“İlgiyle ve sevgiyle bir birey yetiştirmek hepimizin görevi”

27 Mayıs 2022, Cuma 10:21

     


Gazeteci Mehmet Aydın'ın tvDEN'de hazırlayıp sunduğu Güne Bakış programının konuğu Aydın İlgi Anaokulu Eğitim Koordinatörü Ayşe Işık Öztürk oldu. Kurumlarının faaliyetleri, okul öncesi eğitimin çocuk üzerindeki önemi ve pandemi döneminde geçirdikleri süreç ile ilgili açıklamalarda bulunan Öztürk, “İlgiyle ve sevgiyle bir birey yetiştirmek hepimizin görevi” dedi.

“ASIL EĞİTİM ANNE KARNINDA BAŞLAR”

İlgi Anaokulu’nun faaliyetleri ile ilgili Öztürk, “Kurumumuz 4 yıldan beri hizmet vermekte. ‘Sağlıklı ve mutlu çocuklar İlgi ile yetişir’ sloganımızla yola çıktık ve 4 yıldır Mimar Sinan Mahallesi’nde hizmet veriyoruz. Çocuk ne ister? İlgi ister. O yüzden biz ilgisiz bir birey yetiştirmek yerine, ilgiyle ve sevgiyle bir birey yetiştirmek hepimizin görevi diye düşünüyorum. Kurumumuz Milli Eğitime bağlı. Branş derslerimiz bulunmakta. Deneyimli, uzman kadrosuyla ve aynı zamanda velileri de işin içerisine dahil ederek, onlarla etkinlikler düzenleyerek, hem öğretmen hem veli hem de çocuk anlamında bireylerimize ileriki yaşamlarında bizleri yükseltecek olan çocuklarımıza en temel eğitimi sunmaktayız. Aslında okul öncesi dönem anne karnında başlar. Yani o dönemi yalnızca okula başladıkları süreç olarak algılamayalım. Aslında asıl eğitim anne karnında başlar. Duygusal yönden, sosyal yönden annenin her şeyini bebek aldığı için doğumdan sonra bu durum dış çevre ile beraber ilerlemeye başlıyor. Çocuk anne ve babasından gördüğü ilgiyi, şevkati ve deneyimlediği her şeyi bu sefer sosyal hayatına aksetmeye başlıyor. Bizler de eğitim kurumları olarak, öğrencimiz kuruma geldiğinde onlara sahip çıkıyoruz. Sevgimizi, şefkatimizi, en çok da güvenimizi onlara vurgulayarak da çocuğun öğrenmesi gereken, sosyal yönden de kendisini daha iyi ifade edebilmesi, ileriki yaşantısında özgün biri olmasını sağlamak en temel gayemiz” dedi.

“AYDIN’DA VELİLER TARAFINDAN BU KURUMLARA KARŞI POTANSİYEL SON DERECE YÜKSEK”

Öztürk, “Milli Eğitim Bakanlığımızın da üstünde durduğu bir konu olarak artık 5 yaş zorunlu bir hale geldi. Zaten 72 ay, çocuğun okula başlama evresi. Yani 1. Sınıf öğrencisi kabul ediliyor. Aydın’da çok fazla çalışan anne ve baba var. Çocuklarını anneanne ve babaanneden ziyade daha okul ortamında, öğretmeniyle beraber ve kurumdaki diğer bireylerle berber desteklenmesini istiyorlar. Burada da kreş gündüz bakımevleri gibi kurumlar devreye girmiş oluyor. Anaokulu dediğimiz kurumlar 36 aydan itibaren başlar. Bu süreçte çocuğunuz 24-25 aylıkken, okul öncesinde almak istediği programı kreş ve gündüz bakımevinde alabilir. Fakat 36 aylık olan bir çocuk artık eğitime hazırdır. Özgüven yeteneği olarak, duygusal yönde, psikolojik yönde çok daha açıktır. Öğretmenlerimizin bu konuda çok fazla görevleri var. Aydın’da veliler tarafından bu kurumlara karşı potansiyel son derece yüksek” diye konuştu.

“ÇOCUK BİREBİR GÖREREK VE YAŞAYARAK ÖĞRENİYOR”

Öztürk, “Biz anaokulların yükünü alıyoruz da diyebiliriz. Çünkü bu sefer sınıflarda çok fala yığılma oluyor. Çocuk orada kendisini ifade edemiyor. Kaybolup gidiyor arada. Belki de okula küsüyor. Çocuğun neye yatkın olduğunu o kalabalıkta anlayamıyoruz. Bizler de bunu biraz daha butik olarak, daha az öğrenciyle beraber, öğrencimizi ve velimizi daha iyi tanıyıp, çocuğumuzu ileriki yaşantısına daha da büyük faktörle ilkokula hazırlamak istiyoruz. Sadece çocuk geliyor, resmin yapıyor ve oynuyor değil bizim yaptığımız. Aslında çocuk birebir görerek ve yaşayarak öğreniyor” dedi.

