Av. Elif UÇAN AYDIN

SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI VE MASKE TAKMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNE DAİR PARA CEZALARI İPTAL EDİLEBİLİR Mİ?

11 Mayıs 2021, Salı

     

Koronavirüs yaklaşık iki senedir tüm dünyayı etkisi altına almış ve birçok problemi de beraberinde getirmiştir. Devletler salgını kontrol altına alabilmek adına sokağa çıkma yasağı, seyahat yasağı, maske takma zorunluluğu gibi tedbirler almışlardır. Ülkemizde de bu ve benzeri birçok tedbir söz konusu olmakla birlikte, vatandaşların tedbirlere uymaması idari para cezası yaptırımına bağlanmıştır. Bu yazımızda, söz konusu tedbirlerden olan sokağa çıkma yasağı ve maske takma zorunluluğuna aykırı davranılması durumunda uygulanacak olan idari yaptırımların hukuka uygun olup olmadığını ve ne şekilde iptal edilebileceğini ele alacağız.

Alınan tedbirler bakımından yasal dayanak olarak artık hemen hemen herkesin ismini ezberlemek durumunda kaldığı 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu gösterilmektedir. Bu tedbirlere aykırı hareket edilmesi halinde verilen idari para cezasına dair karara ilişkin tutanaklarda genellikle “1593 sayılı kanunun 282.maddesine aykırılık” şeklinde bir açıklama yer almaktadır. Bunun yanı sıra kimi tutanakların 5326 sayılı Kabahatler Kanunun 32.maddesi uyarınca düzenlendiği de görülmektedir. Görüldüğü üzere hangi kanun maddesinin uygulanacağına dair birlik söz konusu değildir. Ve yine her iki durum için de verilen cezalar tutar olarak üst sınırdan verilmektedir. Halbuki bu tarz yaptırımlarda cezanın miktarı, kişinin ekonomik durumu ve ihlalin ağırlığına göre belirlenmelidir. Esasında ilgili açıklamaların söz konusu yaptırım kararlarına hukuken dayanak olabilme imkanı da bulunmamaktadır.

1593 sayılı kanunun 282.maddesi: “Bu kanunda yazılı olan yasaklara aykırı hareket edenler veya zorunluluklara uymayanlara, fiilleri ayrıca suç oluşturmadığı takdirde, 860 TL’den 3469 TL’ye (2021 yılı bakımından) kadar idari para cezası verilir.” Şeklinde düzenleme içermektedir. Söz konusu madde hükmünde açıkça ilgili kanunda yazılı olan yasaklara aykırı hareket edilmesi gerekliliği belirtilmiştir. Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda yer alan yasaklar ise sınırlı bir şekilde sıralanmıştır. Belirtilen tedbirler içerisinde maske takma zorunluluğu ya da sokağa çıkma yasağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu kanunda öngörülmeyen bir tedbir hakkında yaptırım uygulanabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle de sokağa çıkan ya da maske takmayan kimseler hakkında Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 282. ve 72. maddeleri uygulanarak verilen cezalar kanuni dayanaktan yoksun olacaktır. Bunun aksine hareket edilmesi Anayasa’ya aykırılık teşkil etmektedir.

Sokağa çıkma yasağı ve maske takma zorunluluğu; kişilerin seyahat özgürlüğü, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı gibi anayasada düzenlenen temel haklar çerçevesinde değerlendirilir. Bu hakların sınırlandırılması Anayasa’nın 13. maddesinde belirtildiği şekilde mümkün olabilecektir. Anayasa’nın 13. maddesinde açıkça: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz” demek suretiyle, sınırlandırmaların ancak kanunla yapılmış olması ve diğer yükümlülükleri de yerine getirmesi halinde hukuka uygun düşeceğini belirtmektedir.

İdari yaptırımların bir diğer dayanağı olarak gösterilen Kabahatler Kanunu’nun 32. Maddesinde, yetkili makamlar tarafından adli işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye 427 TL idari para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bahsi geçen idari para cezasının emri veren makam tarafından verilmesi gerektiğidir. Aynı zamanda ilgili kanunda açıkça hüküm altına alınmış haller bakımından uygulanması söz konusu olabilecektir. Emre aykırı davranış nedeni ile ceza uygulanabilmesi için verilen emrin kanuna uygun olması gereklidir. Kanun ile verilmemiş bir yetkiye dayanılarak emir verilmesi ve bu emre uyulmaması halinde yaptırım uygulanması mümkün olmayacaktır.

Peki verilen cezaların iptali için izlenilmesi gereken yol nedir? Hakkında haksız ve hukuka aykırı şekilde para cezası kesilen kimse, bu cezanın iptali için Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurma imkanına sahiptir. Bu başvurunun, idari yaptırım kararının kendisine tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren 15 gün içerisinde yapılması gerekmektedir.

İptal için başvuruda bulunacak kimsenin bu süreçte verilen örnek yargı kararları çerçevesinde emsal olarak ileri sürebileceği bir takım hususlar mevcuttur. Özellikle Yargıtay 19. Ceza Dairesi tarafından verilen karar çerçevesinde;

- Anayasa’da düzenleme altına alınmış hakların ihlal edildiği, temel hak ve hürriyetlerin ancak kanun ile Anayasa’da belirtildiği şekilde sınırlandırılabileceği,

- İdari yaptırım kararına dayanak olarak ileri sürülen Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda ilgili hastalıklar ve alınabilecek tedbirlerin tek tek sayıldığı ve maske takma yükümlülüğünün ya da sokağa çıkma yasağının bu tedbirlerden olmadığı,

- Kabahatler Kanunu’nda açıkça idari para cezasının emri veren makam tarafından verilebileceği, dolayısıyla kolluk tarafından böyle bir ceza verilemeyeceği,

- Kanunda belirtilen idari para cezasının ekonomik durum ve ihlalin ağırlığı gözetilmeksizin üst sınırdan verilmiş olması,

Gibi durumlar iptal başvurusunda değinilmesinde fayda olan noktalardandır.

Koronavirüs salgını dolayısıyla alınan tedbirlerin hukuki durumunu yukarıda çok kısa bir şekilde özetleyebildik. Bu kapsamda kişinin idari para cezası ile karşı karşıya kalması halinde, söz konusu cezanın iptali için Sulh Ceza Hakimliği’ne başvuru imkanı bulunmaktadır. Burada başvuru için belirtilen 15 günlük sürenin kaçırılmaması gerekmektedir. Aksi durumda verilen ceza kesinleşecektir.