Av. Elif UÇAN AYDIN

ÇOCUKLA KİŞİSEL İLİŞKİ KURMA HAKKI

8 Haziran 2021, Salı

     

Velayet konusu boşanma davalarında karşılaşılan en büyük sorunlardan biridir. Boşanma davası neticesinde çocuğun velayeti anne veya babadan yalnızca birine verilmektedir. Bu durum da velayeti alamayan taraf bakımından çocuk ile nasıl görüşeceğine dair problemler yaratabilmektedir.

Boşanmanın gerçekleşmesi ile evlilik birliği sona erer ve velayet taraflardan birisine verilir ya da somut olayın koşullarına göre velayet hakkı anne ve babadan alınır. Bu durumda velayet hakkı kendisinde olmayan tarafın ya da çocuğun alınmış olduğu anne ve babanın çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkı söz konusudur.

Kendisine velayet verilemeyen tarafın çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkı kanunda düzenleme altına alınmıştır. Buna karşılılık bu hakkın nasıl kullanılacağı ya da hakkın kullanılmasından ötürü doğacak masraflar bakımından herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Bu yazımızda bu hakkın ne şekilde ve kimler tarafından kullanılacağı kısaca anlatılacaktır.

Kişisel ilişki kurma hakkı velayet hakkı kadar geniş ve kapsamlı bir hak değildir. Burada temel maksat çocuğun ebeveynlerine ve ailesine dair ilişkisinin korunmasını sağlamak ve aile kavramının yabancılaşmasını engellemektir. Bununla birlikte çocuğun psikolojisi üzerinde boşanmanın yaratacağı tahribatların düzeltilmesi amacı da taşımaktadır. Dolayısıyla kendisine velayet verilemeyen tarafın belirli gün ve saatler kapsamında çocuk ile görüşme imkanı söz konusudur. Velayet hakkı kendisinde olmayan taraf çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkına dair boşanma davasında talepte bulunma imkanına sahip olduğu gibi ayrı bir dava açarak da bunu talep edebilir.

Bu durumda dikkat edilecek en önemli nokta çocuğun üstün yararıdır. Zira kişisel ilişki kurma hakkı uluslararası sözleşmelerde karşılıklı bir hak olarak düzenleme altına alınmıştır. Bununla birlikte tek başına çocuğun üstün yararı değil kişisel ilişki hakkı tanınan anne ya da babanın koşulları, yaşadıkları ülke/şehir, tatil ve çalışma günleri gibi hususlara da dikkat edilecektir. Bu hak velayet hakkının yanı sıra yalnızca anne ve babaya değil 3.kişilere de tanınmış bir haktır. Temel alınan esas nokta çocuğun psikolojik, ruhsal, fiziksel ve sosyal gelişiminin korunmasıdır. Dolayısıyla burada müşterek çocuğun yaşı, algı seviyesi, kişisel ilişkinin gerçekleşeceği yer ve ne kadar süre gerçekleşecek olması gibi hususlar önem arz etmektedir.

Medeni Kanunumuzun Hakimin Takdir Yetkisi başlıklı 182. Maddesinde: “Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.  Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.” Şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bu maddeden açıkça görüleceği üzere, boşanma akabinde velayet kendisine verilemeyen eş bakımından çocukla kişisel ilişkilerinin hakim tarafından düzenleneceği belirtilmektedir. Boşanma halinde anne veya babanın çocuk ile kişisel ilişki kurmasına dair düzenleme ise Medeni Kanunumuzun 323. Maddesinde ele alınmıştır. Buna göre; “Ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.” Denilmektedir. Bu durumda, velayet hakkı olmayan taraf, çocukla görüşmek, vakit geçirmek hakkına sahiptir. Kurulan ilişkinin kapsamı somut olay çerçevesinde yani çocuğun sağlık durumu, yaşı, yapısına göre şekillenecektir.

            Anne ve baba dışında üçüncü kişilerin çocuk ile kişisel ilişki kurması hakkı da yine çocuğun yararı doğrultusunda düzenleme altına alınmış bir haktır. Bu durum genellikle çocuğun amca, dayı, anneanne, dede gibi akrabaları tarafından kullanılmak suretiyle gündeme gelmektedir. Fakat yalnızca akrabalar ile sınırlı değildir. Bu hakkın kullanılması için kanunda açıkça olağanüstü bir halin var olması gerektiği belirtilmektedir. Bununla birlikte bu hakkın kullanılmasının çocuğun yararına hizmet etmesi de bir diğer şarttır.

            Tüm bunların yanı sıra, çocuğun kendisi de kişisel ilişki kurulmasını talep edebilir veyahut mevcut ilişkinin değiştirilmesini talep edebilir. Bu husus Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 9/3 maddesi ve Anayasamızın 90.maddesinde düzenleme altına alınmıştır. Buna göre: “Çocuk yanında bulunmadığı anne ve babasıyla veya her biriyle kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir.”