Dr. Altuğ KARAKÖSE

Ser ver de sırrını verme sakın!

21 Mayıs 2015, Perşembe

     

İslam felsefesinin az bilinen, hakkında yazılı metinlerin pek bol olmadığı bir yoldur BEKTAŞİLİK. Yurtdışında Balkanlarda oldukça yaygındır. Makedonya ve Arnavutluk ta Bektaşi Dergâhları yaygındır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Gül Baba Budapeşte’ye yerleşmiş ve Bektaşiliğin yayılmasında etkili olmuştur.

Hacı Bektaş Veli hazretlerinin yolundan gidenler kendi öğretilerini sırlar üzerine kurmuşlardır. Gizli biçimde ele alınan, söze dökülemeyen, kelimelerle ifade edilemeyen bu sırlar, felsefi anlamda zahir-batîn paradigmasına dayanır. Bu paradigmaya göre Kuran'ı Kerîm'in tüm ayetlerine ve tüm hadislere de genişletilebilecek gizli bir mana söz konusudur. Ehli batîn gönül gözüyle bakıp kendilerini çevreleyen şeylerin özünü keşfedenlerdir, oysa ki ehli zahir genellikle şeylerin gözle görünen boyutunun ötesine geçemezler.

Bir Osmanlı Sultanı Bektaşilerin sırrını çok meraktan etmiş. Veziri Server dedeyi bu sırrı öğrenmek le görevlendirmiş. Server dede Bektaşi dedelerinden ikrar aldıktan sonra bu yolda hızla ilerlemiş. Sırasıyla tarikat, şeriat, hakikat ve marifet mertebelerinden geçmiş. Cemal ve Aşk makamlarına varmış. Ve nihayet sultanın huzuruna varmış. Bektaşilerin sırrını bildiğini söylemiş. Sultan sırrı açıklamasını emredince şöyle cevap vermiş. "Size bu sırrı ifşa etmem imkansız. Onun için izninizle sırrı bir kağıda yazıp dilimin altına koyayım. Siz de benim başımı vurdurup kağıdı alın " Sultan Server dedenin dediğini yapmış. Dilin altından çıkan kağıtta şunlar yazılıymış. 

"Müşgülgam imiş aşk, nihan eylemek olmaz,

Müşkül o ki her sırrı beyan eylemek olmaz,

Ağzım ne ararsın, beni mestane mi sandın,

Ser vermek olur, sırrı beyan eylemek olmaz,

Bir ah ederek kalbimde nahibi tepelerdim,

Amma nideyim Kàbe’de kan eylemek olmaz,

Hak erenler haline imdat ede,

Ser verip sır vermeyen Server dede"

Bektaşilik bu fakirin satırlarına sigmayacak büyük bir derya, ben sadece sır vermeyip kelle veren inanç güçlülüğünü vurgulamak istedim. Hani meşhur hikayedir. Bektaşi Mevlevi’ye sormuş "Derviş sizde ibadet nicedir" Mevlevi yanıtlamış. "Biz hak der döneriz. " Bu kez Mevlevi Bektaşi ye sormuş. "Baba erenler sizde ibadet nasıldır?" Bektaşi cevap vermiş. "Biz Hak Dedik mi Dönmeyiz"

Işığınız bol olsun!



Yazarın Tüm Yazıları
MASAL BU YA, YA DA YİĞİDE NEYLER ZULÜM
Işığınız bol olmasa mı acaba?
Çiğ insandan uzak, çiğ süte yakın yaşa!
BEYNİNİZİ CANLI TUTUN
AKILLI DEMOKRASİ
AKILLI ŞEHİR
Aydınspor
Ensenizi karartmayın
ŞAHİN BAŞKAN !
Andorra Prensliği
Sezonumuz başlıyor
ŞEMSİ TEBRİZİ'NİN 40 KURALI!
ALSANCAK GÜNLERİM!
İNNOVASYON!
HATIRŞİNAS !
BAŞIMIZ SAĞOLSUN!
IPARD – TKDK Hibeleri
İnanç ve felsefe
Aforizmalar
Margarin
Karadutum çatalkaram
ZE MAYS: Mısır'ın Tehdit Zinciri
Sakın geç kalma erken gel
Eğitimde geleneksel efsane
Tülü festivali
Baba oğluna vermez
Beyaz Kral!
Sağlam kafa için sağlam vücut
Geç kalmayın
Unut gitsin!
Kaybetmek için kaybetmelisin
Çocuktuk ve Ramazan'dı!
Sıkıntıyı yağla sav gitsin
Çölde bir vaha
Ser ver de sırrını verme sakın!
Uyuyakalmayın
Yanarken Dikkat
Hipertansiyon
İslam ve içki
PULYA kuşları!
Cavur cuvarası
Mor cepkenliler!
Ağır ağır!
Yerel Liderler!
AFS/Türk kültür vakfı
Ambulans şoförlerinin mucizesi!
Aydın Futbolunun Mihenk Taşı!
Xena-Zeyna-Savaşçı Prenses
Şeker mi ağu mu?
Urgancılar ayırın tülüleri
Çanakkale geçilmedi şehidim
Divinum est opus sedare dolarem*
Uçan Payanda
Işık yok!
Geçmiş zaman olur ki hayali cihana değer!
Siyasi Pazarlama ve Satış
Kanser hücrelerinin katili bulundu
BAL'lı olmak ayrıcalıktır
Emniyet sübabı
Yorumsuz
Dakleşme benlen haşkeş gibiyem
Tarım fuarları ve aile çiftçiliği
Alışveriş Azizi
Def-i hacet kapağı
Ölmez ağacı
Nadide Ladin
Oturmayın
Çineli olmak
Alt Yapı
Merhaba