Av. Elif UÇAN AYDIN

AYIPLI MAL NEDİR? TÜKETİCİNİN HAKLARI NELERDİR?

2 Şubat 2021, Salı

     

Bu haftaki yazımızda, tüketici hukuku alanında düzenleme altına alınan bir takım hükümler çerçevesinde ayıplı mala ilişkin tüketicinin hakları irdelenecektir. Özellikle satış işlemlerinin teknolojinin gelişmesi ile tek tuşa kadar indirgendiği günlerde, bu hakların bilinmesi neden önemlidir?Tüketici ne ölçüde haklara sahiptir ya da bir başka ifade ile acaba “müşteri her zaman haklı mıdır?”

6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun; ticari veya mesleki olmayan amaçlar ile hareket eden gerçek veya tüzel kişileri tüketici olarak tanımlamıştır. Yani edindiği malı günlük hayatta kullanmak veyahut tüketmek amacı bulunan kimseler kanunen tüketici sıfatındadır. Tüketici, söz konusu malı mesleki amaçları ile hizmet sunmakta olan gerçek veya tüzel kişiden edinmektedir. Bu noktada edinilen malın ayıplı olması tüketici bakımından bir takım hakların varlığını gündeme getirmektedir.

Öncelikle ayıplı mal; taraflar arasında akdedilen sözleşmede yer alan unsurlara uygun düşmeyen ya da gerekli niteliklere sahip olmayan ve bu nedenle sözleşmeye aykırı bulunan mal olarak tanımlanabilir. Diğer bir deyişle; malın reklamında, ambalajında, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da ilanlarda, etiketinde yer alan özelliklere uymayan, teknik düzenlemesinde eksiklik ya da hata bulunan, bu nedenle de beklenilen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran mallar olarak kabul edilir. Örneğin; cep telefonun satımı esnasında verilen reklamda 16 MP kameraya sahip olduğu belirtilmiş fakat telefon bu özellikleri taşımıyorsa; ya da ölçüleri 200 cm olarak belirtilen masa 150 cm olarak teslim edilmişse bu ürünler ayıplı mal olarak nitelendirileceklerdir.

Satılan maldaki ayıp, açık ayıp ya da sonradan ortaya çıkacak şekilde gizli ayıp şeklinde olabilmektedir. Açık ve gizli ayıp hususu; ihbar süresi, zamanaşımı ve dolayısıyla seçimlik hakların kullanımı bakımından önem arz etmektedir. Açık ayıp, basit bir inceleme ile hemen anlaşılabilecek ayıplar şeklinde olup; malın tesliminden sonra ya da malın kullanımı ile birlikte ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak adlandırılmaktadır. Tüketici edindiği malı en kısa süre içerisinde muayene etmelidir. Açık ayıp niteliğinde bir hususla karşılaştığı takdirde durumu derhal satıcıya bildirmelidir. Zira malın satın alınması ile birlikte ilk 6 ay içerisinde ortaya çıkan ayıpların satıcı kaynaklı olduğu kabul edilir ve bu durumda malın ayıplı olmadığına dair ispat yükü satıcıya düşmektedir. Gizli ayıp niteliğinde bir ayıbın ortaya çıkması durumda ise tüketici bunu fark ettiği anda yine derhal satıcı veya diğer ilgililerle irtibata geçmeli ve ayıbı bu kişilere bildirmelidir. Malın tesliminden itibaren 6 ay sonra ortaya çıkan ayıplar bakımından kanunen bir süre öngörülmemekle birlikte ayıbın anlaşılması durumunda tüketicinin bu ayıbı “hemen” satıcıya bildirmesi zorunludur. Ayıplı mala ilişkin ihbar süreleri bu şekilde düzenlenmiş olmakla birlikte ayrıca tüketicinin talepleri bakımından kanunen öngörülmüş zamanaşımı süreleri mevcuttur. Edinilen malın taşınır bir mal olması halinde zamanaşımı süresi 2 yıl olup ayıp bu süreden sonra ortaya çıkmış olsa dahi ileri sürülemeyecektir. Taşınmaz mallarda ise bu süre kanunen 5 yıl olarak belirlenmiştir. Bu sürelerin tarafların anlaşması neticesinde daha uzun bir süre olarak belirlenebilmesi mümkün olup; daha kısa bir süre olarak belirlenmeleri mümkün değildir. Bununla birlikte şayet satıcı tarafından maldaki ayıp hile ile gizlenmiş ya da satıcının ağır kusuru mevcut ise zamanaşımı süreleri söz konusu olmayacaktır ve böylelikle tüketici her zaman talep ve dava hakkına sahip olacaktır.

