Kenan ÜŞENMEZ

Sevdaya dair

12 Şubat 2014, Çarşamba

     

Bu gece gel de iki kalemin belini kıralım dediğimiz günden beri, belini bir türlü doğrultamadı kalemimiz.

Gidiyorum, lakin ne zaman çağırırsan gelirim, söylemi sevdaya dair oldu yüreklerde.

Mutluluğa giden yolların, sararmış mektup sayfalarında karşımıza çıktığını gördük hep.

İçimizdeki coşkun nehirlerden, rüzgar gibi deli damlalar çekip çıkardık ömrümüze.

Ve sevdayı özledik çokça.

Yeryüzünü kucaklamak, aşka yürümek amacımızdı.

Sevdamızı yeşil bir ırmağın kıyısında bulmak, saçlarının kokusundan öpmek, sevdanın serin soluğundan içmek istedik.

Onun yokluğunun buz gibi soğuk olduğunu bildik.

Martıların kanatlarında, bir mahkumun rüyalarında büyüyen özgürlükte sevdik onu.

Şehrin havasında, deniz suyunda, yosun kokusunda, dövünen her nakaratta sevdaya vurulduk bir kere.

Aklımız neye erdi bilemedik.

Her defasında düşsek de onun bu büyülü dünyasına, sevda dediğimiz küllenmiş sukut yine esir aldı bizleri.

Ve biz bir kez daha sevdaya taş kesildik.

Efsunlu bakışların büyüsünde, bir mahpusun kırılmış zincirlerinin şakırtısında, hece hece kanatlandık her gün.

Bulmaya çalıştık kayboldukça kazanan tek anlamı.

Önce bir bir sorguladık suretleri, sonra hepsini göğe gelin ettik umarsızca.

Sevdayı söze hiç sığdıramadık ama susturamadık da.

Susuşumuz, sözleri esirgemekten değil, sevdaya değen sözleri yitirmemizden olmuştu.

Aradık yıllarca yüreğimizin bamteline değecek meçhul rüzgarı.

Sonunda, titrek bir alevin kollarında bulduk belki de.

Mevsimler geçerken, zerrelerle tükenen bir ömrü, zamansız bir boyutta sevdayla hemhal ettik.

Dedik ya, bazen sevdaya dair sözümüz kalmasa da herkes yüreğinin dinginlerindeki küçük bir damlaya hala sevdalıdır aslında.

ASAF'ın dediği gibi bazen dayanmaktır sevmek, hayat nereden vurursa vursun ayakta kalabilmek/Bazen yaşamaktır sevmek, soluksuz ciğer gibi sevdasız kalbin duracağını bilmek/Bazen ağırdır sevmek, sevdiğine layık olabilmek ve bazen hayattır sevmek, birini çok uzaktayken bile yüreğinde taşıyabilmek.