“ÇOCUKLARIMIZI BU SÜREÇTE EĞİTİMDEN YOKSUN BIRAKMAK İSTEMEDİK”

Pandemi sürecinde kurum olarak yaşadıkları süreci değerlendiren Özkan, “Pandemiden sonra anne baba olarak, hatta bizler birey olarak bile bir boşluğa düştük açıkçası. Pandemi sürecinde internet üzerinden eğitim yapmaya çalıştık. Çocuklarımızı ekran başında da tutmaya çalışmıştık. Öğretmenlerimiz bu süreçte yoruldular. Fakat anne ve babalar, çocuklar, herkes zedelendi. Peki biz ne yaptık? Eğitim öğretime geri döndüğümüz zaman bakış açımızı değiştirmeye çalıştık. Evet, bir hastalık tüm dünyayı etkiledi. Fakat bizler çocuklarımızı nasıl daha iyi şekilde yönlendirebiliriz gibi sorulara çözüm aramaya çalıştık. Çocuklar ekran başında bu kadar vakit geçirmeye alışkın değillerdi. Öğretmenlerini de ekranda görünce sanki onun yanındaymış gibi tepki veriyor, çok şaşırıyorlardı. Ekranda öğretmenlerini görmeleri, onlar için büyük bir şeydi. 5 yaş grubu biraz daha büyük oldukları için çok bir şey yaşamadık. Fakat küçük yaş gruplarında ekranda öğretmenini görünce ‘Aaa! öğretmenim ekrana mı çıkmış’ gibi tatlı tepkiler aldık. Hatta ‘Öğretmenim seni çok özledim’ deyip ağlayan öğrencilerimiz bile oldu. Sonuçlar duygusal bir bağ kuruldu. Öğretmenine temas edemiyor, okuluna gidemiyor, aldığı eğitimden yoksun. Öğrenciyi ekran başında bir yere kadar tutabilirsiniz. Çocuklarımızı bu süreçte eğitimden yoksun bırakmak istemedik. Bunu telafi etmek inanın çok zor. Neticede bu çocuklar bir daha 3 yaşına gelmeyecekler. Öğretmenlerimiz ile beraber bu süreci en güzel şekilde atlatmaya çalıştık. Fakat yine de bu sürecin etkisi bir şekilde hepimizde kalacak” ifadelerini kullandı.

“AKTİF ÖĞRENME YOLUYLA ÇOCUKLARIMIZIN YAŞAYARAK VE YAPARAK ÖĞRENMELERİNİ SAĞLIYORUZ”

Kurumdaki eğitim metotları ile ilgili Öztürk, “3 yaş grubuna daha oyun etkili bir eğitim yöntemimiz var. Fakat bu oyunu serbest zaman olarak düşünmeyin. Biz daha aktif öğrenme yoluyla çocuklarımızın yaşayarak ve yaparak öğrenmelerini sağlıyoruz. Fakat 4-5 yaş gibi daha büyük öğrencilerimizde açıkçası biraz daha akademik yönden yoğun, daha matematiksel, akıl oyunlarına yönelik ve kodlamaya ağırlık vererek ilerliyoruz. 3 yaş grubumuzda onların daha çok bedensel fonksiyonlarına uygun, dil gelişimi yönünden neler verebiliriz bunlara bakıyoruz. Yani 3 yaş grubu diyerek çok küçük bir yaş grubu olarak görmeyelim. Onlar gerçekten pırlanta gibi öğrenciler. Bu yeni nesil, inanılmaz derece her şeyin farkında. Yani sizin ilgisizliğinizin farkında, yapıp yapmak istemediğinizin farkında ya da kendisinin ne yapmak istediğinin farkında. O yüzden bir etkinlik yaptırırken onların yaş grubuna ve ilgisine hitap eden bir şeyler olması gerekiyor. Jimnastik hareketlerinde bedenini geliştirici, bahçe etkinliklerinde onu daha koordine edebilen bir etkinlik olması gibi durumları göz önünde bulundurmaya çalışıyoruz” dedi. (ORKİDE ÜLKER / NİSA KIZILKAYA)


HABER VİDEOLARI






 
Son Eklenen Haberler