Prof. Dr. Mesut KIRMACI

TIBBİ BİTKİLER GERÇEĞİ

28 Ocak 2021, Perşembe

     

Son yıllarda özellikle kanser gibi hastalıkların artmasına bağlı olarak, farklı arayışların içerisine giren insanoğlu, doğal olan ürünlere daha fazla rağbet gösterir oldu. Bunu fırsat bilen medya fareleri özel kanallar açarak insanların zaaflarından yararlanma yolunu seçtiler. Bu anlamda çoğu kulaktan duyma laflara dayanan ve sonuçlarının nereye varacağını bilmeden “doğalsa zararsızdır” mantığıyla ellerine geçirdikleri her ürünü pazarlama yoluna gittiler. Özellikle tıbbi ve aromatik bitkileri mucize olarak gösteren bu şarlatanlar terkipler, karışımlar önererek halkın sağlığıyla oynamakta hiçbir sakınca görmemektedirler. Oysa doğru şekilde (doz, süre, kullanma şekli vb.) kullanılmayan doğal ürünlerin çok ciddi zararları olabilir. Bu konuda güvenilir kaynaklardan beslenmeyen tüketiciler paralarının yanında, sağlık açısından geri dönüşü zor problemlerle karşı karşıya kalabilirler.

Bugün kullanmış olduğumuz ilaçların hammadde kaynağının çok büyük bir kısmını bitkiler oluşturmaktadır. Örneğin aspirinin etken maddesi salisilik asit, söğüt ağacından, bir kalp ilacı olan digoxin ise yüksük otundan elde edilen etken maddeden üretilmiştir. Bu örnekleri bildiğiniz bitkiler üzerinden çoğaltmak mümkündür. Dolayısıyla bitkilerin tedavi edici yanları insanlığın dünya üzerinde yaşadığı andan itibaren bilinmektedir. Bitkilerin bu özelliklerini görmezden gelmek, modern tıbbı, tamamıyla reddetmek ile benzer özellik göstermektedir. Bugün ülkemizde dahil olmak üzere çok sayıda ülkede, tamamlayıcı tıp altında, bitkiler ve bitkilerden elde edilen maddeler tedavi amaçlı kullanılmaktadır.

Tıbbi ve Aromatik bitki kavramları beraber kullanılmakla birlikte aynı şeyler değildir. Aromatik bitkiler genellikle uçucu yağlar taşıyan bitkileri ifade eder. Bir bitkiye tıbbi demek için ise çok uzun süredir halk tarafından belirli hastalıklar için kullanıldığına ve etkin sonuçlar alındığına bakmak gerekir. Bu kullanımın bazı prosedürlerinin olması da şarttır. Bu bilgiler aynı zamanda, bitkilerin içerdikleri etken maddelerin belirlenmesi, hangi hastalıklar için kullanılabileceği ve nihayetinde ilaca dönüşebileceği yollarının da başlangıç aşamasını oluşturur. Bu nedenle saklı kalmış, modernleşme ile unutulmaya yüz tutmuş bu kullanımlar çok değerlidir. Anadolu’da ocak diye tabir edilen ve halkın tedavi amaçlı ziyaret ettiği yerler vardır. Burada tedavi eden kişiler el alma yöntemi ile başta bitkiler olmak üzere ilaç terkibinde kullandıkları malzemeleri (bu bazen hayvanlar da olabilir) ve hangi hastalık için kullandıklarını atalarından öğrenirler. Bu sayede bu kadim bilgiler kuşaktan kuşağa aktarılır. Lakin modern tıbbın gelişmesi, hastanelere kolay ulaşım ve ilaç şirketlerinin hasta olan insanları müşteri olarak görmesinden kaynaklanan kötüleme faaliyetleri bugün bu ocakların neredeyse yok olmasına neden olmuştur. Oysa şamanik kültürün uzantısı olan bu tedavi merkezleri, kültürümüzün önemli bir parçasıdır ve korunmalıdır. Bu bilinçten hareketle TUBA (Türkiye Bilimler Akademisi) başta olmak üzere, devlet tarafından desteklenen çok sayıda çalışma yürütülmektedir.

