Deniz Şenli
Psikolojik Danışman

Anne-baba-çocuk üçgeni

11 Temmuz 2017, Salı

     

Son günlerde, gerek yaşadığımız olaylardan gerekse bizim de çocukluk yıllarımızda kendi anne ve babalarımızdan gördüğümüz bazı davranış örüntülerinden kaynaklanan bir korku durumuyla karşı karşıyayız. Öyle ki birçok anne ve babada görülen ve çocukları ciddi anlamda sıkan, onlarda problem yaratan bir durum bu... Ama düşünüyorum da aslında ne çocuklar ne de anneler ya da babalar durduk yere bu problemle karşılaşmıyorlar bence. Bu tür sıkıntıları yaşayan çocukların anne ve babalarını incelediğimizde aynı problemin onlarda veya onların da anne-babalarında var olduğu bilgisine ulaşmak çok zor değil aslında. Tabii ki bu durum akşamdan sabaha oluşan bir durum değil ancak insanlar etrafında meydana gelen olaylardan etkilenip, bunları bilinçaltına yerleştirebilirler.

Anne, baba ve çocuk üçgeninde yaşanan, günlük hayatımızı zorlaştıran farklı sendromlardan bahsetmek mümkün…

 

Birçok çocuk yemek yemekten nefret eder ve resmen aç gezmeyi tercih eder çünkü sürekli bu kelimeyi duymuştur. Her sabah, her öğlen ve her akşam… bunu duyar hatta tok olsa da bunu duyar. Annelere göre yemek yemek tüm hastalıkları giderecek mucizevi bir formüldür. Aslında bu da bir tür korumacılık geliştirilmesidir ve anne, çocuğunun yerine bir şeyler yapmaya o kadar alışmıştır ki, adeta karnının acıktığını bile hissedebildiğini düşünür. Tabii ki çocuk bu durumdan hiç hoşnut değildir. Anne, çocuğu yemek yemediğinde hastalanacağını düşünür, yemek yemediğinde gelişiminin tam olmayacağını düşünür ve elinden geldiğince yedirmeye çalışır.

 

Bu davranış sonucunda da, çocukta yemek yemeye karşı bir direnç gelişir ki, sonunda yemek savaşlarına da rastlanmaktadır bu tür ailelerde. Özellikle ergenlik çağındaki çocuklarla ebeveynleri arasında bu yemek savaşlarına çok sık rastlamaktayız ve bu durum anne-çocuk arasının gerilmesine neden oluyor. Bu konuda annelere tavsiyem: “Bırakın çocuğunuz ne zaman acıkırsa o zaman yemek yesin!” Sizin onun acıktığını düşündüğünüz zaman da değil. Bu durum birçok anne tarafında fazla önemsenmeyen bir durum ama bu gerginlik yüzünden birçok anne ve çocuk arasında sıkıntı yaşandığına çok şahit olmuşsunuzdur...

 

Çocuklarımıza güvenmek, onların da bir birey olduğunu unutmayan tavırlar sergilemek onlar üzerinde olumlu etkiler yaratır. Tam tersi bir durum da ise dışarı çıkarken çocuğuna ardı arkası kesilmeyen uyarılar yapan anne- ki bunu çocuğunu sürekli uyarmazsa başına bir şey geleceğinden korkarak yapıyordur- az evvel sözünü ettiğimiz yemek yememe davranışını genelleyerek “yemek yemekten nefret etme” yerini “dışarı çıkmaktan korkmak” olarak alır. Anneler tabii ki de bunları çocuklarını düşündükleri için söylerler ama dürüst olmak gerekirse bu uyarıların altında yatan neden daha çok kendi bilinçaltındaki yaşantılarıdır diye düşünüyorum.

 

Çocukluğunu doyasıya yaşayan, ıslanan, üşüyen, kirlenen, yaşayan ve deneyimleri olan çocuklar yetiştirilsin istiyorum. Soğuk diye dışarı çıkıp arkadaşlarıyla oynayamayan, arkadaşları kardan adam yaparken kartopu oynarken onları adeta camdan izlemek durumunda kalan ve en önemlisi artık büyüdükten sonra çocukluğunda yaşayamadıkları aklına gelip ve kendi kendine hayıflanan çocuklarımız olmasın diye tüm endişem.

 

Değerli anne ve babalar, kısaca bu tarz tutumlarla büyütülen çocukların yaşayacakları durumun resmini çizmeye çalıştım sizlere… Hoşça kalın… Sevgiyle kalın…