Mehmet Ali ACAR

Cumhurbaşkanına yazdığım rapor

11 Mayıs 2016, Çarşamba

     

Sevgili Denge okurları;

Bildiğiniz gibi geçen hafta siyasette ve AK Parti içerisinde büyük yankı uyandıran olaylar meydana geldi ve sonucunda AK Parti yeni gelen başkanını ve başbakanı seçmek için düğmeye bastı.

Aniden gelişen bu olay, ülkenin gündeminde birinci sıraya oturdu. Sonucu itibariyle AK Parti MKYK’da ortaya çıkan bir tüzük değişikliği ülkemizi bu noktalara getirdi. Bununla ilgili ilerleyen zamanlarda siyasi tarih hükmünü ortaya koyar. Ben de ilerleyen zamanlarda hele bir AK Parti kongresini yapsın, bir şeyleri kaleme almaya çalışacağım, ama fakir kardeşiniz bundan 21 ay önce AK Parti’ye genel başkan ve başbakan tayin ve tespit edileceği zamanlarda Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a bu konuyla ilgili olarak “AK Parti genel başkanı ve başbakan hangi kriterlerle göre tespit edilmelidir” başlıklı bir rapor yollamıştım.

Aradan 21 ay geçti ve bu esnada üniversite hocası Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığında ve siyasetçiliğinde bu zaman dilimini tamamladık. Olaylar sonrasında raporumu yeniden okuma ihtiyacını hissettim. Olayların ışığında raporumun ayrı bir değer kazandığını gördüm ve inandım. Bundan dolayı raporumu Denge Gazetesi okurlarının takdirlerine bırakmayı düşündüm.

Zira siyaset dediğimiz olgu, dünyada yeni keşfedilen bir hadise değildir. Hz. Adem’den beri günlük yaşantımızda ve toplumsal hayatımızda karşılaştığımız benzeri olaylardır ve aynı zamanda asırların getirdiği tecrübi bir eylem tarzıdır.

Raporumu saygılarımla takdirlerinize bırakır, övgülerinizi mesajınızla bekler, yanlış ve hatalı yönlerimi ise 0.533 438 17 16 numaramdan telefonla bildirmenizi arzu ederim.

RAPOR

Muhterem Genel Başkanım,

Öncelikle selam ve hürmetlerimi arz ederek söze başlıyorum. İnşallah sağlık ve afiyet içerisindesinizdir.

Bu fakir size önümüzdeki dönemde olası Çankaya durumlarına göre AK Parti’nin yeni yapılanması ile ilgili olarak bir siyasî rapor yollamak istedi. AK Parti Genel Başkanlığı tayin ve nasp durumları nasıl olmalıdır konulu siyasî analizimi size arz etmek ihtiyacını hissettim.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki bu analiz hiçbir şahsî hedeflemeye göre hazırlanmamıştır, hiçbir bireysel gayeye matuf olmadığını tüm içtenliğimle belirtmek isterim. Çünkü bu siyasî olay AK Parti’nin kuruluşundan bugüne kadar ve bugünden sonraki dönemi de kapsamak üzere hayatî bir konudur. Bundan daha önemli bir parti içi bir başka olay ve konum düşünemiyorum. AK Parti ve dolayısıyla Genel Başkanın böyle hayatî ve önemli bir konuda en isabetli kararı alması gerekir, buna mecbur ve hatta mahkûmdur diyebiliriz. Bu konuda hata yapma lüksü hiç yoktur. Bu olay partimizin T.C’nin siyasî tarihine damgasını vurabilmesi için çok önemlidir. Çünkü bu karar sonrası dönemde de AK Parti ülkede siyasî hakimiyetine devam ederse bir nesil AK Parti döneminde dünyaya gelmiş, bütün resmi eğitimlerini bu dönemde tamamlamış olacaktır. Bu açıdan alınacak karar son derece hayatidir. Çünkü AK Parti fonksiyonları ve uygulamaları ile artık bir siyasî hareketin çok ötesinde anlam kazanmaya başlamıştır. “Ötelerden habersiz nizama lanet olsun” diyen Büyük Üstadın özlediği kıvam artık oluşmaya başlamıştır. Yepyeni bir neslin ortaya çıkmaya yüz tuttuğu böyle bir dönemde bu sürecin hatasız geçirilmesi gerekir ki Türkiye’de “Hak” teessüs etsin, bir buçuk milyarlık İslâm Alemi gerçek anlamı ile özgürlük ve bağımsızlığına kavuşsun.

