Uzman Klinik Psikolog Halil Utku ALTIN
halilutkualtin@gmail.com

Çocuğunuzdan boşanmayın

14 Nisan 2017, Cuma

     

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki boşanma oranları her geçen gün artarak devam ediyor. Bunun nedenleri konusunda psikoloji ve sosyoloji bilimleri birçok açıklama getirmişlerdir. Ne demiş Attila İlhan, “Ayrılık da Sevdaya Dahil.” Kişiler birlikte yaşamayı, evlenmeyi, çocuk sahibi olmayı tercih edebilecekleri gibi boşanmayı, ayrı yaşamayı da tercih edebilirler. Ancak bitmek üzere olan bu ilişkide ayrılık süreci iyi yönetilemezse, çocuklar, ruhları yorulmuş bir halde iki ebeveyn arasında gidip geliyorlar. Boşanmak üzere olan ya da boşanan çiftler, bazen anne ve baba olduklarını unutabiliyorlar. Bu davranış, ileride telafi edilemez sonuçlara yol açabilmektedir.

Boşanmanın çocuklar üzerinde üzüntü, korku, endişe gibi duygular ortaya çıkarması çok normaldir. Ancak bu durumu travmaya döndüren nedenler boşanma değil, çiftin boşanma sürecini iyi yönetememesidir. Boşanma sürecinin iyi yönetilebilmesi için ilk olarak anne ve babanın birlikte, çocukları ile konuşmaları gerekir. Bu konuşma içeriği “Biz, annenle veya babanla ayrılmaya karar verdik. Artık birbirimizin karısı kocası olmaktan vazgeçiyoruz. Ama senin annen ve baban olarak kalacağız, bu bizim seçimimiz, tercihimiz” deyip bunun çocuğa söylenmesi gerekir. Çünkü anne ve baba, boşanma kararı alıp çocuklarına bunu belirttiklerinde, çocuklar kendisinin de terk edileceğini düşünme eğilimindedir. “Babam annemi bıraktığı gibi annem de babamı bıraktığı gibi beni de bırakacaklar” düşüncesi yer etmeye başlar. Böyle bir durumun olmayacağı, çocuğa birlikte söylenmelidir. Sonraki süreçte çocuğa birtakım sözler verilmelidir. “Her gün akşam seni saat sekizde arayacağım, hafta sonunda seni saat ikide alacağım” gibi. Rahatlatıcı sözler verip bu sözlerinizi de aksatmadan yerine getirmeniz çocuğun terk edilmeyeceği güvenini tekrar sağlayacaktır.

OLUMSUZ SÖYLEMLERDEN KAÇININ'

İkinci olarak çocuk hangi ebeveyn ile vakit geçiriyorsa diğer ebeveyn hakkında iyi konuşulmalıdır. Çocuğunuzun taraf tutmasına neden olabilecek istek ve davranışlardan kaçınmaya çalışın. Ayrıca boşandığınız ya da boşanmak üzere olduğunuz eşiniz hakkındaki olumsuz söylemlerinizi, çocuğunuzun yanında dile getirmemeye gayret gösterin. Unutmayın, boşandığınız kişi, artık sizin eşiniz olmayabilir ancak hala çocuğunuzun ebeveynidir. Bunu gerçekleştirmeniz çocuğun güvenini pekiştirir. Çocuğu travmatize eden, anne babanın birbiri hakkında, ailelerin birbirleri hakkında kötü konuşmalarıdır. 3. travmatize eden etken ise anne-babaların boşandıktan sonra arkadaş kalamamalarıdır. Çünkü anne-babalar, çift olarak yaşamlarına devam etmeseler bile belli bir arkadaşlık ilişkisini devam ettirmeleri lazım. Çocuk hastalandığında, evlilikte, sünnette bir araya gelebilecek şekilde de arkadaş kalabilmeleri lazım. Bütün bunların sağlıklı şekilde yerine getirilmesi, boşanmanın çocuk üzerindeki travmatik etkisini uzun vadede ortadan kaldırıyor. Bunları yapamayacağını düşünen, boşanmak üzere olan çiftlerin boşanma terapisine başvurarak gerekli yardımları almaları, çocuklarının uzun vadede sağlıklı gelişimleri açısından önemli bir adım olacaktır.

YALNIZ KALMA İSTEĞİ

Mesleki tecrübelerime dayanarak genelleme yapmasam da boşanmak, bazen anne ve babaları daha iyi anne ve baba yapabiliyor. Evlilik devam ederken çocukları ile kaliteli ve verimli vakit geçirmeyen, onlarla ilgilenmeyen pek çok anne ve baba, boşandıktan sonra çocukları ile birlikte geçirdikleri zamanı daha kaliteli kullanıyorlar. Aralarındaki ilişki daha da güçleniyor. Çünkü bazen sorunlu evlilik içerisinde yetişen çocuklar; gerçek sevgiyi, gerçek doğruyu, anlayışı, kadın erkek ilişkisini, evlilik ilişkisini, sevgi yaşamayı öğrenemiyorlar. Evdeki kavgalı, gürültülü ve gergin havadan dolayı öfkeli olan çiftler, yalnız kalmayı isteyerek sakinleşmeyi tercih ediyorlar. Böyle ilişkilerde ise geriye anne ve babası arasında gidip gelen, korkan, kaygılanan çocuklar kalıyor. Unutmayın sizler sadece eşiniz ile karı ve kocalık görevinden ayrılıyorsunuz. Ancak anne ve babalık göreviniz ömür boyu sürecektir. Bu sürecin sağlıklı yaşanması, sizin bu süreci nasıl idare ettiğiniz ile paralellik gösterecektir.