“Aydın’ı parça parça birilerine vermek, katletmekle eşittir”

2 Haziran 2022, Perşembe 11:32

     


Gazeteci Emin Aydın’ın tvDEN’de hazırlayıp sunduğu Baş Başa programının konuğu Eski Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı ve inşaat yüksek mühendisi akademisyen Hüseyin Aksu oldu. Jeotermal projesi, kırsal kalkınma projesi ve Efeler’de yapılması planlanan birçok proje ile ilgili açıklamalarda bulundu. Aksu, “Aydın’ı parça parça birilerine vermek, katletmekle eşittir” dedi.

Aksu, “Bizim zamanında her türlü sorununu köklü bir şekilde çözdüğümüz Efeler Belediyesi, bugün çok ciddi sorunlar ile karşı karşıya. Neden? Çünkü alanı çok büyüdü. Yaklaşık 26 kat. Alan büyüdü, yetkiler değişti, imkanlar çoğaldı ama maalesef hizmet orada kaldı. Türkiye genelindeki gelişmeler Aydın’da kentsel anlamda yansımadı. Dolayısıyla biz bunları sürekli gündeme getirmeye devam edeceğiz” dedi.

“AYDIN’A BEŞ KURUŞ FAYDASI OLMAYAN BİR MODEL ORTAYA ÇIKTI”

Aydın Jeotermal projesi ile ilgili Aksu, “Bu projenin çalışmaları 1995-2000 yılları arasında yani yaklaşık 5 yıl sürdü. Araştırmalar, Amerika’dan gelen önemli bir misafirimiz, çok önemli bir kardeşimiz, profesör hocamız Birol Bey tarafından yürütüldü. Dünya Bankası’ndan alınan 1 buçuk milyon dolar bir kredi ile yapıldı ki o dönemde büyük bir paraydı bu. Devlet bile 1 buçuk milyon doların peşine düşüyordu. Fakat maalesef bu projeyi çöpe attılar ve Aydın’da çıkarttıkları bir Jeotermal Kanunu ile büyük sermayeye, Aydın’ın jeotermal kaynaklarına adeta peşkeş çekerek sadece ve sadece elektrik enerjisinde kullanılmaya başlandı. Çevreyi kirleten bir usulle önü açıldı. Aydın’a 5 kuruş faydası olmayan bir model ortaya çıktı. Bunları hep defalarca söyledik. Jeotermal projesinin bir ana kollektör sistemi etrafında bir kapalı devre jeotermal akışkanı Aydın ili genelinde her çevreye ulaşacak şekilde sirküle eden bir kollektör sistemi söz konusuydu. 4 etapta planlanmıştı. Biz bunun 1. etabı olan Aydın Merkez etabına başlamıştık. Siyasi nedenlerle sabote edildi, kaldık. Aydın Merkez yani Efeler etabı, kendi içerisinde aşamalara bölünmüştü. 3 fazda uygulanacaktı. Aydın’da Mimar Sinan Mahallesi ilk fazda jeotermal enerji ile ısıtılacak bir mahalle olacaktı. Altyapısını buna göre kurmaya hazırlanıyorduk. Kuyularımızı açmıştık, kollektörlerimizin hazırlıklarını yapmıştık. Aydın Merkez’de açılacak kuyu noktalarını etap etap Profesör Gürol Kılkış belirlemişti. Bütün bunlar planlanmış olmasına rağmen maalesef gerçekleştirilemedi. Bütün bunlar 20 yıldır hayal oldu. Hiçbir ey yapılamıyor. Bu proje Aydın’ın bir GAP Projesi olacaktı. Aydın’ın kalkınmasının ön şartı bu idi. Aydın Belediyesi’ne toplam 28 milyar dolar katkı sağlamış olacaktı. 28 milyar dolar o gün için çok büyük bir miktardı, bugün için de çok büyük bir rakam. Neredeyse Yunanistan’ın bütçesine eşit bir rakam. Bütün bunlardan mahrum kaldık” diye konuştu.