Tıbbi bitkilerin kullanımları farklılıklar gösterir. Burada önemli olan bitkiden en etkin şekilde faydalanmaktır. Örneğin adaçayı, kekik, biberi vb. kaynar suyun içerisine bırakılarak etken maddelerinin sıcak suya geçmesi sağlanır. Bu yöntem bilimsel olarak demleme (infüzyon) olarak isimlendirilir. Çay, ıhlamur, kış çayları vb. bitkiler ise bir müddet kaynatılır (Dekoksiyon) ve etken maddesinin suya geçmesi sağlanır. Ayva çekirdeklerini su içerisinde oda sıcaklığında bir gün bekletirseniz, (maserasyon) musilajımsı bir sıvı elde edersiniz (doğal cilt temizleyici). Tütsüler, buhurlar, kremler vb. çok sayıda kullanım şekli vardır. Burada unutulmaması gereken en önemli noktalardan biri yöntem ise, diğeri uygulama süresidir. Örneğin kaynatma yönteminde çok kaynatırsanız içeceğiniz sıvıya diğer istenmeyen maddeler (tanen vb.) geçeceğinden, hem içimi zorlaşacaktır, hem de zararlı olabilecek maddeleri vücudunuza alma ihtimaliniz oluşacaktır. Bu durum en bariz çayda görülür. Çok kaynatılma sonucu çaya geçen diğer maddeler, hazımsızlığa yol açmasının yanı sıra mide problemleri yaşamanıza da sebep olur.

Tıbbi bitkilerin kullanımı için dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır. Yukarıda yöntem ve süreden bahsetmiştik. Bitkinin hangi kısmının (kök, gövde, yaprak, çiçek, meyve, toprak altı kısımları vb) kullanılacağı bilmek çok önemlidir. Yine kullanım dozu, en dikkat edilmesi gereken hususlardan bir tanesidir. Bir tutam kişiye göre değişen bir kavramdır. Çok bilindik bitkileri (nane, adaçayı, kekik, ıhlamur vb.) dahi kullanırken aşırıya kaçmamak gerekir. Yine bitkinin toplanma zamanının (sabah, öğle, akşam, hatta gece) bilinmesi, etken maddeyi maksimum almak açısından son derece önemlidir. Bitkileri güvenilir kaynaktan almaya dikkat etmelisiniz. Eğer konu hakkında yeterli bilgiye sahip değil iseniz satıcıya güvenmek zorundasınızdır. Bu da suistimale açık bir konudur. Yakın zamanda yaşadığım bir anıyı paylaşmak istiyorum. Bir mekânda adaçayı siparişi verdim ve sıcak suyun içerisinde 3 dal bitki getirdiler (demleme poşetleri içerisinde satılanları kesinlikle tercih etmemenizi öneririm). Mekân sahibini çağırdım ve getirdiği bitkinin adaçayı değil, laden (Cistus sp.) olduğunu söyledim. Hocam nasıl olur hep aynı kişiden alıyoruz dedi. Bak dedim adaçayı ballıbabagiller ailesindendir (kekikler, biberiye, mercan köşk, nane, fesleğen, melisa vd.) ve bu ailenin en önemli özelliği gövdesinin dört köşe oluşudur (sizde rahatlıkla kontrol edebilirsiniz, eğer yuvarlak ise başka bir çay içiyorsunuz demektir) dedim. Hocam çok özür dileriz mutlaka ilgileneceğiz dedi. Akdeniz ikliminde yetişen bitkilerin genel şekilleri birbirlerine benzeyebilirler. Hele kuruduklarında sizlerin bunları ayırt etmeniz imkansızdır. Bir diğer konu ise kurutma ve depolama koşullarıdır. Yapılan çalışmalarda kötü koşullarda kuruyan bitkilerde çok sayıda mantar ve küf örneğine rastlanmıştır. Ayrıca bitkilerin toplandıkları yerde çok önemlidir. Şehirlerarası trafiğin çok yoğun olduğu yol kenarından toplanan papatyanın kullanımından fayda beklemek oldukça düşündürücüdür. Bitkiler biyoremidasyon özelliklerinden dolayı ortamda bulunan ağır metalleri bünyelerinde biriktirebilirler. Bir diğer konu ise, tıbbi bitkilerin alerjisi olan kişiler tarafından kullanılmaması gerektiğidir. Yine bazı ilaçlarla etkileşimli olabilecek, greyfurt gibi meyvelerin kullanımına çok dikkat etmek gerekir. Özellikle kemoterapi alan ve pıhtılaşma problemleri olan hastaların tıbbi bitkilerden uzak durmaları önerilir. İçerisinde ne olduğu belli olmayan kış çaylarından uzak durmanızı öneririm. Bunun yerine küçük bir araştırma ile edineceğiniz bilgiler ile kendi kış çayınızı hazırlayabilirsiniz. Yine 10 yaşına kadar olan çocuklarda bitkisel maddelerin kullanımında dikkatli olmak gerekir. Özellikle doktora gitme korkusundan dolayı kulaktan dolma sözlerle tıbbi bitkileri kullanmaktan da kaçınmalıyız.

