“Öldükten sonra unutuluyorsa, o kişi gerçek bir yazar değildir”

3 Haziran 2022, Cuma 10:58

     


tvDEN ekranlarında Emin Aydın sunuculuğunda yayınlanan Baş Başa programının konuğu Roman Yazarı Metin Savaş oldu. Yazar olmanın gerekliliklerinden, küçük bir şehirde yazarlık yapmanın sorumluluklarından ve eserlerinden söz eden Savaş, “Bir kişi öldükten sonra unutuluyorsa, o kişi gerçek bir yazar değildir” dedi.

“BENİM HADDİM DEĞİL İKİNCİ PEYAMİ SAFA OLMAK”

Savaş, “Ortaokuldan beri kitap okumayı çok seviyordum. Liseye maalesef ki gidemem. İstanbul’da Vefa Lisesi 1. Sınıf terkim. Peyami Safa’da Vefa Lisesi’nden terktir. Peyami Safa ile bilhassa bazı benzerliklerimiz var. Arkadaş çevrem ve edebiyat eleştirmenleri de bunu çok iyi bilirler. Bana espiri mahiyetinde ‘İkinci Peyami Safa’ diyenler var. Bunu sadece espri olarak söylüyoruz. Yoksa kendisi son derece büyük bir isimdir. Benim haddim değil ikinci Peyami Safa olmak. Ben İstanbul, İzmir gibi Büyükşehirlerde yaşamıyorum. Israrla Balıkesir’de yaşamaya devam ediyorum. Çünkü bu bir tabu haline gelmiştir. Sanatçı, ressam her kimse büyükşehirde yaşar, bilhassa İstanbul. Çünkü Türkiye’de siyasi başkent Ankara’dır ama kültür başkenti daima İstanbul’dur. Ben bu düşünceye direniyorum ve Balıkesir’de yaşamaya devam ediyorum. Balıkesir’de değil de Anadolu’nun başka herhangi bir şehrinde doğsaydım orada kalmaya yine devam ederdim. Çünkü sadece İstanbul, Ankara dersek o kültürü Türkiye’nin geneline yaymaktan da geri kalırız” dedi.

“KÜÇÜMSENMEK HOŞ BİR DUYGU DEĞİL”

Merkezi İstanbul olan bir camiaya Balıkesir’den dahil olmanın nasıl bir duygu olduğunu ifade eden Savaş, “Bunun olumlu ve olumsuz yolları var. Taşradan herhangi bir yere gidiyor olmak sempati uyandırıyor. ‘Vay be küçük bir şehirden de böyle bir yazar çıkmış’ sempatisi uyanıyor. Bunun dışında yazarlığımı küçümseyen çok kişi de olmuştu. ‘Taşradan, Anadolu’dan İstanbul’a gelmiş, burada yazarım diye hava atıyor’ diyenler de oldu. Böyle dedikodular kulağıma hep çalınırdı. Moralimin bozulduğu dönemler oldu fakat bunları aştım, direndim. Küçümsenmek hoş bir duygu değil. Ben bunları aştım ve şimdi artık arkamdan öyle konuşmuyorlar. Bilhassa ben bunu Balıkesir’e anlatmaya çalıştım. Balıkesir’de şöyle bir algı vardı; bizden adam yetişmez. Kendimi Balıkesir halkına kanıtlamam zor oldu. Bu bütün Anadolu şehirleri için geçerlidir. Mesela Urfalı bir arkadaşım da ‘Urfa’da da beni küçümsüyorlar’ diyor. Kendinizi önce kendi muhitinize kabul ettirmeniz zor oluyor. Tabi ki seçici de olmak lazım. Her eli kalem tutan ben yazarım diye dolaşmaya başlarsa orada da işin seviyesi düşer. Direnmek, azimli olmak ve çalışmak gerekiyor. Böyle olunca kendinizi muhakkak bir gün kanıtlayabiliyorsunuz” diye konuştu.

“YAZARIN KENDİ KARAKTERİNDEN ZİYADE ESERLERİNE BAKMAK GEREKMEKTEDİR”

Bir kişinin yazar olabilmesi için sahip olması gereken şeylerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Savaş, “Bazı mesleklerin sınırlarını çizmek çok zordur. Yazarlık bir meslek midir, bu bile tartışmaya açıktır. Herkes ben yazarım diyebilir. Onun ölçüsü şöyle olabilir; öldükten sonra okunmaya devam edecek mi? İlk ölçü budur. Bir kişi öldükten sonra unutuluyorsa, o kişi gerçek bir yazar değildir. Onun dışında, yazarın kendi karakterinden ziyade eserlerine bakmak gerekmektedir. Özel hayatı öyle ya da böyle olabilir, görüntü anlamında karizmatik olmayabilir ya da sosyetik bir hayatı olmayabilir. Fakat bunlardan ziyade yazarın eserlerine bakmak gerekmektedir. Usta bir kitap okuru, kitabın iyi ya da kötü olduğunu daha ilk sayfadan anlar. Ben ne kadar iyi bir yazar olsam da okurum olmadıktan sonra yazacaklarımın hiçbir anlamı kalmaz. Ben Balıkesir’de 25 yıl bakkallık yaptım. Kulağıma bu konu ile ilgili de birçok konuşma geldi. ‘Bakkaldan yazar mı olur?’ şeklinde. Ben yeni nesil genç arkadaşlarıma örnek olmaya çalışıyorum. ‘Ben bakkalken bunları başardıysam, siz üniversite mezunu yeni nesil olarak çok daha büyük işler yaparsınız’ diyorum” ifadelerini kullandı.

“OKUR KİTLEMDEN ÇOK MEMNUNUM”

Kendi yazarlığı ve eserleri ile ilgili Savaş, “Ben çok okunan, çok satan bir yazar değilim. Kendi camiamda daha çok okunuyorum. Türk Ocakları camiasında. Fakat okurlarım hep nitelikli okurlardır. Üniversite gençleri ve ocaklı gençler bilhassa da yüksek lisans, doktora seviyesinde okurlarım da vardır. Yüksek nitelikli okurlarım vardır. Ben de onlara göre yazıyorum. Okur kitlemden çok memnumun. Meşhur olmak, popüler olmak gibi dertlerim yok. Çünkü yazdıklarıma güveniyorum. 18 kitabımın 11 tanesi roman, diğerleri muhtelif çalışmalardır. Mesela George Orwell’ın 1984 romanı ile ilgili bir çözümleme yazdım. Onun haricinde Hüseyin Nihal Atsız’ın Ruh Adam adlı eseri ile ilgili bir çözümleme yazdım. Fakat aslında bir romancı olarak biliniyorum. 12. romanım da çok yakında çıkmak üzere” dedi. (ORKİDE ÜLKER / NİSA KIZILKAYA)


HABER VİDEOLARI






 
Son Eklenen Haberler