İsmail ŞENLİ

Tabletli çocuklar

10 Ocak 2016, Pazar

     

Merhabalar. Görünmeyen, gösteren bir gazeteci olarak artık köşe yazılarımla da kendimi siz değerli okuyucularımıza gösterme kararı aldım ve bugünden itibaren bu köşede sizlerle olacağım.

***

Hayatımızın en değerli varlıkları çocuklarımız. Her şeyden önce onları düşündüğümüz, yeri geldiğinde yemeyip yedirdiğimiz, giymeyip giydirdiğimiz, üzerine titrediğimiz çocuklarımız.

Herkesin çocuğu kendi için değerlidir. Onları bebeklikten olgun bir insan oluncaya kadar çok çaba harcarız. İyi bir eğitim almasını, önemli bir mevkiye gelip kariyer sahibi olmasını isteriz. Ama günümüzde farkında olmadan çocuklarımızın geleceğini olumsuz yönde etkileyecek bir unsuru onlara kendi ellerimizle sunuyoruz. Bu öyle bir unsur ki aslında masum görünen ama zararı ileride ortaya çıkan bir unsur ve aynı zamanda bir tehdit. Bu tehdit gündelik hayatımızın vazgeçilmezi, şuan hemen hemen herkesin elinde bulunan tablet bilgisayarlar ve cep telefonları.

Artık sokaklarda, parklarda cıvıl cıvıl oynayan, koşuşturan çocuk sayısı giderek azalıyor. Çoğu bir kenara çekilmiş elinde tablet ya da telefonda oyun oynuyor. Etrafında olup bitenden habersiz. Bazılarımız "Benim oğlan 5 yaşında ama çok güzel bilgisayar kullanıyor" diye övünürken, kimimiz benim kız hiç yaramazlık yapmıyor ne güzel uslu uslu tabletiyle oynuyor diye seviniyoruz. Arkadaşlarıyla birlikte oynayıp, paylaşma ve yardımlaşma duygularını yaşayıp sosyalleşmesi gerekirken. Çocuklarımız tablet bilgisayar ve cep telefonları sayesinde sosyal paylaşım sitelerinde sosyalleştiğini sanıyoruz. Aslında asosyalleşiyorlar ve asosyalleştiklerinin farkında bile değiller, anne babalarda farkında değil.

Tablet bilgisayar ve cep telefonlarının hareketli ekranına alışmış beyin ve gözler, durağan haldeki bir kitaba, okuldaki tahtaya nasıl odaklanabilir ki? Ondan ileride nasıl bir başarı beklenebilir? Dünyanın zorluklarıyla ileride nasıl baş edebilir? Hiç düşündünüz mü?

Bazen görüyorum da bir çocuk otobüs seyahatinde elindeki telefon ya da tabletle oturmuş saatlerce oyun oynuyor. Ama yol kenarındaki ağaçları, dağları, kuşları, gökyüzünü, içinden geçtiğimiz şehirlerin güzelliklerini görme fırsatını kaçırıyor. Kısacası hayatı kaçırıyor. Ama o farkında değil ve bizler de değiliz.

Bu nedenle biz anne ve babaların şuan ki öncelikli görevlerinden biri çocuklarımızı bu sorundan olabildiğince uzak tutmaktır. Tamamen uzaklaştıralım demiyorum ama en azından da bir kısıtlama koyalım. Daha az kullanmalarını sağlayalım.

Çünkü çocuklarımız bizlerin geleceği aynı zamanda ülkemizin geleceği. Gelin çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğiyle oynamayalım.