İBRAHİM AYVAZOĞLU

DEĞERLERİMİZİN FARKINDA MIYIZ?

27 Şubat 2019, Çarşamba

     

13.02.2019 tarihinde katılacağım tvDEN’deki “Yıldıray YENER ile Günaydın Ege” adlı canlı yayın programında ele almaya düşündüğümüz konu Büyük Menderes Nehri'nin ıslahı konusunda Büyük Menderes Platformu'nun görüşlerini paylaşmak idi. Nitekim, tvDEN’de yapılan ön anonslarda da konu Büyük Menderes Nehri'nin ıslahı konusu idi. Bir gün öncesinde ise Yenipazar’da bulunan Orthosia Antik Kenti ile ilgili olarak ne yapabileceğimizi konuşmak için ADÜ Arkeoloji Bölümünü ziyaret etmiştim. Öğretim üyesi Dr. Sedat Akkurnaz hocamız ile görüşmek istiyordum. Hocamız ile görüşmemiz sırasında konu Orthosia’dan açılıp Direcik Mahallesinde bulunan Laletepe Tümülüsü’nün iş makineleri ile talan edilmesi, yerle bir edilmesi gibi bir vahşeti, kültürel varlıklarımızın korunup kollanması konusundaki eksikliklerimizi yapabileceklerimiz konusundan Latmos’a evrildi. Ne yalan söyleyeyim, Latmos konusunda bu kadar derin bilgiye sahip olmadığımı itiraf etmeliyim. Sedat Akkurnaz hocamızın anlattıkları beni o kadar heyecanlandırdı ki Latmos ile ilgili konudaki bilgisizliğim ve ilgisizliğim karşısında utandım. Doğup büyüdüğüm bu topraklarda Aydınlı olmak ile hep övündüğümüz; ama burnumuzun dibindeki Latmos’u, Heraklia’yı tanımamanın, bilmemenin, hatta korunup kollama konusunda dışarıdan gelen insanlara yaptığımız gibi yabancı dediğimiz, değer vermediğimiz insanların yaptıklarının yanında bizim yaptıklarımızın hiçbir şey olduğunun farkına varmanın utancını yaşadım. Bu utanç bana yeter. Televizyon programımızı Büyük Menderes Nehri'nin ıslahı konusunu konuşamadan ve Latmos için ayrılan sürenin Latmos’u anlatmaya yeterli olmamasından dolayı sınırlamak zorunda kaldık.

Size Latmos’tan bahsedeyim. Bahsedeyim ancak bu değerli bilgileri benimle paylaşan ADÜ Arkeoloji Bölümü'nün değerli hocalarının hakkını teslim ederek ve de Latmos’un tanınıp tanıtılması, korunup kollanması konusunda Latmos’a Vefa birlikteliğine sonsuz teşekkür ederek sözlerime başlayayım.

AYDIN’DA ÖNEMLİ BİR KÜLTÜREL MİRAS ve DOĞA HARİKASI LATMOS

“Latmos Aydın’ın batı tarafındaki Beşparmak Dağları’nın eski adıdır. Bafa Gölü'nün olduğu tarafta, bu dağlık bölgede insanlık ve uygarlık tarihi adına çok önemli kültür izleri var. Kayaların arasında bu bölgede yaşamış en erken insanlara ait duvar resimleri bulunmuştur. Yaklaşık 170 farklı noktadaki kaya sığınaklarının duvarlarına işlenmiş resimlerdir. Bu resimler Milattan önce 6000 yılına tarihlenmektedir. Yani günümüzden 8000 yıl öncesine aittir. Aydın ve civarında yaşamış en erken insanlardan, bizlere kalan izlerdir.

Bu resimler dünyada son derece nadir bulunan bir kültürel, tarihsel değerdir.” (Dr. Sedat AKKURNAZ – ADÜ Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi)

Resimlerdeki konular çok çeşitli ve zengin içeriklidir.

Bölgede yaşamış ilk insanların evlilik-düğün merasimleri anlatılmış bu resimlerde.

Dağ tanrıları, hava tanrıları, kadınlar erkekler işlenmiştir. Bu yörenin binlerce yıllık dini ve sosyal hayatına dair eşi bulunmaz anlatımlar vardır.

