Eda Demir
Okul Öncesi Eğitim Uzmanı

Dahilerin hastalığı; Disleksi

8 Ağustos 2014, Cuma

     

Sevgili okurlarımız size bu yazımda isimini nadir duyduğumuz Disleksi öğrenme güçlüğü hakkında bilgilendimek isterim, dinleme, konuşma, yazma, akıl yürütme ve matematik yetilerin kazanılmasında yaşanan sorunlarla kendini gösteren bir tür öğrenme bozukluğudur.

Hastalık değildir.

Dil kazanımının farklı derecelerde etkilenmesi durumudur. Dislektik çocukların zeka düzeylerinde bir sorun yoktur. Bu çocukların özel yeteneklere sahip oldukları bilinir hatta zeka düzeyi yüksek çocuklarda da görülmektedir.

Yapılan genetik çalışmalarda, çocuklarda fazladan X kromozomunun disleksiye yol

açtığı ileri sürülmekte, dislekside genetik geçişin var olduğu bildirilmektedir.

Einstein, Mozart, Leonardo da Vinci gibi dâhilerin yaşadığı disleksi hastalığı, okuma becerisini etkilediği için ilköğretimin ilk yıllarında fark ediliyor. Öğrenmeyi etkileyen bu sorun çocuğun özgüvenini yitirmesine neden oluyor. Okuma-yazmada zorlanan çocuk okuldan uzaklaşıyor

'ÇOK ZEKİ AMA...'

Bu çocuklar eğitim hayatlarının başından itibaren "Aslında çok zeki ama... " ile başlayan cümle kalıbını pek çok kez duyarlar. Aileler ve eğitimciler için kafa karıştırıcı olan ise çok daha zor şeyleri yapabilirken bir satır önce okuduğu kelimeyi bir sonraki satırda yanlış okumasıdır. Bu durum bazen çocuğun "haylazlığına" ya da "dikkatsizliğine" bağlanır. Aslında sorun bu iki tespitten çok daha ciddi olabilir.

Disleksi nörolojik temelleri olan bir sorun. Ancak tanı koymak her zaman çok kolay değil. Bunun bir nedeni bu sorunu yaşayan her çocuğun farklı özelliklere sahip olması. Yine de araştırmacıların ve bilim insanlarının üzerinde anlaştığı bazı kriterler var. Öncelikle bireyin normal veya normal üstü zekâya sahip olması, okuma alanında yaşadığı sorunların yetersiz eğitim koşulları ve çevresel faktörlerden kaynaklanmıyor olması ve nörolojik bir hastalığın sonucunda ortaya çıkmış olmaması bu kriterlerin en önemlileri.

TÜM HAYATI ETKİLİYOR!

Disleksi her ne kadar okuma-yazma alanını etkileyen bir sorun olsa da çocuğun hayatı üzerindeki etkileri sadece bu alanla sınırlı kalmıyor. Okuma-yazmada zorlanan çocuk için okul giderek daha zorlayıcı bir yer haline geliyor. Arkadaşları için çok kolay olan okuma ve yazma onlar için bir kâbusa dönüşüyor. Çünkü diğer kişilere göre çok daha fazla efor harcamak zorunda kalıyorlar ve kendilerini doğal olarak kötü hissediyorlar. Bunun yanı sıra eksik, yanlış okumak bir süre sonra arkadaşları tarafından alay konusu olmalarına neden olabiliyor.

Disleksi ile ilgili yürütülecek tedavi sürecinin psikolojik yönü oldukça önemli. Öğrenmeyi ve okul başarısını etkileyen bu sorun daha büyük çerçeveden bakıldığında çocuğun özgüvenini ve benlik algısını da etkiliyor. Zekâ ile ilgili bir sorunları olmamasına rağmen disleksisi olan çocuklar çoğunlukla kendilerini "aptal" olarak nitelendiriyorlar. Hatta zaman zaman bunun gibi uygun olmayan yargıları çevrelerinde de duyabiliyorlar. Bu durum var olan öğrenme problemini daha da perçinleyerek çıkmaza sokabiliyor. Sonuç olarak hem çocuk hem de aile çok üzülebiliyor.

Zamanında ve doğru müdahale bu yüzden çok önemli. Disleksi zekâdan bağımsız bir sorun ama zekânın doğru ve etkili şekilde kullanılması önünde engel oluşturuyor.