Şinasi KULA
sinasikula@hotmail.com

DİDİM DEĞİŞİM GRUBU

30 Mart 2018, Cuma

     

Didim Ticaret Odası seçimleri 8 Nisan 2018 Pazar günü yapılacak. “Turizmde yeni çıkış yolları açmak için” parolası ile yola çıkan Didim Değişim Grubu adlı oluşum beyaz liste ile seçimlere giriyor.

Mevcut yönetimin sorunların çözümünde yetersiz kalışını kamuoyuna açıklamak üzere kahvaltılı bir basın toplantısı düzenledi. Daha önceki açıklamalarında bu oluşumu zorunlu kılan gerekçeleri şöyle;

Didim ve Didim ticaretine yön vermesi, ilçemize katma değer yaratması gerekirken, son yıllarda kurumsal kimliğinden uzakta mevcut durumları analiz edememiş, değişimi ve dönüşümünü gerçekleştirememiş, üyelerine çözüm üretmekten uzak bir yapıya bürünmüş olan Didim Ticaret Odası için yenilenmenin ve değişimin kaçınılmaz olduğundan hem fikir olduk…

Grubun sözcülüğünü yapan Hilmi Erbaş,1995 yılında kurulan Didim Ticaret Odasında 2009’a kadar 2 dönem yönetim kurulu başkanlığı görevini yapmış ve bir sonraki dönem seçimlerinden de kendi isteği ile çekilmiş. 2004 yılında AKP’den Belediye Başkanlığı yarışına girmiş ve kaybetmiş. Daha sonra partiden de istifa etmiş…

Buraya kadar her şey güzel, lakin ilginçtir ki ben bu bilgileri sosyal medyadan elde edebildim bir (tıkla) dokunuşla. İlginçliği şurada konunun; yerel medya söyleşilerden birinde sosyal medyada hiçbir hesabının olmayışı neredeyse övgü ile bahsedilmiş. Aynen şöyle deniyor; özgün bir tavrı ve duruşu var. Mesela hiç sosyal medya hesabı yok. Sosyal Medya iletişimi yerine doğrudan iletişimi tercih eden azınlık grupta…

Dünyanın iletişim ağları sayesinde giderek küçüldüğü bir çağda, bu özelliğinin övgü ile bahsedilmesi tuhaf geldi bana. Hele ki yönetim kurulu başkanlığı deneyimi olan, belediye başkanlığı seçimlerinde deneyimi olan biri için daha da ilginç geldi.

Mevcut yönetimin sosyal medya hesabını incelediğimde bolca Didim fotoğrafları gördüm. Klasik bayram kutlamaları da var elbet sayfalarında paylaştıkları. Ticaret Odası deyince benim aklıma bir kentin en önemli oluşumu gelir. Kentin can damarlarından biri olup gerek ticari, gerek sosyal alanda kenti çağ atlatmak üzere yola çıkmış önderler gelir aklıma. Ticaret Odasına bağlı üyelerinin sorunlarının çözümü elbette ki asal görevlerindendir ama dediğim gibi kenti çağdaş bir seviyeye taşımada büyük sorumlulukları vardır. İşin bu kısmını sadece belediyelere yüklemek sorumluluktan kaçmaktan öte nedir ki?

Mesela Ticaret Odasının oluşturduğu bir kültür sanat merkezinden övgü ile bahsedilmeliydi. Didim’de bu kentin konjonktürüne uygun bir üniversite(koşulları uygun değilse bile üniversitenin yüksekokulu) girişimlerinden bahsedilmeliydi. Uluslar arası sanat ve spor festivallerden, etkinliklerinden bahsedilmeliydi. Bahsettiğim üniversite ile ortak projeler üretip ekonomide başarılara imza atılmalıydı. Sosyal sorumluluk projeleri üretmeliydi gereğince... Didim’e yeni gelmiş olabilirim; ama yıllarca yaşam sürdüğüm İzmir ve Eskişehir gözlemlerim, birikimlerim bana bir takım eleştiri hakkını verir kanısındayım.

Kazanan kim olur bilemem ve herhangi bir tarafın sözcülüğüne soyunmak tarzım da değildir. Lakin, kazanan Didim olmalı sonuçta öyle değil mi?

 

OZANCA

 

AH BE BABA…

Şimdi yanımda, karşımda olsaydın be baba

Olsaydın da sorsaydın;

Radyodan taşan şarkıların makamlarını

Akşam faslını dinleseydik seninle buselikten

Anason kokusuna bezenseydi batarken güneş

Ve akşam sararken koca bir günü parlement bohçasına

Cümbüşünü eline alsaydın

Alsaydın da meşke dalsaydın

Yalnız bırakıp gitme bu akşamda kalsaydın

Solsan da sararsaydın

Akşam olsaydı da hüzünlenseydin sen yine

Hasret kalsaydın çocuksu düşlerine

Yaşayamadıklarını yaşasaydın

Yüreğinin götürdüğü yere koşsaydın

Kendi hapishanende tutsak kalmasaydın ah babam…

Üç aylara başlasaydık nesiften arınıp

Anason kokusunu yıkasaydık limon kolonyasıyla

Sarıp sarmalayıp saklasaydık ahşap sandığa

Hatim indirirken içime çekseydim cennet kokunu

Ve teravih namazında eşlik etseydim ardından

Anlamını bile bilmediğim salâvatlara

Allahu ekber velillahil hamd deseydim incecikten…

Birlikte arife gününe erseydik

Eyüp Sabri’nin kolonya sırasına girseydik

Mişmiş Kuruyemişi de ihmal etmeseydik

Geçmişlerin ruhuna fatihayı gönderseydik bayram sabahı

Ve bayram namazı sonrası eve dönseydik

Annemin sarı burma böreğine gömülseydik

Çayla birlikte sevincimizi demleseydik

Kandıralı klarnetiyle karşılasaydı radyoyu açtığımızda

Mutluluklar çarpıp dönseydi evin duvarlarından

Çarpıp döndükçe büyüseydi yüreklerimizde…

Şimdi yanımda, karşımda olsaydın be baba

Olsaydın da sorsaydın şimdiki hayatın makamını

Sorsaydın da deseydim bende baba, ihanet makamı… 

 

GÜLÜMSE