Av. Elif UÇAN AYDIN

İŞ KAZASI VE İŞ KAZASI SAYILAN DURUMLAR

20 Nisan 2021, Salı

     

İş hukukuna ilişkin davalar bakımından önem arz eden kalemlerden birisi de iş kazası dolayısıyla açılan davalardır. Bu davaların görülebilmesi için öncelikle iş kazasının tanımına ve hangi hallerin iş kazası olarak kabul edildiğine değinmek gerekmektedir. Bu haftaki yazımızda bu hususlara değineceğiz.

İş kazası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda tanımlanmıştır. Buna göre, kanunun 13. Maddesinde sayılan hal ve durumlar sonucunda meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiren olaylar iş kazası olarak kabul edilecektir.

Ne var ki meydana gelen her kaza iş kazası niteliği taşımamaktadır. Bunun için kanunda belirtilen şartlar ve mahkeme içtihatları ile birlikte nelerin iş kazası kabul edilebileceği bir takım kurallara tabi tutulmuştur.

5510 sayılı Kanunu’nun 13. Maddesinde iş kazası olarak belirtilen haller şunlardır;

  • İşçinin işverene ait işyerinde olduğu esnada uğradığı her türlü bedensel ve ruhsal zararlar iş kazası kabul edilir. Burada yaralanmanın ya da ölümün nasıl gerçekleştiğinin bir önemi olmayacaktır. Şayet işçi, işyerinde iken kaza meydana gelmiş ise bu durum iş kazası olarak değerlendirilir. Nitekim Yargıtay işçinin iş yerinde kalp krizi geçirmesini bu çerçevede iş kazası olarak kabul etmektedir.
  • Bir işverene bağlı çalışan işçinin görevi dahilinde işyeri dışında başka bir yere gönderilmesinden ötürü işçinin asıl işini yapmaksızın karşı karşıya kaldığı eylemler sonucunda meydana gelen hususlar tazminat konusu edilebilmektedir.
  • İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla gerçekleşen olaylar iş kazası olarak değerlendirilir.
  • Emziren kadın işçinin, kanunda belirtilen ve çocuğuna süt vermek için kendisine ayrılan zaman içerisinde maruz kaldığı kazalar da iş kazasıdır.
  • İşveren tarafından temin edilen bir taşıt ile işin yapıldığı yere gidiş gelişler esnasında meydana gelen kazalar iş kazasıdır.

Yukarıda belirtilen durumlarda, işçinin kaza neticesinde zarara uğraşmış olması ve zarar ile kaza arasındaki illiyet bağının varlığı halinde, iş kazası dolayısıyla hak talebinde bulunulabilir. Burada dikkat edilmesi gerekli bir diğer husus ise işçinin sigortalı olup olmamasının iş kazası bakımından bir önemi bulunmamasıdır. Her ne kadar kayıt dışı işçi çalıştırmak bakımından çok ciddi yaptırımlar söz konusu olsa da, malesef bu şekilde çalıştırmanın hala var olduğu bir gerçektir. Ve fakat işçinin sigortasız olması iş kazasının niteliğini değiştirmeyecektir. Dolayısıyla sigortasız çalışan işçinin, iş kazasına maruz kaldığı ve bunun hizmet akdine istinaden çalışması dolayısıyla meydana geldiği tespit edildiği takdirde, iş kazası dolayısıyla her türlü haklarını talep edebilecektir.

Bununla birlikte işçinin işe başladığı ilk gün kazanın meydana gelmiş olması da iş kazası olarak değerlendirme yapılması önünde bir engel teşkil etmemektedir. Aynı zamanda işçinin başka bir işverene alt işyeri kapsamında sigortalı olması da neticeyi değiştirmeyecektir.

İşçinin iş kazası geçirmesi halinde, gerekli önlemlerin alınması sonrasında kazanın işveren tarafından derhal Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmesi gerekmektedir. İşverenin bildirim yapmaması durumunda, işçi yine en kısa süre içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na giderek bildirimde bulunmalıdır. İşverenin, iş kazası dolayısıyla kusuru oranında sorumluluğu mevcuttur. İşveren, işçinin maddi ve manevi zararlarını somut olayın koşulları çerçevesinde ve kusuru oranında gidermek ile yükümlüdür.

Kazanın Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmesi akabinde kurum, olayın soruşturmasını gerçekleştirecek ve iş müfettişleri görevlendirecektir. İş müfettişleri, gerekli incelemeler ve araştırmalar neticesinde kazanın iş kazası olup olmadığının tespitini gerçekleştirecektir.

İş kazası, şartları, tespiti ve akabinde talep edilebilecek haklar bakımından gerçekleştirilecek işlemler titiz ve usulüne uygun bir iş takibi gerektirmektedir. Dolayısıyla işçinin veyahut hak sahibi yakınlarının mağduriyetinin artmaması bakımından sürecin avukat tarafından takibinden büyük fayda bulunmaktadır.