Tıbbi bitkiler, tıbbın alternatifi olamazlar. Lakin unutulmaması gerekir ki sizin bağışıklık sisteminizi güçlendirerek hastalıklara yakalanmamanızı sağlayabilirler. Yani yukarıdaki hususlara dikkat etmeniz durumunda, tıbbi bitkiler tedavi edici ve koruyucu olarak kullanılabilirler. Bu konuya ilgi duyuyor iseniz biraz araştırma ile size ne sattığı belli olmayan aktarlardan daha yetkin olabilirsiniz. Bugün aktar açmak için herhangi bir yüksekokul veya fakülte bitirmenize gerek yoktur. Bakkal açma kriterlerini yerine getirmeniz yeterlidir. Bu da ortalıkta insanların sağlığıyla oynayan kişilerin çoğalmasının en önemli nedenidir. Unutmayınız 15 TL'ye 100 ml badem yağı, kayısı yağı vb. almanız imkânsızdır. Bu ürünler %99 tahşiş (olması gerekenden farklı olan) üründür. Ek olarak birçok uçucu yağı saf olarak kullanmanız cildinizi ciddi anlamda tahriş eder. Bu nedenle uçucu yağlarla herhangi bir formülasyon hazırlamak istiyorsanız mutlaka taşıyıcı olarak sabit yağlardan (badem yağı, susam yağı, zeytin yağı vb.) yararlanmanız gerekmektedir. Ayrıca bazı yağlar da fototoksik etkiye sahip olabilirler (greyfurt, portakal, limon, vb.). Bu yağların kullanımından sonra belirli bir süre güneş ışığından uzak durulması gereklidir. Diğer önemli bir hususta da bazı uçucu yağlarda bulanan etken maddelerin yüksek konsantrasyonlarda bulunmasından dolayı çocuklarda ve hamilelerde kullanımına dikkat edilmesi gerekliliğidir.

Son olarak ne zaman doğadan uzaklaştık, o vakit mutsuzluğumuz arttı. Ne vakit doğaldan ayrıldık, sağlığımızı kaybettik. Ne vakit bilgiyi bıraktık, cahilin sözcüsü olduk. Herşey bağışıklık sisteminizin güçlü olmasına bağlı. Vucudunuza aldığınız şeyleri bir ritüelle alısanız, su dahi içseniz mutkala tıbbi anlamda faydasını göreceksinizdir. Bu nedenle şükrü hayatınızın her anına almak, dua etmek, meditasyon yapmak, en önemlisi de stresten uzak durarak hayata olumlu bakmak, sizi bir çok hastalıktan koruyacaktır. Sağlıklı bir hayat sürmeniz umuduyla.