Ama ne yazık ki biz Aydınlılar bunun yeterince bilincinde değiliz.

Dünyada eşi benzeri olmayan bu mağara resimlerine sahip çıkmıyoruz. İnsanlara, dünyaya tanıtıp, herkesin ilgisini buralara çekemiyoruz.

Daha da önemlisi sahip çıkmadığımız gibi yeterince koruyamıyoruz da.

Latmos dağlarının doğası, manzarası, panoraması çok güzeldir. Bu güzel doğa içinde, bu resimler güzelce korunsa, insanlar bu resimleri görüp, güzel doğanın tadını çıkarsa memleketimiz için çok önemli kazanım olur. Doğa turizmi ve kültür turizm için bulunmaz bir yerdir Latmos bölgesi.

Ne yazık ki korumak, tanıtmak adına bir şey yapmadığımız bu muhteşem yerleri, günümüzde madencilerin insafına terk ediyoruz. Tonu 20-30 dolar olan kuvars ve feldspat çıkarmak için doğayı bozuyoruz. Bu yöre tamamen doğal sit ve arkeolojik sit alanı ilan edilse, korunsa ne güzel olur.

Maalesef şu an sadece resimlerin olduğu noktalarda yaklaşık 100-200 metrekarelik alanlar korumaya alınıyor, çevresindeki diğer doğal geniş alanlar korunmuyor. Madencilerin ocak açmalarına izin veriliyor.

Böylece hem doğal güzelliklerin bozulmasına neden olunuyor, hem de bu resimleri yapan insanlar sanki sadece duvarları resimlerinin olduğu mağaralarda yaşamış da, sanki o doğada çevrede gezmemiş gibi düşünülüyor. Halbuki o resimleri yapanlar o yamaçlarda, platoda yaşamış insanlar.

Bu doğal ve kültürel zenginlik dünyada başka memlekette olsaydı, milli park ilan edilir; UNESCO dünya miras listesine alınır; binlerce ziyaretçi o tarihi ve doğal güzellikleri görmeye gelirdi.

Bu duvar resimlerini bulan Alman bir arkeologtur. Adı Anneliese Peschlow’tur. 1990’lı yıllarda dağlarda araştırma yaparken keşfediyor, bilim dünyasının ilgisini çekiyor. O yıllarda bu resimlerin keşfi uluslararası bilim dünyasında çok önemli sayılıp, yüzyılın en önemli keşiflerinden birisi kabul ediliyor.

2000’li yılların başında burası korunmak ve sit alanı yapılmak için uğraşılıyor.

Sadece resimlerin olduğu noktalar, dar alanlar korumaya alınıyor; diğer yerler tahribata açık bırakılıyor. Resimleri keşfeden A. Peschlow bu bölgenin tamamen korunması, dünya kültür mirası listesine girmesi, milli park ilan edilmesi için girişimlerde bulunmuş.

Ama gerek yerel yönetimlerden gerekse kamuoyundan, sivil toplum kuruluşlarından yeterli desteği alamadığı için olmamış.

DEFİNECİLER / HIRSIZLAR

Aydın’da Sadece Latmos değil daha pek çok yerde tarihi, kültürel miraslar, doğal güzellikler var. Buralar da korunup, tanıtılmalı, ilimizin zenginliklerini önce Aydınlılar, sonra tüm Türkiye tanıyıp bilmeli.

Defineci diye tabir edilen, basit düşünceyle hareket edip, hepimize ait olan ortak değerlerimizi, hepimizin olan tarihi yerleri kırıp zarar veren insanlar bertaraf edilmeli öncelikle…

O tarihi yerlerde zaten ne altın, ne define hiçbir şey bulamazlar ve çıkmıyor da zaten. Devlet tarihi yapıyı koruyup, herkes tanısın bilsin diye koruma altına alıyor. Defineciler de sanki bir şey bulacakmış gibi gidip talan etmeye çalışıyor.

Tüm Aydını sevenlerden, memleketini, köyünü, doğasını sevenlerden rica ediyoruz; bu defineci berduşlara fırsat vermesinler.

Bu berduşlar memleketimizin güzelliklerini kırıp dökmesinler, hep birlikte engel olmalıyız…

İtalya, İspanya, Yunanistan’da pek çok tarihi yer var ve korunuyor; insanlar buraları geziyor, biliyor.