AK Parti’yi (stratejik açıdan) bekleyen en önemli kararın bu olduğunu en iyi bilenler de dünyadaki şer güçler olup bunların başında da Dünya Siyonizmi gelmektedir. Türkiye’nin keyfiyeti ve dünyadaki huzur da bu kararla çok yakından ilgili ve birinci derecede bağlantılıdır. Bu derece hayatî önemi olan olay karşısında duyarlı bir vatandaş ve mesuliyetini müdrik bir dava adamı, aynı zamanda bir siyasetçi olarak ve bir de 30 yıllık bir dostluğun getirdiği cesaretle bu düşüncelerimi arz etmekten geri duramadım. Sizler beni iyi tanırsınız, prensip olarak anlamadığım mevzuda görüş beyan etmem. Anladığım konuda da bildiğimi söylemeyi vazife addederim.

Sayın Genel Başkanım,

Benim yaşım elli yedi. Bugüne kadarki sosyal hayatımda beni tam tamına dört kişi etkilemiştir. Birincisi Necip Fazıl, ikincisi Prof. Mehmet Aydın, üçüncüsü Bülent Arınç, dördüncüsü de Zatıâliniz. Necip Fazıl’ın etkisi 18 yaşımda başladı, ideolojik-siyasî hayatıma yön verdi. Prof. Mehmet Aydın İlahiyat Fakültesi’nde özel hocam olmuş, (nasıl bir İslâm) anlayışına sahip olunmasını öğretmiş değerli bir bilim insanıdır. Bülent Arınç ise 1978’den beri ilişkim olsa ilişkim olmuş bir “ağabey”dir. Aynı zamanda siyaset politika ve hitabet üretme sanatı ise bunun demokrasi tarihimizdeki büyük ustalarından biridir. Ve nihayet Zatıâliniz Recep Tayyip Erdoğan 1987’den beri hukukum olan ve iyi bir arkadaşlığım oldu. Siz aynı zamanda siyasetin halkla ve teşkilatla nasıl bir uyum içinde yapılabileceğinin demokrasi tarihimizdeki en önemli örneği olarak gördüğüm bir siyasî kişiliksiniz. Sizdeki o cevheri ilk görenlerden olduğumu söylersem hiç de yalan söylememiş olurum. On yıl Rahmetli Erbakan Hoca’mın dizinin dibinde il başkanlığı yapmış olmama rağmen, siyasette hiçbir zaman idolüm olmamıştır. Sizdeki cevheri iyi gördüğüm için 1992 yılında Kuşadası’nda birlikte kaldığımız otelde söylediklerimi bundan dolayı söylemiştim. 1994 yılında Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunuzda ziyarete geldiğim vakit o hitabeyi, gördüğüm cevherin derinliğini çok iyi anladığımdan yapmıştım. Bu açıdan kendimi çok mutlu, manen çok rahat hissediyorum. Çünkü Türkiye’de yaşayan milyonlarca insanın cennete girebilme ümit ve ihtimalleri artmıştır. Bu ne kadar güzel bir manzara değil mi? Bu açılardan bu analizi size takdim ederken hiçbir şahsî beklentim yoktur. Gayem davamın ve ülkemin selametidir. Önümüzdeki mahalli seçimlerde de hiçbir yerden adaylık talebim de yoktur. Allah’tan (C.C.) tek dileğim kalan ahir ömrümde bu aziz davanın bir gönül eri olarak hayatımı geçirmektir. Aklım başımda olduğu müddetçe bu mukaddes davaya hizmet etmek benim için bir şereftir.

Genel Başkanım,

Şimdi siyasî analizime geçmek istiyorum.

 

-ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE AK PARTİ GENEL BAŞKANI VE BAŞBAKAN HANGİ KRİTERLERLE TESPİT EDİLMELİDİR?

