Aydın’ın verimli ovaları alarm veriyor. Uzmanlar, iklim krizi, su yetersizliği ve yanlış tarım politikaları nedeniyle kentin tarımsal geleceğinin ciddi risk altında olduğunu belirterek acil önlem çağrısında bulundu. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş ile ADÜ Nazilli İİBF Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölüm Başkanı Doç. Dr. Mehmet Metin Dam, tvDEN ekranlarında iklim krizinin küresel, ulusal ve yerel boyutlarını değerlendirdi.
BİLİMSEL BULUŞMA AYDIN’DA GERÇEKLEŞTİ
tvDEN ekranlarında yayınlanan “Gündem Özel” programının konukları, Türkiye’nin iklim politikalarına yön veren isimlerden Prof. Dr. Murat Türkeş ile Aydın Adnan Menderes Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Metin Dam oldu. Programda iklim değişikliğinin bilimsel arka planı, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu riskler, tarım üzerindeki etkiler ve 2026 yılında Antalya’da yapılması planlanan COP31 İklim Zirvesi masaya yatırıldı.
Doç. Dr. Dam, Prof. Dr. Türkeş ile tanışıklıklarının doktora tez sürecine dayandığını belirterek, “Yazdığım hemen her akademik çalışmada Murat hocanın makalelerine rastladım. Bir çalışmasına ulaşamayınca mail attım, kısa sürede bana çok sayıda makale gönderdi. Tezimde kendisine ikinci danışmanım gibi teşekkür ettim” dedi.
“İKLİM HER ZAMAN DEĞİŞTİ AMA İLK KEZ BU KADAR HIZLI”
İklim değişikliğinin yalnızca insan kaynaklı bir olgu olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Murat Türkeş, yerkürenin 4,6 milyar yıllık tarihinde çok sayıda doğal iklim döngüsü yaşandığını hatırlattı. Ancak günümüzdeki sürecin önceki dönemlerden ayrıldığına vurgu yaptı:
“Yerküre geçmişte de çok sıcak ve çok soğuk dönemler yaşadı. Ancak bugün ilk kez insan faaliyetleri, iklim sistemini doğal sınırlarının ötesine taşıyacak kadar güçlü hale geldi.”
Türkeş, sanayi devrimi sonrası fosil yakıt kullanımı, ormansızlaşma, kentleşme ve endüstriyel üretimin sera gazı salımlarını hızla artırdığını belirterek, bunun küresel ısınmayı tetiklediğini söyledi.
1,5 DERECE EŞİĞİ AŞILDI
Küresel ısınmaya ilişkin kritik bir eşiğin geçildiğini ifade eden Türkeş, 2024 yılına dikkat çekti:
“2024, aletli ölçümlerin yapıldığı dönem içinde kaydedilen en sıcak yıl oldu. Küresel ortalama sıcaklık artışı, sanayi öncesi döneme göre 1,5 derece eşiğini aştı. Bu, geri dönüşü zor süreçlerin başladığını gösteriyor.”
Sıcak hava dalgaları, kuraklıklar, ani ve şiddetli yağışlar ile sellerin artık daha sık yaşandığını belirten Türkeş, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel değil, ekonomik ve toplumsal bir kriz olduğunu vurguladı.
AKDENİZ HAVZASI VE TÜRKİYE DAHA FAZLA RİSK ALTINDA
İklim modellerinin özellikle Akdeniz Havzası için uyarı verdiğini söyleyen Türkeş, Türkiye’nin bu bölgenin tam merkezinde yer aldığına dikkat çekti:
“Ege, Akdeniz, Marmara, İç Anadolu’nun güneyi ve Güneydoğu Anadolu’da daha sıcak ve daha kurak bir iklim bizi bekliyor. Toprak nemi azalacak, su kaynakları zayıflayacak, tarımsal verim düşecek.”
Bu süreçten Aydın gibi tarım kentlerinin doğrudan etkileneceğini belirten Türkeş, özellikle incir ve zeytin üretimi açısından su yönetiminin hayati önemde olduğunu söyledi.
COP31 ANTALYA İÇİN BİR SINAV
2026 yılında Antalya’da yapılması planlanan COP31 İklim Zirvesinin Türkiye için önemli bir fırsat olduğunu belirten Türkeş, aynı zamanda ciddi bir sorumluluk taşıdığına dikkat çekti:
“Türkiye ev sahibi olarak yalnızca lojistik değil, politik anlamda da öncü olmak zorunda. Yenilenebilir enerji, iklim finansmanı ve uyum politikaları konusunda somut adımlar bekleniyor.”
Son yıllarda iklim zirvelerinde bağlayıcı kararların zayıfladığını söyleyen Türkeş, gelişmiş ülkelerin iklim finansmanı taahhütlerini yerine getirmediğini de vurguladı.
AYDIN TARIMI İÇİN KRİTİK UYARILAR
Programda Aydın özelinde tarımsal uygulamalara da değinen Prof. Dr. Türkeş, geleneksel yöntemlerin iklim değişikliği koşullarında gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti:
“Derin sürüm, toprağın nemini ve organik maddesini kaybettiriyor. Damla sulama, yağmur suyu hasadı, organik gübre ve yeşil gübreleme artık zorunluluk.”
Tarımda döngüsel ekonomi yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini ifade eden Türkeş, daha az mazot, daha az kimyasal ve daha verimli üretimin mümkün olduğunu söyledi.
JEOTERMAL ENERJİ: MERKEZİ VE KONTROLLÜ OLMALI
Aydın’da tartışma konusu olan jeotermal enerji yatırımlarına da değinen Türkeş, plansız ve küçük ölçekli tesislere karşı uyarıda bulundu:
“Jeotermal enerji mutlaka merkezi, kontrollü ve tarım alanlarından uzak şekilde planlanmalı. Atık suların doğaya zarar vermeyecek şekilde geri basılması şart.”
Aksi halde çiftçilerle enerji yatırımları arasındaki gerilimin süreceğini ifade etti.
“AYDIN ODAKLI BİR İKLİM MERKEZİ KURULMALI”
Doç. Dr. Mehmet Metin Dam’ın Adnan Menderes Üniversitesi’nde iklim değişikliği araştırma ve uygulama merkezi kurulmasına ilişkin sorusunu yanıtlayan Türkeş, yerel odaklı bir merkezin önemine işaret etti:
“Aydın’ın tarımı, su kaynakları ve ekosistemi merkeze alınmalı. Genel çalışmalar yerine kente doğrudan katkı sağlayacak projeler üretilmeli.” (HAZEL BAYIK)
























ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.