bir sorgulama olarak karşımıza çıkıyor. Ramazan’ın ruhunu yaşatmanın yolu ise belki de yeniden kapı çalmaktan, bir sofrayı paylaşmaktan ve bir büyüğün halini hatırını sormaktan geçiyor. (İREM AKCAN)























ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.