Emrah KARAÇAYIR
Arkeolog emrahkaracayir@hotmail.com

NEDEN KEDİ BESLEDİK - II

13 Temmuz 2020, Pazartesi

     

Bu hafta Antik Çağ’da kedi nasıl beslendi ve neden beslendi ile ilgili yazı hazırlamıştım ama geçen hafta yazımdan sonra gelen e-posta çok iyiydi bundan dolayı sözü fazla uzatmadan burada paylaşmak istiyorum.

İşte o yazı :

Hayvanlarla aram kendimi bildim bileli iyiydi aslında, onlarla iç içe olduğum çok zaman dilimi olmuştu, ancak bir kediyle ev arkadaşı olmayı 5 yıldır deneyimliyorum. Monica ile yollarımız barınakta kesişmişti ve gözlerindeki şaşkın ifadeyi görür görmez büyük bir sorumluluk ve bağ hissetmiştim. Bakışlarındaki şaşkınlık hiç değişmedi ama beni bu süreçte çok fazla değiştirdi. Kedilerin bir deneyin objesi olmayı reddeden varlıklar olduğunu okumuştum bir yerde, beni büyüleyen her zaman zekaları oldu çünkü bulundukları mekanı varlıklarıyla dönüştürebilmelerini, meraklarını ve zekalarını diri tutan oyun oynama içgüdülerini hep hayranlıkla izledim ve Monica'nın da karakterine hayranlık besleyerek onun oyun arkadaşı oldum. Bence bir kediyle hayatımızın bir döneminde iletişim kurabilirsek eğer, onlar bize günlük hayatımızda kurduğumuz ilişkilerin, iletişimlerin asıl yüzünü gösteriyorlar. Kullandığımız kelimelerin aslında ne kadar önemli olduğunu ve zor da olsa özenle seçilmesi gerektiğini öğrendim Monica ve onun gözlerindeki netlik sayesinde. Kedilerle yaşayan birçok insan eve döndüklerinde onlar sayesinde huzur bulduklarını söylerler, kedilerle iletişim kurmanın yorucu olduğunu henüz kimseden duymadım. Kapalı kapılardan nefret eden çoğu kedi gibi, insanlar da bence kediler sayesinde tıkanık ilişkileri fark etmeye başlıyorlar. Özgürlüklerine düşkün bu varlıklar bence bizi de özgürleştirip, farkındalığımızı arttırıyorlar. Belki köpeklerle ve kedilerle kurduğumuz iletişim sayesinde, hayata karşı daha berrak oluruz. Çünkü ben Monica sayesinde berrak olmanın önemini fark ettim. Ve Monica'nın kendine has sevme ve sevilme arzusu sayesinde saygı besleyerek sevmenin önemini daha iyi anladım. Köpeklerle aynı derece de masum olduklarını biliyorum fakat köpeklerle aralarında ki farkı herkes hissediyor olmalı ki, kedi insanı mısın köpek insanı mısın gibi bir soruyla karşı karşıya kalıyoruz. Köpekler gözlemlediğim kadarıyla sahiplerine öyle derin bir bağ besliyorlar ki onlar tarafından gelecek sevgi için son derece itaatkâr varlıklar oldular belki de ama kediler her zaman biraz bencilce algılanabilecek kadar özgür davranıyorlar sevgi konusunda ve bence kediler gizemli bir üstünlük sergilermişçesine kendilerine hayranlık beslenmesine sebep oluyorlar. Üstelik onların özgürlükleri, çoğu insanın üstünlük hissinin yanında, kendilerine has oluşlarıyla bence insanların üstünlük arzusunun özgür olmakla aynı şey olmadığını bize gösteriyor. Monica'dan yola çıkarak, onların da bizimle derin bir bağ kurduğunu düşünüyorum. Onunla yaşadığım çok özel bir andan örnek vermek istiyorum, virüs sebebiyle herkesin evde olduğu ve dışarıya neredeyse hiç çıkmadığımız bir dönemde, camda güneşlenirken yanına gittiğimde, elimi patisiyle güneşe doğru ittiğine ve bir süre orada tuttuktan sonra avuç içimi yaladığına şahit olmuştum. Güneşten çok az faydalanabildiğim ve iyi hissetmediğim dönemde, onun bu hareketi, aslında ne kadar özel olduklarını bir kez daha anlamama sebep oldu. Eminim her kedi dostunun böyle küçük mucizevi anları vardır. Yalnızca Monica'yla değil hayatımın belli dönemlerinde kısa süreliğine de olsa vakit geçirdiğim çoğu kediyle çok özel anlar yaşadım... Vücudumda ağrıyan bölgeyi hissedip masaj yapmaları, uykusuzluk çektiğimde çıkardıkları titreşim sesiyle rahatlamama sebep olmaları, hatta temizlik konusundaki hassasiyetlerini ve bazen ihmal edilmiş kumlarıyla ilgili şikayetlerine çokça tanık oldum, ölümü hissedip terk edişlerine ve ne yazık ki ölüm anlarına da tanık oldum. Kabullenmeyi, koşulsuz sevmeyi, ödün vermemeyi öğrendim. Kendim olabilmenin önemini ve beraber yaşamanın bir yük olmaması gerektiğini, hayatı paylaşmanın ne derece önemli olduğunu ben onlar sayesinde bir kez daha öğrendim. Ve kıskançlığın bile onların masumiyetlerinde hiç de kötü görünmediğini fark ettim.

Sanırım onlarla ilgili ne kadar yazarsam yazayım sonunu getiremeyeceğim, iyi ki varlar...

Teşekkürler İlknur..

Keşke bir şiir okumuş,

Bir kedi sevmiş olsaydınız.

Belki bu kadar, kirletmezdiniz dünyayı…

Turgut Uyar