Bizde ise defineciler kırıp dökerek, ülkemizin değerlerine zarar veriyor.

Milli servetimiz sayılan bu tarihi eserler tahrip ediliyorlar...

Bu zihniyetin devletin aracını bilerek çalan, kıran, çarpan zihniyetten farkı yoktur.

Ha devletin bir aracını, binasını yıkıp kırıp zarar vermişsin… Ha devletin, toplumun ortak malı olan tarihi esere zarar vermişsin aynıdır…

Zaten devletimiz kanun koymuş.. 2863 sayılı kanunun 5. maddesinde “Tarihi eserler devlet malıdır.” yazıyor… Yani bu defineciler devletin malına zarar veriyor.

Ha okul yakmışlar ha hastaneden bir şeyler çalmışlar ha tarihi eseri kırıp sökmüşler… Aynı işi yapıyorlar…

Bunlar devlet malını talan edip, kırıp, sökmeye çalışan HIRSIZLARdır.

LATMOS İLE İLGİLİ BÜTÜN BU OLAYLARIN YANINDA, GÜZEL ŞEYLER DE OLUYOR…

Aydınlı bir grup amatör-yarı profesyonel tiyatrocular bu duruma dikkat çekmek için bir oyun yazıp oynuyorlar. Oyunu yine Aydınlı Hüsnü Ertung hocamız yazmış ve yönetiyor.

Oyunun adı LATMOS’A RAHMET GELDİ.

2 yıldır Aydın merkezde, ilçelerde, İstanbul’da, İzmir’de pek çok yerde oynandı.

En son dün 10 Şubat'ta Ankara’da oynandı.

Bu tiyatrocular oyundan para kazanmıyor, her yerde ücretsiz oynanan bir oyun bu.

Amaçları Latmos’u tanıtmak, 8000 yıllık resmileri herkes bilsin diye çırpınmak.

Bu doğal güzellikler tahrip edilmesin, talan edilmesin diye uğraşıyorlar.

22 Şubat 2019 Cuma günü Aydın Şükran Güngör sahnesinde oyunlarını sergilediler. Tüylerimiz diken diken izledik Latmos’a vefa dostlarıyla oyunu. 70’li yaşlarda olmasına karşın oyunu hem yazıp hem yöneten Hüsnü Ertung hocamızın ve diğer gönüllü oyuncularımızın o müthiş performansını izledik. Gerçekten oyun “ayarlarımızın bozulmasına” neden oldu. İzleyiciler ağırlıklı olarak gençlerdi. Maalesef ama maalesef yerel yöneticilerimizden ya da adaylarımızdan hiç kimseyi salonda göremedik. Oysa bir çoğunun yaptığı kahve toplantısından çok daha önemliydi bu oyun. Oy kaygısı yoktu, ama bir farkındalık yaratmak, koruma bilinci oluşması bakımından çok daha önemliydi bir oydan. Oysa bir billboarda verdikleri reklam parasına, belki bu grup Berlin’de ortaya koyacakları oyundan sonra Türkiye’ye dönmek için uçak bileti parasını tedarik edememe kaygısını yaşamayacaktı. Gönüllü bağışlara elbette ihtiyaçları vardı, ancak belki de oyunu izlemeye gelenlerin tamamının gönüllü katkıları bir billboarda harcanan miktar kadar olamamıştır. Oysa Latmos’a vefalılar ve Latmos sevdalıları inanın Aydın’ı, Türkiye’yi, doğamızı o billboardlardan daha fazla ve layığıyla tanıtıyorlar. Bu konuda emek harcayanlara sonsuz teşekkürler.

Bu işi uluslararası platforma da taşıdılar. 8 Martta Almanya-Berlin’de oynayacaklar ve Avrupa’ya tanıtacaklar Latmos’u.

Resimleri keşfeden Alman Arkeolog Peschlow’a teşekkür edip plaket verecekler.

Geçtiğimiz günlerde Yenipazar ilçesi Direcik Mahallesinde bulunan Laletepe Tümülüsü’nün hunharca katledilmesi konusunu ise bir başka yazımda sizlerle paylaşacağım.