“Bağımlılık bir ahlak ya da kişilik bozukluğu değildir”

20 Haziran 2022, Pazartesi 10:16

     


Gazeteci Mehmet Aydın'ın tvDEN'de hazırlayıp sunduğu Güne Bakış programına Psikolog, Rezonans Terapisti Abdullah Alparslan Çıngıl konuk oldu. Rezonans işlemi ve sigara ve alkol gibi bağımlılıklarla mücadele yolunda yaptıkları işlemler hakkında bilgiler veren Çıngıl, “Bağımlılık bir ahlak ya da kişilik bozukluğu değildir” dedi.

Biorezonans hakkında Çıngıl, “Alternatif tedavi yöntemi olarak değerlendirilebilir. Rezonans dediğimiz şey vücudun almış olduğu maddelere karşı temizlenmesi, arınması olarak da açıklanabilir. Rezonans günümüzde en çok bağımlılıkların üzerine kullanılmakta. Yeme bozuklukları, sigara bağımlılığı, alkol bağımlılığı, uyuşturucu madde bağımlılığı gibi geniş yelpazeli bir çalışma alanına sahip. Şu anın şartında endüstri kirliliğinden de söz edebiliriz. Yediğimiz, içtiğimiz, kullandığımız maddelerin içerisinde çeşitli katkı maddeleri mevcut. Bunun da yegâne sebebi ise insanların belirli marka ve ürünlere karşı sürekli bir istek oluşturulması sağlanmakta” dedi.

“ÇÜNKÜ KONU İNSAN OLUNCA SABİT BİR NORM SÖYLEMEK PEK DOĞRU OLMUYOR”

Sigara bağımlılığında rezonans yönteminin etkisi ile ilgili Çıngıl, “Rezonans işlemini bir cihaz ile gerçekleştiriyoruz. Her bağımlılığın çalışma formatı farklı. Farklı protokollerle ilerleme sağlıyoruz. Biraz iddialı olacak ama sigara bağımlılığında tek seansta, 50 dakikalık bir işlem sonrasında sigaranın vücutta yer edinmiş olan nikotin maddesini biz siliyoruz. Sigara bağımlılığı benim gözümde zor ve tehlikeli bir bağımlılıktır. Çünkü çift yönlüdür. Hem fiziksel hem de psikolojik bağımlılığı vardır. Biz fiziksel kısmını halledebiliyoruz fakat psikolojik kısmı sizin dışarıdaki sosyal yaşantınız, aile ortamınızla, iş ortamınızla çevresel etmenlere bağlı olarak devam da edebiliyor, bite biliyor da. Biz tek seansla vücudun nikotin isteğini silebiliyoruz. Kişinin ilerleyen zamanlarda tekrar başlama gibi durumlar da elbette olabiliyor. Fakat bunun sebebi kişinin yaşadığı ağır bir durum sonucu sığınacak bir liman gibi tekrar içebiliyor. Öyle durumlarda kişiye ek seans yaparak kendisini destekliyoruz. Çünkü konu insan olunca sabit bir norm söylemek pek doğru olmuyor. Sigarayı ilk içtiğiniz zaman vücut kabul etmiyor, öksürük ile tepki veriyor mesela. Fakat biz zaman içerisinde vücudumuzu alıştırarak yani intolere gerçekleşiyor. Tolerasyon hafifliyor ve o maddeye karşı istek hali artmış oluyor. İlk sigaryı vücudunuz kabul etmezken zaman içerisinde günde 1 paket sigara içer hale geliyorsunuz” diye konuştu.

“HERKESİN BİR BAĞIMLILIĞI VARDIR”

Çıngıl, “Herkes bir bağımlıdır diyebiliriz. Bağımlı olmayan kişi yoktur. Bağımlılık bir ahlak ya da kişilik bozukluğu değildir. Dünyanın en keskin bağımlılığı kafein bağımlılığıdır. Bunları hafifletmek, seyreltmek mümkündür. Kişiler genelde zihinsel karmaşaları sonucunda belirli maddelere ve ürünlere karşı sığınma alanı olarak düşünüp bağımlı olur. Kişi, bu bağımlılıklarını bitiremiyorsa bizlerden destek aldığı zaman biraz daha kontrol altına alıyoruz. Aşırı çay ve kahve kullanımı da bir bağımlılık olarak nitelendirilebilir. Kafeinin uyarıcı etkisi olduğu doğrudur. Fakat çok fazla kafein tüketimi normal karşılanabilir değildir. Her şeyin dengede tüketilmesi gerekiyor. Herkesin bir bağımlılığı vardır. Bağımlılıklar farklı zeminlerde oluşabilirler. Bu farkındalığı hissettikten sonra yapabileceğimiz hamleler ise bizlerin elinde. Tercihlerle ve seçimlerle bunu yapabiliriz.” dedi.

“GENÇLİĞE BİR DARBE OLARAK GÖRÜYORUZ”

Uyuşturucu bağımlılığına dair Çıngıl, “Popüler kültürün etkisi ile bu kadar yaygınlaşması ve normalleşmesi normal bir hale geldi. Amerikan yapımı bir dizi sayesinde bu maddenin nasıl üretildiği, nasıl tedarik edilebileceği, nasıl ulaşılabileceği ve nasıl kazanç elde edilebileceği öğretildi. Gençliğe bir darbe olarak görüyoruz. Sentetik uyuşturucular ne yazık ki kullandıktan sonra müdahalesi zor bir duruma dönüşüyor. Bu denli bağımlılıklar bence farmakolojik desteklerle sonlandırılması gerekiyor. Antidepresanlar yapıları gereği bunlara eş ürünler. Ancak bunlarla birlikte 6-7 aylık bir rehabilite programına alınarak sonlandırılabilir. Bir evde başlayan bağımlılık mahallenize, mahallenizden semtinize, semtinizden şehrinize yayılır. Ne yazık ki çok üzücü. Kullanan kişilerin yaşadıkları muzdariplikler de ortada. Belirli bir süreden sonra bırakmak isteseler de ortamları müsaade etmiyor. Kişi böyle durumlarda bulunduğu o ortamı terk etmelidir. Fakat gittiği yeni yerde o bağımlılığını tekrar ateşlememek şartıyla. Hem fiziksel hem de sosyal anlamda kayıplar yaşadıktan sonra kişi durumu ancak o zaman idrak edebiliyor. Özellikle ortaokul çağındaki çocukların bu konudaki bilgilendirilmesi gerekiyor. Ebeveynlere, eğitimcilere ve bizlere burada çok fazla sorumluluk düşüyor. (ORKİDE ÜLKER / NİSA KIZILKAYA) 


HABER VİDEOLARI






 
Son Eklenen Haberler