Kenan ÜŞENMEZ

Akıl ve zeka

26 Aralık 2015, Cumartesi

     

Akıl aslında bir kabiliyettir zeka da öyle. İkisinin arasında en önemli fark bir başkasından akıl alabilirsiniz ama zekayı asla. O her insanın kendine mahsustur. Bir hastalık söz konusu olmadıkça şüphesiz herkesin aklı vardır.Akıllı olmak bir bakıma doğru ve yanlışlarını değerlendirebilmek yeteneğidir. Ah şimdiki aklım olsaydı cümlesini sıkça duymuşuzdur.Demek ki akıl insan olgunlaştıkça değişiyor ve insanın kendisi de bunu fark ediyor. Bir şeyin içeriğini anlamamak akıl erdirememek olarak nitelendirilirken, başkalarının çözemediği bir sorunu çözen kişiye bir tek o akıl etti denilir. Birine bir yol göstermek ona akıl vermektir.Bir şeyi hatırlamak unutmamak, akılda tutmaktır.Akılsız tanımı ise doğru ve isabetli düşünemeyen anlamında kullanılır.Zeka ise bir olayı anlama,ilişkileri kavrama ve açıklayarak çözme yeteneğidir.Genel olarak zekanın 12 yaşına kadar hızla geliştiği gelişme hızının yavaslayarak 20 yaşına kadar sürdüğü, orta yaşlarda ise zeka seviyesinin sabit kaldığı kabul edilir. Zeka, bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına da gelmez.Bir besteci kendi duygusal yapısının içerisinde en karışık eserleri aklıyla değil zekası sayesinde oluşturur.Ancak bu müzik dehası sıradan bir matematik problemini çözemeyebilir.

Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, iradeye göre farklılıklar gösterebiliyor.Akıl somut olarak ölçülemiyor ama zeka pek sağlıklı olmasa da IQ denilen bir testle ölçülebiliyor.