Uzman Klinik Psikolog Halil Utku ALTIN
halilutkualtin@gmail.com

Sınırsız (!) Çocuklar

24 Mart 2017, Cuma

     

Değerli Denge Gazetesi okurları, bu haftaki yazımda; çocuklara sınırlar ve kurallar koymak, sınır koymanın yararları, aileler nasıl tutum sergilemeli konusunda yardımcı olmaya çalışacağım.

Sınır koymak, yardımcı ve yol gösterici alanları çocuğa sunarak çocuğun kendisini emniyette hissederek, hareket edebileceği alanı belirlemesini sağlamaktır. Çocuğun fizyolojik, duygusal ve ruhsal gelişimi için bir bakıma düzen sağlamaktır. Sınır koymak bir cezalandırma yöntemi değildir. Sınırlar ve kurallar koyarak çocuklarınıza olan sevginizi kısıtlandırmış olmazsınız, sadece çocuğun hayata adapte olabilmesi için sınırlandırmalar getirmiş olursunuz.

Aileler genellikle çocuğun istediği bir şeyi vermeyince ya da çocuklarına hayır dediklerinde “çocuğumla olan ilişkim zarar görür mü, çocuğumun psikolojisi bozulur mu, üzülür mü, çocuğum beni sevmezse” gibi endişelere kapılırlar. Ancak sınır koyma konusunda duyulan bu endişeler yersizdir. Çocuk gelişimi konusunda dünyada saygın bir yeri olan Gary L. Landreth yapmış olduğu çalışmalarda, çocuklara sınır koymanın kaygı verici bir durum olmadığını aksine sınır koymamanın endişe verici bir durum olduğunu belirtmektedir. Unutmayınız ki çocuklarınıza rahat, sınırsız ve kuralsız bir hayat sunmak uzun vadede zarar verecektir.

Anne ve babanın tutumu nasıl olmalı?

Sınır koymada ilk hedef, sınırların somut bir şekilde konulmasıdır. Bu sınırları somut hali ile aktarmanız gerekmektedir. İkinci hedef ise bu koyulan kurallara anne ve babaların da uyması gerektiğidir. Çünkü çocukların hayatlarındaki rol modelleri ebeveynleridir. Ebeveynler çocuklarına “yemek yemeden önce ellerini yıkamalısın” kuralını benimsetirken, kendileri bu kurala uymazlarsa çocuk bu kurala uymakta zorluk çekecektir. Çünkü çocuklar sizi gözlemleyerek büyürler. Koyulan kuralı benimseyebilmek için, anne ve babasını gözlemler ona göre hareket eder. Verdiğimiz örnek üzerinden devam edersek. Çocuk, anne veya babasının nasıl el yıkadığına bakar, onu taklit etmeye çalışır. Çocuk bu yeni kuralı öğrenme aşamasındayken taklit ettiği ebeveyni bu kurala uymazsa, çocuktan bunu uygulamasını beklemeyiniz. Koyulacak olan sınır ve kural basit bir dille, çocuğun anlayabileceği düzeyde aktarılmalıdır. Kurallar koyarken çocuğun yaşını ve gelişim dönemini göz önünde bulundurmanızı, o kuralın neden koyulduğunu basit bir dille anlatmanızı öneririm. Bir diğer önemli husus, kurallar koyulurken çocuğun da fikrinin alınması. Böylece çocuk, hem kendisini birey olarak algılarken aynı zamanda o kuralı sahiplenip uyma konusunda motive olacaktır. Danışmanlığa gelen ailelerde gözlemlediğim önemli bir detay ise, anne ve babalar koyulan kurallar hakkındaki fikir ayrılıklarını, tartışmalarını çocuklarının önünde gerçekleştiriyorlar. Bunun sonucunda çocuk kurala uymadığı zaman “babam ya da annem yapma dedi” diyerek kuralı ihlal edebiliyor. Anne ve baba kurallara sadık kalıp tutarlı olursa çocuk da bunu devam ettirecektir. Kurallar ilk koyulduğu anlarda ve gerekli açıklamaların yapılmadığı durumlarda çocuk sınıra uymamakta diretebilir. Böyle anlarda çocukla güç savaşına girmemek gerekir. Çocuğa gerekli açıklamaları yapıp, onun da fikrini aldıktan sonra anne ve baba olarak sizler de tutarlı olursanız çocuğun kurala uyum sağladığını göreceksiniz. Çocuk, sınırlarını bilip kurallara uyduğu anlarda onu takdir etmeyi unutmayınız. Örneğin, yemek yemeden önce her seferinde ellerini yıkarsa alkışlamak, aferin demek kurala uyma konusunda motive edecektir.

Mükemmel çocuk diye bir kavram yoktur. Anne ve babalar bazen bu gerçeği görmekte zorlanabilirler. Kişiler sadece çocuklukta değil, ölene kadar öğrenmeye ve gelişmeye devam ederler. Bu öğrenme anlarında hepimiz zorlanabiliriz. Ancak mutlu bir çocuğun anne ve babası olmayı başarabilirseniz, sınırlarını bilen, öğrenmeye açık ve hata yapsa da telafi edebileceğini bilen çocuklar yetiştirmiş olursunuz.

“Sizler birer yay, çocuklarınız da geleceğe fırlattığınız canlı oklardır”