“TOPLUM ONLARI SUÇLAYIP KÖTÜ İNSAN OLARAK GÖSTERMEKTEN VAZGEÇECEKTİR”

Aksu, “Aydın’ı parça parça birilerine vermek katletmekle eşittir. Ben Sayın Milletvekillerimize, Sayın Belediye Başkanlarımıza bu konuda ricada bulunuyorum. Lütfen şu hazırlanmış olan bilimsel projeye sahip çıkın, Aydın’da uygulanması için adım atın, bir havza yönetim sistemi, bir havza birliği kurmak için girişimde bulunun. Bugüne kadar müktesep hak elde etmiş tüm jeotermal yatırımcıların hakları mahfuzdur. Onlar hiçbir zarar görmeyecektir. Onların gelirleri belki daha da artacaktır. Toplum karşısındaki ezilmişlikleri ortadan kalkacaktır. Toplum onları suçlayıp kötü insan olarak göstermekten vazgeçecektir. Herkesin yararına, herkesin kazanabileceği bir projeden bahsediyoruz. 1998 yılında Türkiye’nin ürettiği enerji 28 GW idi. Biz o günlerde hazırladığımız projeden sadece Aydın’dan 8 GW elektrik üretmeyi öneriyorduk. Yani Türkiye’de üretilen elektriğin 4’te 1’i kadar Aydın’da elektrik üretecektik. Türkiye bugün 100 GW üretiyor. 8 GW, Türkiye’deki elektriğin yüzde 8’i. Yine çok az değil. Milyarlarca dolar demek. Bütün bunları hesaplamıştık. Maalesef bu proje akim kaldı. Hala vakit geçmiş değildir, herkesi davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“BUNUN TEMELİ BİR TARIM REFORMUDUR”

Kırsal Kalkınma Projesi ile ilgili Aksu, “Nasıl şehirde çocuklar oyunasın diye park yapıyorsanız, aynı şekilde tarım arazilerinde de çevirip parklar meydana getiriyorsunuz. Bunlara ‘Tarım Parkları’ diyoruz. Efeler ilçesi için 16 adet Tarım Parkı öngörülmüştü. Her tarım parkı, oradaki toprak sahiplerinin örgütlendiği, belki kooperatifleştiği, belki şirketleştiği bir modeli temsil ediyor. Öyle bir sistem uyguladık ki tarım alanlarına toplulaştırmanın üzerine yeni bir ada ölçeğinde parselasyon yapıyoruz ve toplu halde tarım yapılmasını sağlıyoruz. Projenin amacı bu. Tarımsal alana yollar, sulama kanalları ve kurutma kanalları da planın içerisinde. Bu kanalların üzerine güneş kollektörleri koymak suretiyle güneş enerjisi üretimini öngörüyor bu proje. Şehire yakın kısımlarında da sera parselleri oluşturuluyor. 5 bin metrekarelik bir sera parselinde 50 metreye 100 metre. Zemin altında da bir yağmur suyu toplama deposu var. Doğanın bütün nimetlerini bir araya getirip toplayan organize bir sera bölgesinden bahsediyoruz. 5 bin metrekarelik parseller var. Köylüler veya mal sahipleri kooperatif şeklinde örgütleniyor. GES Santrali, depo ve konut yapımı için 10 yıl vadeli bir kredi sağlanıyor, inşa ediliyor. Bu krediyi de çok kolaylıkları geri ödeyebiliyor. Çünkü çok yüksek bir gelir elde ediyor hale geliyor. Kooperatif eliyle gübre, tohum, ürün planlama desteği, pazarlama desteği gibi destekler de sağlanıyor. Ürün planlama desteğinde kim ne ekecek hepsi planlanıyor. Sen lale ek, sen domates dik gibi planlamalar yapılıyor. Çünkü kooperatif onları bir sezon öncesinden satıyor. Hatta ihraç ediyor. Aldığı avans ile gübre desteği veriyor. Her şeyi maliyeti en aşağı çekecek şekilde düzenliyor. Organize sera bölgesi dediğimiz kavram böyle bir şey. Bu kavram etrafında uygulama yapıldığında akaryakıt gideri diye bir şey kalmıyor. Çünkü burada makinalar müşterek. Kimse makinaya yatırım yapmıyor. Makinalar elektrikli ve elektriği kendisi üretiyor ve artan elektriği devlete satıyor. Elektrik, seraların yanındaki 45 KW’lık santrallerden ve asıl elektrik kaynağı sulama kanalları, kurutma kanallarının üzerinde. Bu yapıldığı taktirde öyle bir gelir ortaya çıkıyor ki hiç kimsenin inanası gelmez. Hem orada bir evde oturuyorsun hem de ayda 50 bin tl gelir sağlıyorsun. Ayrıca dekar başına ayda 50 bin lira. Orası 5 dönüm. Yani ayda 250 bin lira kazanıyorsunuz. Bunlar hep fizibilite meselesi. Bu paranın büyük bir bölümü güneş enerji ile üretilen elektriğin devlete satılması ile geliyor. Bunun temeli bir tarım reformudur” dedi. (MEHMET AYDIN) 


HABER VİDEOLARI






 
Son Eklenen Haberler