Sabri SAĞLAM

İslam'da boşanma

20 Kasım 2020, Cuma

     

Kıymetli kardeşlerim cumamız mübarek olsun!

Nasıl evlenmek hayatımızın vazgeçilmezi ise, bazı durumlarda da boşanmanın meydana gelmesi kaçınılmaz olmaktadır. Evliliğin kurulma aşamasında dinimize göre gözetilecek ilkeler olduğu gibi evlilik birliğinin sürdürülmesinde de ilkeler vardır. Evlilik hayatı uzun bir süreci kapsadığı için, bazı sıkıntılar başta meydana gelmese de, evlilik müddetince eşlerin birlikte bir hayat sürmesini zorlaştıracak ve çıkmaza sürükleyecek durumlar meydana gelebilmektedir. Eğer meydana gelen istenmeyen durumlar ortadan kaldırılmazsa mutlu başlayan evlilik hayatı boşanmayla sonuçlanabilir.

Boşanma diğer bazı dinlerde kabul edilmese de İslam’da helal olarak kabul edilir. Bu durumu Efendimiz (s.a.s.) şöyle ifade etmektedir; “Yüce Allah’a en sevimsiz gelen meşru işlerden biri, boşanmadır.”(Ebû Dâvûd, Talâk, 3) Boşanma, evlilik birliğini sürdürebilecek bütün imkânları denedikten sonra olmalıdır. Eğer evlilikte meydana gelen olaylar çözülebilecek türden ise, çözmek için bütün yollar denenmelidir. Eşlerin arasında meydana gelen sıkıntılarda iki tarafın ailesinden hakemlerin olaya müdahil olması Allah Teâlâ’nın bir emridir; “Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır.” (Nisa Sûresi 35) Tartışma yaşayan eşlere aileler hemen ayrılmaları yolunda telkin ve tavsiyede bulunmamalı. Ayette emredildiği şekilde iki tarafın ailesinden birer hakem tayin edilip aralarının düzeltilmesi için gayret gösterilmeli. Büyüklerin tecrübelerine değer veren evlatlar yetiştirmiş olursak, hakem rolünde olan aile bireylerinin tavsiyelerine kulak veren gençler yetişir ve birçok yuva yıkılmaktan kurtulur.

Bazı kayınvalidelerin gelinleriyle sürtüşme içinde olduğu inkâr edilemez bir hakikattir. Kayınvalidelerin durumu çoğunlukla haksız olarak göze çarpmaktadır. Çeşitli vesilelerle gelinine hiç yoktan yere sıkıntı çıkarmakta, oğlu ile gelininin arasını açmaya çalışmaktadır. Eşlerin arasını açmaya çalışmayı dinimiz şiddetle reddeder. Efendimiz (s.a.s.) bu konuda şöyle buyurmaktadır; “Kadını kocasına karşı kışkırtan bizden değildir...”(Ebû Dâvûd, Talâk, 1) Bizden değildir demek, yapılan bu hareket İslami bir hareket değildir demektir. Kadının kocasına karşı kışkırtılması nasıl şeytani bir hareketse, kocanın da hanımına karşı kışkırtılması aynı şekilde şeytani bir harekettir.

Evlilik sadece iki kişinin dünya evine girmesiyle sınırlı kalmaz. Büyük bir aile ortaya çıkar. Akrabalarla oluşan kıymetli bir aile. Akrabalar da evli gençlerin arasını bozmak için değil yapmak için uğraşmalı. Ne mutlu karı-koca arasını düzeltmek için çaba harcayan kayınvalide ve kayınpederlere, ne mutlu karı-koca arasını düzeltmek için gayret eden akrabalara! İlk yuva cennette kurulduğu için mutlu ailede cennet tadı vardır. Dünyada yapılan ibadetler de dâhil hiçbir şey ahirette devam etmez. Sadece evlilik ahirette devam eder. Ne mutlu bu dünyadaki yuvalarını cennetten bir tatla devam ettirenlere, ne mutlu cennet gibi yuvalar oluşturmak için çaba harcayanlara!

Ailede olan her geçimsizlik ve huzursuzluk boşanmayla sonuçlanacak kadar büyük değildir. İncir çekirdeğini doldurmayacak küçücük problemlerden ötürü nice yuvalar yıkılmaktadır. Efendimiz (s.a.s.) bu hususta aileleri ayakta tutacak ve mutlu sürmesini sağlayacak çok önemli bir tavsiyede bulunmaktadır; “Mümin, mümin hanımına karşı kötü duygular beslemesin; çünkü onun bazı huylarından hoşlanmasa da diğer huylarından hoşlanabilir.”(Müslim, Radâ‘, 61) Bu durum kadın açısından da öyledir. Aile reisi olmada erkekler Efendimiz (s.a.s.)’i örnek alırsa hanımlar da Efendimiz (s.a.s.)’in hanımlarını kendilerine örnek alırsa, çok mutlu yuvalarımız olur.

Öyle durumlar da meydana gelir ki ne yapılırsa yapılsın evlilik birliği sürmez bir hale gelir. O zaman da evlilik mecburen sonlandırılır. Fakat günümüzde boşanma davaları en sıkıntılı ve kavgalı geçen davaların başında gelmektedir. Evlilik birliğini sürdürmeyi başaramamış eşler bari boşanmada akıllı ve insanca hareket etseler ne olur ki? Mahkemelerde aylarca karşı tarafı yıpratmak için mücadele verilmektedir. Davasını karşı taraftan intikam almak için kullanmaktadır. Aslında çekişmeli boşanma davalarında yıpratmak isteyen taraf da mağdur olmaktadır. Eğer kadın uzatmak istiyorsa maddi olarak erkeği zor duruma düşürmeye çalışmakta, erkek uzatmak istiyorsa da nafakayı vermemekte diretmektedir. Hele çocuklar da varsa onların velayetleri noktasında tartışmalar sürmektedir. Aynı yastığa baş koyan ve birbirlerine hakkı geçmiş olan insanların düşmanca mahkemeleşmeleri, ne ahlaka uyar ne de dine. Rabbimiz ; “…Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.” (Bakara Sûresi 237) buyurmaktadır.

Efendimiz (s.a.s.)’in şu sözü bizim için rehber olsun inşallah; “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olandır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım.”(İbn Mâce, Nikâh, 50)

Ya Rabbi! Eşlerin arasına, Efendimiz (s.a.s.) ve eşleri arasındaki gibi muhabbet, sevgi, geçim, ülfet ve kaynaşma var eyle! Ailelerinde sebat nasip eyle! Aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme! Aile birliğini bozmak isteyenlere fırsat verme! Âmin bihurmeti Tâhâ ve Yâsîn!