Perihan YILDIRIM

ATİKE

15 Eylül 2020, Salı

     

“İnşa etmenin etkililiği devamlılığa bağlıdır; devamlılık kendini, kendi yapıtlarının kölesine veya makinesine dönüştürmek değildir. Aksine ihtiyaç duyulan sürekli bir bilinçtir.” ( Delia Steinberg Guzman )

İşte bilincimi ihtiyacım dâhilinde üretmeye kendimi ikna ettiğim bir süreçte sizlerden uzun süre ayrı kaldım. Ve bundan sonra inşa etmenin devamlılığı inancıyla farklı hayat hikâyeleri ile bu köşede buluşmaya devam edeceğiz.

Bugün Atike, Bayram ve Mehmet Ali kardeşlerin hayat hikâyesi bizlerle…

İnsan adıyla yaşar derler, bir inanışa göre isminin anlamı karakterini yansıtır, o sebeple önce Atike İsminin anlamına baktım. Özgür, soylu, güzel genç kız demekmiş. Atike’de öyle, içinde bulunduğu yaşam şartlarına rağmen, üzerinde ki kıyafetlerin kırk yamasına rağmen, iki abisinden başka konuşacak hiç kimsesi olmamasına rağmen öyle güzel ki… Ama özgür mü derseniz ben bilemedim, buyurun siz yorumlayın.

Oluşumu içinde bulunduğum Yeni İZ Derneği’ne geçen hafta içinde bir gönüllümüz tarafından zor durumda olan bir aile ile ilgili ihbar geldi ve hemen akabinde yönetim kurulu üyeleri ile beraber bulundukları yere keşfe gittik. Ve o kadar yürekten söylüyorum ki gittiğimiz bu keşif sonucunda kendi içimde kendimi tekrar keşfettim. Uzun uzun düşündüğüm ve şükür mekanizmamın devreye girdiği, doğduğun ev kaderindir sözünün doğruluğunun kendi içimde ispatının yer bulduğu bir 24 saat sonrası size bu satırları yazabiliyorum.

Aydın Efeler İlçesine bağlı Anbarcık Köyü’nün dağ eteklerinde yaşayan 3 kardeş AVCU ailesi mensupları. Dağdaki kulübelerine ulaşabilmek için Anbarcık Köyünden sonra 15 dk araba ile dağa tırmandık, arabanın gidebildiği yere kadar gittik. Sonra inanılmaz zorlu yollardan, dereden geçerek tam 1,5 saat yürüyüş sonrası ancak aileye ulaşabildik.

Karşılaştığım manzara beni inanılmaz etkiledi. Tek göz odada, derme çatma bir çatının altında yaşıyorlarmış 40 yıldır. Evin her yerinde kuyrukludan korunmak için astıkları bitkilerden oluşan torbalar vardı. Elektrik yok, su yok, suyu 1 saat yürümek zorunda oldukları dereden temin ediyolar. Banyoları yok, mutfakları yok, tuvaletleri evden az ileride tahtalarla yaptıkları bir çukur, telefonları yok, internet ne bilmiyorlar, televizyonu sadece erkek kardeşler köye indiklerinde kahvelerde görmüşler, Atike televizyonu bile bilmiyor. Okuma yazmaları yok, hiç okula gitmemişler. Erkek kardeşler şöyle böyle yaşlarını tahmin edebiliyorlar ama Atike kaç yaşında olduğunu bilmiyor, “Yaşlıyımdır herhalde” diye cevap verdi.

Birkaç keçileri var babalarından kalan onlara bakıyorlar, odun topluyorlar ve ceviz ağacı ile zeytin ağaçlarından topladıkları ürünleri tüketiyorlar. Köylünün desteği ile çay, un ve şeker alabiliyorlar topladıkları ürünler karşılığı. Efeler Belediyesinin en son göndermiş olduğu gıda kolisinden başka hiçbir gelirleri yok. Bunlar fiziki şartları, beni asıl etkileyen ruhsal durumları oldu.

Özellikle günümüz şartlarına bakıldığında stres altında yaşayan herkesin hayalidir dağ başında herkesten ve her şeyden uzak yaşamak. En sinirli anlarımızda ve bıkkınlığımızda söyleriz sonunda dağ başına yerleşeceğiz diye. İşte bizim hayalimiz olan bu yaşam, onlar için resmen hayatta kalma mücadelesi. 1 tl bile maaş almadan yaşamaya çalışıyorlar.

Bluzumuzun rengine göre ayakkabı giymeye çalışan biz kadınlar Atike’nin kırk yama, abilerinden kalan gömleği ve en az 10 yıldır tek şalvar ile olan kıyafetlerini gördüğümüzde düşünelim derim.

 

Ama en çok Atike etkiledi beni, hiç okumamış, evlenmemiş, hayal kurmamış, başkaları ile oturup sohbet etmemiş, abilerinin ona sunduğu hayatı karanlık çökene kadar yaşıyor. Bayram abi, Atike ye küçük çocuk o daha diyor. Büyüyememiş gözlerinde, çocuk kalmış kadın yüreği. Sana yeni kıyafetler alalım ister misin dedim.” Var ya üzerimdekiler, saolun” diye cevap verdi. Gönlünün güzelliği hayran bıraktı. Yetinmenin canını çıkarmışlar ve istemeyi bilmiyorlar. Bir o kadar da misafirperverler. Atike’nin odun ateşinde demlediği o mis gibi kekik kokulu çayı içmek için bir 3 saat daha yürümeye razıyım.

Bir dağ esintisi almak isterseniz eğer, yolunuz Anbarcık köyüne düşerse, Özgürlük diye bağıran Atike’nin sesini duyun… Gözlerinizi kapatın ve kuramadığı hayallerin ortağı olun, inançlarının yakarışı olun…

Ey Özgürlük, Ey Atike sana bin selam olsun...