Takip Et

SON DAKİKA

Av. Zeki Aktuğ
[email protected]

YARGI PAKETİYLE GELEN DEĞİŞİKLİKLER VE ELEŞTİRİSİ

29 Şubat 2024, Perşembe

     

Önceki yazımızda 8. Yargı Paketinin içeriğiyle ilgili söylentileri ve eleştirileri dile getirmiştik. İktidarın meclise sunduğu ve 8. Yargı Paketi olarak da anılan Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Başkanlığına sunuldu.

Kanun teklifinde Ceza Muhakemesi Kanunundan İcra İflas Kanununa, Türk Medeni Kanunundaki vesayet hükümlerine, KVKK ve Türk Ceza Kanununa dair değişiklikler göze çarpıyor.

Değişiklikle; İcra ve İflas Kanunu'nun kanun yollarına başvuru bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na uyumunun sağlanması  amacıyla taraflar, mahkeme kararlarının tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde istinaf yoluna, istinaf incelemesi üzerine verilen karara karşı da tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yoluna başvurabilecek.

Anayasa Mahkemesi kararı bağlamında Türk Medeni Kanunu'nda yapılan değişikliğe göre, resmi sağlık kurulu raporunun alınabilmesini temin amacıyla kişinin vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle kıl, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilecek. Kişiye gerekli tıbbi müdahaleler yapılabilecek ve gerektiğinde kişi, hekim ön raporu üzerine en fazla 20 gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilecek. Hekim ön raporu üzerine verilen yerleştirme kararı derhal ilgiliye ve yakınlarına bildirilecek. İlgili veya yakınları, bu karara karşı bildirimden itibaren 10 gün içinde denetim makamına itiraz edebilecek. Yapılan itiraz, kararın icrasını durdurmayacak. İtiraz, denetim makamınca ivedilikle karara bağlanacak

Ceza Muhakemesi Kanunu'nda ise hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamında, sanığa yüklenen suçtan dolayı yargılama sonunda hükmolunan ceza, 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklı kalacak. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edecek.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekecek.

Ayrıca kanunlarda kesin olduğu yazılı hükümler saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilecek. 1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında itiraz yoluna başvurulabilecek ve bu itirazlar, değişiklikten önceki hükümlere göre sonuçlandırılacak. Yine İstinaf ve temyiz başvuru sürelerinde uyum sağlanması amacıyla Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişiklikle istinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren 2 hafta içinde yapılabilecek.

Türk Ceza Kanunu'nda yapılan değişikliklerden en dikkat çekici olanı ise, suçla daha etkin mücadele edilebilmesi ve caydırıcılığın sağlanması amacıyla bir günlük adli para cezası alt tutarı 20 liradan 100 liraya, üst tutarı ise 100 liradan 500 liraya yükseltilecek.

Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri dikkate alınarak örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiili bağımsız, ayrı bir suç olarak düzenleniyor. Buna göre, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilecek. Bu hüküm sadece silahlı örgütler hakkında uygulanacak.

Örgüt adına suç işleyen kişi, hem işlediği suçtan hem de örgüt adına suç işlemeden ayrı ayrı cezalandırılacak.

Bu düzenlemeler 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girecek.

Değişikliklerin uygulamada nasıl sonuç vereceğini önceden sezmek güç. Ancak iktidarın meclise getirdiği yargı paketinde çok ilginç bir husus Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının gereğinin yerine getirilmesi.

Daha geçen günlerde yaşanan AYM- Yargıtay krizi ve siyasilerin AYM hakkında yaptığı açıklamalar gündemden düşmemişken tüm yargı paketinin gerekçesi Anayasa Mahkemesi kararlarına atıflarla dolu olması enterasan. Sonuç itibariyle AYM kararları bağlayıcılığı itibariyle zaten atfa ihtiyaç duymamakta.

Ayrıca yukarıda değişiklikler kısmında değinmediğim ve sadece eleştirmekle yetineceğim iki değişiklik de KVKK ve TMSF ile ilgili düzenlemeler.

Buna göre teklifle, özel kişisel verilerin rızaya gerek olmadan işlenmesi ve yurt dışına aktarılmasına ciddi istisnalar getiriliyor. Ancak bu istisnaların nasıl belirleneceği, verilerin nasıl işleneceği, hangi verilerin ne şekilde yurt dışına aktarılacağı ve bu durumda bireylerin kişisel verilerinin korunması için hangi güvencelerin bulunduğuna yönelik açık bir düzenleme maalesef bulunmamakta.

Ayrıca yine değişiklikle suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt, silahlı örgüte silah sağlama, terörizmin finansmanı suçlarının bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde yargı mercilerince kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl süreyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyım olarak atanabileceği düzenlenmişse de TMSF tarafından el konulan şirketlere kayyum olarak atanan kişilere böylesine bir sorumsuzluk zırhı verilmesi, bu şirketlerin bu kişiler tarafından keyfi yönetilmesine ve her türlü suistimalin yapılabilmesi ihtimaline de göz kırpıyor.

Açıkçası yeni yargı paketi süslenmiş, renklenmiş değişikliklerle dolu olsa da nitelik itibariyle iç açıcı değil. Vatandaşların ve hukukçuların ifade ettiği sorunlar ve adalet örgütümüzle ilgili onca sorun ne yazık ki pakette yer bulmadı. Yer bulanlar da yarayı iyileştirecek cinsten değil veya anlamsız. Özellikle KVKK ve TMSF ile ilgili değişiklik teklifinin Mecliste reddedilmesi veya tekrardan görüşülmek üzere geri gönderilmesi gerekmekte.