Tüketici böyle bir hususla ile karşı karşıya geldiği takdirde kanunen kendisine verilmiş seçimlik hakları söz konusudur. Bu çerçevede, tüketici kendisine tanınan haklardan dilediğini seçme imkanına sahiptir. Bu haklar kanunda; ayıp oranında satış bedelinden indirim talep etme, aşırı masraf gerektirmediği takdirde tüm masrafları satıcıya ait olacak şekilde ücretsiz onarım isteme, malın ayıpsız yenisi ile değişimini talep etme, malı iadeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme olacak şekilde düzenlenmiştir. Tüketici seçimlik haklardan dilediğini kullanmakta serbesttir fakat değişim hakkının kullanılmasının satıcı bakımından orantısızlığa neden olmaması gerekmektedir. Değişim hakkının kullanılmasında orantısızlık sayılmaması; maldan beklenen faydanın sağlanmaması ve maldaki değer kaybının malın bedeline oranla yüksek olması anlamına gelmektedir. Bununla birlikte maldaki ayıp onarım ile giderilmiş ise tüketici bu durumda değişim hakkını kullanamayacaktır. Fakat ürün aynı nedenle birçok kere arızalanmış ve sorun giderilememiş ise ürünün üretimden kaynaklı gizli ayıp dolayısıyla satıcı ağır kusurlu kabul edilir ve tüketici bu durumda diğer seçimlik haklarını zamanaşımı süresi geçse dahi kullanabilecektir.

İkinci el satışlar için tüketici kabul edilen işler bakımından yine ilgili hükümler uygulanacaktır. Fakat burada satıcının sorumluluğu taşınır mallarda 1 yıl, taşınmaz mallarda ise 3 yıldan az olmayacak şekilde düzenlenmiştir. Satıcı ticari amaç veya mesleki amaçlar mal satmış ise Tüketici Kanunu kapsamında ele alınacaktır. Aksi durumda ticari veya mesleki amaçlarla mal satan birinin olmadığı durumlarda ise Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde ayıplı maldan kaynaklanan haklar kullanılabilecektir.

Tüketici ayıbı derhal satıcıya bildirdikten sonra kullanmak istediği seçimlik hakkı da satıcıya bildirecektir. Bu talebi satıcı tarafından yerine getirilmediği takdirde Tüketici Hakem Heyeti’ne ya da Tüketici Mahkemesi’ne başvurabilecektir. Bu noktada hangi yola başvurulacağı satın alınan malın değeri ve her sene resmi gazetede yayınlanan parasal sınıra göre belirlenmektedir.

Özellikle son zamanlarda yaşanan pandemi şartları ve evden ihtiyaçların giderilmesi hususunda gelişen davranış dolayısıyla artış gösteren mesafeli sözleşmeler bakımından da tüketicinin hakları mevcuttur. Mesafeli sözleşme, internet alışverişi olarak karşımıza çıkmaktadır ve burada satıcı ile tüketici karşı karşıya gelmeksizin aralarında sözleşme kurulmaktadır. Bu sözleşmelerde yukarıda bahsedilen seçimlik haklar ile birlikte bir de “cayma hakkı” söz konusudur. Tüketici malın kendisine ulaşması akabinde 14 gün içerisinde herhangi bir sebep göstermeksizin ve herhangi bir cezai şart ödemeksizin malı satıcıya iade edebilir. Cayma hakkının kullanılması bakımından malın ayıplı olmasına ihtiyaç yoktur.

Velhasıl, tüketim topluluklarının bu denli varlığını hissettirdiği zamanlar, gerek tüketiciler gerek satıcılar açısından çeşitli problemlere gebe olabilmektedir. Sorunların hukuki yollar ile neticeye kavuşmaya mecbur bırakıldığı durumlar için kanun hükümlerinin belirtildiği şekilde uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla bilinçli tüketici ve beraberinde gelecek olan bilinçli tüketim için hakların bilinmesi artık her zamandan daha çok önem arz etmektedir.