Dr. Altuğ KARAKÖSE

Divinum est opus sedare dolarem*

17 Mart 2015, Salı

     

Ağrı dindirmek tanrı sanatıdır. Başlıkta Hipokrat’ın bu sözünü kullandım. İlk çağlardan beri sağaltıcılar insanların sağlık sorunlarına çözüm bulmak için her yolu denemişler...Başarı öyküleri efsanelere konu olmuş. Örneğin; istanbul Tıp 1915-16 döneminde hiç mezun verememiş. Çanakkale ye gönüllü giden tıp öğrencilerinden geri dönen olmamış. 14 - Mart-1919 da işgal kuvvetlerine karşı ilk gösteriler tıp bayramı adı altında düzenlenmiş.

Ama devir değişti. Bu hekimlik mesleğini hekim den gayri herkes yapar oldu. Ağrı dindirme işi eczane kalfasına, aile planlaması yüksek bürokrasi ye, fizik tedavi hacamatçılara, akıl ve ahlak yobazlara, bilim ve tıbbi teknoloji çok uluslu şirketlere terkedildi.

Toplumsal olaylarda sağlık hizmeti sunan hekimler yargılanıyor. Pek çok meslektaşın umurunda değil. İntihalle Doçent, Profesör olan insanlar yönetici oldular , hekimler yine tepki siz.

Yaşam hakkını savunmak bir hekimin doğal duruşudur, ama sokakta öldürülen çocuklara da sahip çıkamadık.

Doğal olarak bu boşluk başka başka parazitler tarafından dolduruldu. Bu mesleğin kutsallığı sermaye ye kurban edildi. İtibarı bilinçli olarak erozyona uğratıldı.

Mussolini'nin İtalya’sındaki gibi, yurdun her köşesinde mantar gibi tıp fakülteleri açıldı ve yeterliliği şüpheli hekimler mezun edildi.

En zor ve meşakkatli eğitimle yetişen hekimler yer yer dövüldü, sövüldü, vuruldu ve öldürüldü. Yoğun nöbet ve iş yükü ile depresyonda yaşayıp depresyon tedavi etmeye çalıştılar.

Geldiğimiz nokta şu; bizim öğrenciliğimizde tıp öğrencileri parmakla gösterilirken, bugün ben kendi evlatları mı doktor olmaya ikna edemez haldeyim.

Tıp bayramı için bu yazıyı Sn Çağlayan Üçpınar’ın Facebook’taki enfes makalesinden yer yer alıntıladım.

Gönlüm 1915 te cepheye giden kahraman tıbbiye öğrencilerinin ruhunun geri dönüp bizleri bu toplum ve bu kutsal meslek için elini taşın altına koymaktan çekinmeyen bireylere dönüştürme sinden yana...



Yazarın Tüm Yazıları
MASAL BU YA, YA DA YİĞİDE NEYLER ZULÜM
Işığınız bol olmasa mı acaba?
Çiğ insandan uzak, çiğ süte yakın yaşa!
BEYNİNİZİ CANLI TUTUN
AKILLI DEMOKRASİ
AKILLI ŞEHİR
Aydınspor
Ensenizi karartmayın
ŞAHİN BAŞKAN !
Andorra Prensliği
Sezonumuz başlıyor
ŞEMSİ TEBRİZİ'NİN 40 KURALI!
ALSANCAK GÜNLERİM!
İNNOVASYON!
HATIRŞİNAS !
BAŞIMIZ SAĞOLSUN!
IPARD – TKDK Hibeleri
İnanç ve felsefe
Aforizmalar
Margarin
Karadutum çatalkaram
ZE MAYS: Mısır'ın Tehdit Zinciri
Sakın geç kalma erken gel
Eğitimde geleneksel efsane
Tülü festivali
Baba oğluna vermez
Beyaz Kral!
Sağlam kafa için sağlam vücut
Geç kalmayın
Unut gitsin!
Kaybetmek için kaybetmelisin
Çocuktuk ve Ramazan'dı!
Sıkıntıyı yağla sav gitsin
Çölde bir vaha
Ser ver de sırrını verme sakın!
Uyuyakalmayın
Yanarken Dikkat
Hipertansiyon
İslam ve içki
PULYA kuşları!
Cavur cuvarası
Mor cepkenliler!
Ağır ağır!
Yerel Liderler!
AFS/Türk kültür vakfı
Ambulans şoförlerinin mucizesi!
Aydın Futbolunun Mihenk Taşı!
Xena-Zeyna-Savaşçı Prenses
Şeker mi ağu mu?
Urgancılar ayırın tülüleri
Çanakkale geçilmedi şehidim
Divinum est opus sedare dolarem*
Uçan Payanda
Işık yok!
Geçmiş zaman olur ki hayali cihana değer!
Siyasi Pazarlama ve Satış
Kanser hücrelerinin katili bulundu
BAL'lı olmak ayrıcalıktır
Emniyet sübabı
Yorumsuz
Dakleşme benlen haşkeş gibiyem
Tarım fuarları ve aile çiftçiliği
Alışveriş Azizi
Def-i hacet kapağı
Ölmez ağacı
Nadide Ladin
Oturmayın
Çineli olmak
Alt Yapı
Merhaba