Deniz Şenli
Psikolojik Danışman

ÇOCUĞUNUZU YETİŞTİRİRKEN DOĞRU TUTUM HANGİSİ?

6 Haziran 2017, Salı

     

Merhaba,

Bu tür yazılar kişisel favorilerim arasında yer aldığı için her hafta farklı bir boyutuyla ele almaktan, kısacası “çocuklardan bahsetmekten” keyif alıyorum… Ancak bunu yaparken de sizleri sıkmamaya gayret ediyorum. Yazıyı okumaya başladıktan kısa bir süre sonra dayanamayıp esnemeye başlamanızı istemem…

Sevgili okurlar, anne ve babalar, çocuğunuzun hayatındaki yerinizin ve öneminizin bir kez daha farkında olmanızı rica ediyorum. Çocuk, yaşamındaki önemli insanların kendisi hakkında düşündüklerinden önemli ölçüde etkilenir. Bu noktada hem duygularınızı açıkça ifade edebilmeniz hem de çocuğunuza duygularını açıklama fırsatı vermeniz, kısacası birbiriniz hakkında neler hissettiğinizi konuşabilmeniz çok önemli. Sevecenlikle yaklaşılan, kabul gören bir ortamda yetişen bir çocuk, ergen olduğunda ilgilerinin farkına varıp yeteneklerini daha kolay geliştirecektir. Böylece, toplumsallaşmış, iş birliğine hazır, arkadaş canlısı, duygusal açıdan dengeli ve mutlu bir insan olma şansı da artacaktır. Bir ilişkide gücün nasıl kullanıldığı öncelikle kişilerin birbirlerini nasıl algıladıklarına (kabul ettiklerine) bağlıdır. Tıpkı sizlerin çocuklarınızı nasıl algılayıp, kabul ettiğinizdeki tutumlarınız gibi… Kullandığınız bu tutumların sıklığı ve yoğunluğu; çocuğunuzun gelecekteki kişiliği ve duygu durumuna atılan ilk adımlardır.

BASKIYI ÖDEŞME ARACI GÖRÜR

Mesela; baskıcı tutumda olan ebeveynler, söyleneni yapması için çocuk üzerinde güç kullanır, istediğini zorla yaptırmaya çalışır ve hatta inatlaşır çocukla. Veee korkunç son; olay amacından saparak bir güç meselesine dönüşmüştür bile… Aşırı korumak, kontrol etmek, sürekli akıl vermek, bağırmak, tehdit etmek, sevgiyi esirgemek, ceza, maddi ödül… Bunların hepsi baskıcı tutum yöntemleri içindedir. Çocuk, böyle bir tutumla karşılaştığında; korkup üzülebilir. Kendini değersiz hissedip, içine kapanabilir. İstekleri gerçekleşmediğinde ise sizden şimdiye kadar olan tüm intikamlarını almak için; yerlere yatar, bağırır, ağlar, isyan eder. Aslında o da kendi içindeki güç savaşının sınırlarını görmek istemektedir. Çünkü böyle durumlarda çocuk baskıyı bir ödeşme aracı olarak görüp anne-babasıyla olan iletişimini azaltır. Tepki olarak ağlama ve kaba kuvvetle sorunlarını çözme davranışları sergileyebilir. Gelecekte bencil ve doyumsuz olma ihtimali de yükselir. Anne-baba ise; çaresizlik, pişmanlık içinde bir sonraki istenmeyen davranışta ne yapacaklarıyla ilgili tasalanmaya başlamıştır bile…

Bir başka boyutuyla; davranış bilimciler, bilinçaltına giden gizli mesajlara baktıklarında; insanların sergilemekte oldukları davranışları ve kişilik yapılarını incelediklerinde bir şekilde geçmiş yaşamlarında otorite olarak kabul ettikleri; anne-baba, diğer ebeveynler, öğretmen vb. kişilerin tutumlarından etkilendiklerini görmüşlerdir. O halde çocuklar, olumlu/uygun iletişim ve disiplin yöntemleri kullanılarak yetiştirilmelidir. Peki kabul edilen ve kullanıldığında çocuklar üzerinde hem olumlu davranış hem de kişilik gelişimine katkı sağlayan tutum hangisidir? Bu hafta sizleri bu soruyla baş başa bırakıyorum. Haftaya görüşmek üzere…