Uzman Klinik Psikolog Halil Utku ALTIN
halilutkualtin@gmail.com

Sizlerden gelen sorular

5 Mayıs 2017, Cuma

     

Merhaba sevgili Denge okurları.

Mail adresime göndermiş olduğunuz soruları tek tek okuyup cevaplamaya çalışıyorum. Ancak soruyu soran kişilerden izin alarak önemli soruları ve cevaplarını bu köşeden yayınlamak istiyorum. Bundan sonra 2 haftada bir, sizlerden gelen soruları bu köşeden yanıtlamaya çalışacağım. Sorularınızı halilutkualtin@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Ben T.K. 24 yaşında üniversite öğrencisiyim. Okulumda bazı derslerde konu anlatmak zorundayım. Ancak kalabalık karşısına çıktığımda sesim titriyor, konuşmaktan utanıyorum, dinleyen kişilerin bana güldüklerini düşünüyorum. Bu problemime anlam veremiyorum. Bu olayın nasıl üstesinden gelebilirim?

Kişilerin başkaları tarafından yargılanıp küçük duruma düşeceği, rezil olacağı, beğenilmeyeceği, alay edileceği düşüncelerinden dolayı belirgin ve sürekli bir korku halinde olmasına sosyal fobi denir. Size önerim topluluk önünde konuşma yaparken, dinleyicilerle göz teması kurarak düşüncelerinizi kendi içinizden dışarıya odaklamaya çalışın. Kalabalık ortamda konuşma yaparken sosyal fobisi olan bireyler, kendi iç düşüncelerine, seslerine, duruşlarına gereğinden fazla odaklandıkları için performans kaybı yaşıyorlar. Bu da kaygılarının artmasına neden oluyor. Sizi korkutan, gerçekleşmesinden korktuğunuz olayları, düşüncelerinizi en hafiften en ağıra doğru sıralayıp kademeli olarak bu düşüncelerinizle çalışmanızı öneririm. Ayrıca gerçek dışı beklentiler ile “çok iyi konuşmalıyım, heyecanlanmamalıyım” gibi düşünceler sizi baskı altına alıp kaygınızın daha da artmasına neden olmaktadır. Unutmayın, herkes, kalabalık bir ortamda konuşma yaparken heyecanlanır. Bu, sadece size özgü bir duygu değil. Bu, çok insani ve normal bir duygudur. Kimisi yanlış duygu ve düşüncelerinin esiri olurken, kimisi bu düşünceleri üzerinde hakimiyet kurabilmektedir. Son olarak korkularınızın farkına varıp onlardan kaçmak yerine bu korkularınızın üzerine gidip sakin zamanlarınızda bu düşüncelerinizi çözmek için adım atmanızı öneririm.

Ben S.Ö. 32 yaşında evliyim. Eşim, son zamanlarda sosyal medya bağımlısı oldu diyebilirim. Facebook, İnstagram, Twitter gibi sosyal medya araçlarını elinden bırakamıyor. Yemek yerken bile bunları kontrol etme ihtiyacı duyuyor. Bu konuda ne yapabilirim?

Öncelikle eşinizin bu durumunu fark etmesi gerekir. Eşinizin gün içinde sosyal medyada geçirmiş olduğu süreleri kaydetmesini isteyebilirsiniz. Bu sürelerin fazlalığını görmesi eşinizin farkındalığını artırabilir. Ayrıca eşinizin sosyal medya kullanımının artmasının altında yatan sebepleri düşünmenizi istiyorum. Eşiniz, gerçek sosyal hayatında bulamadığı sevgi, ilgi ve anlayışı sosyal medya üzerinden ulaşıyor olabilir. Eşiniz ile günlük konuşma süreleri, birlikte vakit geçirme zamanları planlayın. Bu planlanmış sürelerde ikiniz de telefonlarınızı yanınızda bulundurmamaya çalışın. İnsan, doğası gereği somut bir sarılmayı, ilgiyi, dokunmayı sanal ilgiye tercih eder. Eşiniz ile sakin bir şekilde son zamanlarda internete ne kadar çok bağımlı olduğunu, birlikte vakit geçiremediğinizi, bu durumdan dolayı çok üzüldüğünüzü ona dokunarak, elini tutarak, onu suçlamadan ifade etmeye çalışın. Sosyal medya üzerinden görmüş olduğu ilgi ve sevgiyi eşi olarak siz vermeye çalışın.

Ben F.Ö. 10 senelik evliyim ve 5 yaşında bir kızım var. Son zamanlarda kocam ile çok büyük tartışmalar yaşıyoruz. Son 1 aydır aynı yatakta bile yatamıyoruz. Kızım da aramızdaki tartışmalardan çok etkileniyor. Sürekli ağlamaya başladı. Ben de hem kendi mutluluğum hem de çocuğumun gelişimi için boşanma davası açtım. Ancak bu durumu kızıma nasıl açıklamam gerekiyor. Bu konu da ne önerirsiniz?

Boşanma kararı aldıysanız öncelikle bu kararı çocuğunuza açıklarken eşinizle birlikte söylemeye çalışın. Çocuğunuza boşanmanın nasıl bir şey olduğunu tarif etmeniz gerekir. Çocuk, boşanma sonucunda sonsuza kadar anne ve babasını görmeyeceğini düşünebilir. Boşanma sonucunda çocuğunuza onu terk etmeyeceğinizi, sadece anne ve baba olarak sizin anlaşamadığınızı, birbirinizi kötülemeden ifade etmeye çalışın. Boşanmış olmanız, artık çocuğunuzun anne ve babası olmayacağınız anlamına gelmiyor. Boşanmış olsanız bile hala onu seveceğinizi, anne ve baba olarak onun hayatında kalmaya devam edeceğinizi, her istediğinde görüşebileceğinizi ifade ederek belli güvenceler vermenizi öneririm. Ayrıca boşanmanın çocuğunuzun hatası olmadığını belirtin. Çünkü bazı çocuklar "Boşanmayın, artık hep uslu olacağım" diyerek derin suçluluk içerisine girebiliyorlar. Bunun önüne geçmek için boşanmanın sebebinin kendisi olmadığı, onun davranışlarından dolayı boşanmadığınızı belirtmeniz gerekmektedir.