Uzman Klinik Psikolog Halil Utku ALTIN
halilutkualtin@gmail.com

Kardeş kıskançlığı

28 Nisan 2017, Cuma

     

Kardeş kıskançlığı, çocuğun anne ve babasını başkalarıyla paylaşamamasından doğan üzüntü, öfke, nefret ve intikam alma düşünceleri ile birlikte görülen bir durumdur. Kardeş kıskançlığı, yeni doğan çocuğun doğumu ile birlikte anne ve babanın tutumunda meydana gelen değişikliklere, çocuğun anne ve babası ile olan ilişki şekline, çocuğun yaşına, yeni kardeşin çocuk üzerinde yarattığı olumsuz düşüncelere bağlı olarak gelişebilmektedir.

Kıskançlık nedeniyle çocukta bazı gerilemeler görülebilmektedir. Büyük olan çocukta emekleme, bebekçe konuşma, alt ıslatma, tırnak yeme, parmak emme, kekemelik, anne veya babaya aşırı bağlılık gibi belirtiler görülebilmektedir. Çocukta bir tepki göstergesi olarak anne veya babadan uzaklaşma, içe kapanma ve yemek yememe başlayabilir. Kabus gördüğünü söyleyerek anne veya babasının yanında yatmasını isterler. Yeni kardeşin doğumu ile birlikte çocuk, anne ve babasına sık sık kendisini sevip sevmediklerini sormaya başlarlar.

Kıskanmak evrensel bir duygudur. Anne ve baba olarak çocuğunuzun bu duygusundan dolayı suçlamak, eleştirmek olumsuz bir tutum olacaktır. Aile, doğumdan önce kardeşi olacağını çocuğa söylemelidir. Büyük olan çocuğun alışık olduğu ev düzeni olabildiğince korunmalıdır. Bebek için alınan eşyalarda çocuğun da fikirleri alınarak, aile içerisinde bütünlük sağlanabilir. Anne ve baba, aralarında iş dağılımı yaparak ebeveynlerden biri bebekle ilgilenirken diğer eş çocukla ilgilenebilir. Bu durum çocuğun kendisiyle de ilgilenildiğinin hissettirilmesini sağlar. Büyük çocuğa, kardeşinin daha küçük olduğu, henüz kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacağı belirtilmelidir. Kardeşi doğduktan sonra, sen abisin, ablasın gibi sözlerle çocuk büyüklük kalıpları içerisine sokulmamalıdır. Unutmayın ki hala çocuktur. Kardeşler arasında kıskançlığın meydana geldiği durumlarda, onları birbirlerinden uzaklaştırmak yerine yakınlaşmalarını sağlayacak aktivitelerin yaratılması sağlanabilir. Anne ve babaların çocukları arasında ayrımcı cümleler kurmamaları gerekir. Ailenin bir bütün olduğu, aile içerisinde hissettirilmelidir. Ebeveynlerin çocuklarıyla, olabildiğince fazla iletişime geçmeleri gerekmektedir. Büyük çocuğa ev içerisinde verilecek ufak görevler sayesinde, çocuk kendisini güvende hisseder, evin bir ferdi olduğu duygusunu pekiştirir (kardeşine ninni söyletmek, banyo yaparken su dökmek, bezini getirmesini istemek). Anne babalar kardeşler arasındaki, fiziksel şiddete dönmeyen durumlarda anlaşmazlıklarının kendilerinin çözmelerini sağlamalıdır. Çocuklar iyi geçinme konusunda motive edilmelidirler. “Ne kadar iyi anlaşıyorsunuz” gibi cümleler çocukların birlikte anlaşmaları konusunda motive eden bu övgünün hakkını vermeye çalışırlar. Ayrıca kardeş doğmadan önce çocuğun aile büyükleri (dede, babaanne, anneanne), kreş, anaokulu gibi yan destek olacak kişilerle ilişkisi güçlendirilmelidir. Çünkü kardeş doğduktan sonra, anaokulu ve kreşe gönderilen çocuk evden uzaklaştırıldığını düşünerek gitmek istememeye, tepki göstermeye başlar. Bu tepkilerin önüne geçmek için ilişkilerin kardeş doğmadan önce güçlendirilmesi önerilir.