Bana göre böyle bir tespit aşamasında ilk yapılması gereken, ülkenin yaşamış olduğu 66 yıllık demokrasi tarihinin çok iyi tahlil edilmesi ve bu tahlilden çok iyi dersler çıkarılmasıdır. 1946’da DP kurulduğunda bu hareketin lideri Celal Bayar idi. 2 numarası ise Prof. Fuat Köprülü’ydü. Adnan Menderes’in bu sıralamadaki konumu 4 numara idi. DP iktidara geldikten hemen sonra bu problem (Genel Başkanın Çankaya’ya çıkması) başına gelmiş, üstelik belli süreci de yaşayıp belli tecrübelere ulaşamadan. Bu nedenlerle Celal Bayar’ın hata yapma riski daha yüksek olmasına rağmen bu problemden başarı ile çıkmıştır. Celal Bayar Meclis tarafından Cumhurbaşkanı seçildikten sonra bütün siyasi zeminler ve parti grubu başbakanlığa siyasî hareketin iki nolu ismi olan Fuat Köprülü’nün atanmasını beklerken Celal Bayar, tüm beklentilerin aksine Başbakan olarak Adnan Menderes’i tayin ve nasp eylemiştir. Bu olay karşısında bütün Türkiye donup kalmıştır. İşte Celal Bayar bu icraatı ile bir siyasi liderde bulunması gereken vasıf ve karizmayı çok iyi sergilemiştir. Celal Bayar ile farklı dünya görüşlerine sahip olmamıza rağmen bu gerçeği ifade etmek zorundayız. Celal Bayar ile Recep Tayyip Erdoğan’ın benzer yönleri çok fazladır. Şöyle ki Celal Bayar’ın iki özelliğinden biri teşkilatçı olması, diğeri siyasetin en alt kademesinden en üst seviyesine yaşayarak başarılı bir ilerleyiş göstermesidir. Üniversite dünyasından gelen Fuat Köprülü’yü Başbakan olarak tayin etmeyip halkın içinden gelen Adnan Menderes’i tespit etmesi, çok önemli bir siyasi olaydır. Ne kadar isabetli bir iş yaptığını 10 yıllık DP iktidarı ortaya koymuştur. 66 yıllık demokrasi tarihimizin ortaya çıkardığı gerçek şudur: Üniversite dünyasından gelen hiçbir kişi siyasi kitle hareketlerine lider olamamıştır. (Bu başarı sadece ideolojik parti kurmada Necmettin Erbakan’a nasip olmuştur. Aslında bu başarının oranı da tartışılabilir)

1950’den bu güne kadar gelen başbakanları üç gruba ayırabiliriz: Birinci grup; Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Turgut Özal ve Recep Tayyip Erdoğan. İkinci grup; Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit, Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz. Üçüncü grup; Yıldırım Akbulut, Bülent Ulusu, Nihat Erim, İsmet İnönü ve benzerleridir.

Siyasî hayatımıza yön veren başbakanlar da şunlardır: A. Menderes, S. Demirel, T. Özal, N. Erbakan, B. Ecevit, Recep Tayyip Erdoğan.

Şimdi önünüzdeki en önemli konuda geçmişteki üç siyasî lider, C. Bayar, T. Özal ve S. Demirel de karşı karşıya kalmışlardır. Bunların arasından bu mevzuda başarı ile çıkan sadece C. Bayar’dır. Az önce bunun tafsilatını söylemiştim. Demirel ve Özal bu kritik konuda isabetli bir karar verememiş ve siyasi misyonlarını kendi elleriyle sonlandırmışlardır. Şöyle ki: T. Özal bu görevi kendisine itaat edecek bir kişiye tevdi etmiş, ölçü olarak yalnızca kendine itaati seçmiş, dolayısıyla hayatının en önemli siyasi hatasını yapmıştır. Siyasi yetenek, kabiliyet ve birikim açısından grubun en zayıf üyesini başbakan olarak tespit ve tayin etmiştir. Kendi grubu da meseleyi daha vahim bir hale dönüştürmüş ve bir yıl sonra Mesut Yılmaz’ı başbakan seçmiştir. Bu olaya objektif yaklaşımla şunu söyleyebiliriz: H. Celal Güzel gibi yetenek ve birikimi yüksek olan birisi varken siz Y. Akbulut’u seçerseniz, bu seçim büyük bir siyasi hata olur ve sessiz yığınlar size bunun bedelini ödettirirler. Çünkü söylem, hitabet, yetenek ve devlet adamlığı gibi kriterlerde H. Celal Güzel ne Y. Akbulut, ne de M. Yılmaz ile asla mukayese edilemez. T. Özal ehliyet ve liyakati bir yana bırakarak bu tercihi yaptı ve zaman bu tercihin ne kadar hatalı olduğunu ortaya koydu. Arkasından S. Demirel çok ani bir şekilde Çankaya’ya çıkınca genel başkanlık işini zahiren serbest bırakır gibi göründü ve sonuçta T. Çiller Başbakan oldu. S. Demirel kimi istese başbakan yapardı. Ama egemen güçler öyle baskı yaptılar ki DYP’nin duayenleri ve demirbaşları bir kenara bırakıldı, üç aylık siyasetçi T. Çiller başbakan oldu. Ülke siyaseti açısından gerekli kriterlere hiç de uymayan bir kişi başbakan oldu. S. Demirel bu tercihi yaparken yanlış olduğunu çok iyi biliyordu. Köksal Toptan’ın karşısında T. Çiller’in tercihi klasik bir Demirel sendromudur. Bu siyasi tercihin de ne denli yanlış olduğunu zaman çok net göstermiştir. Fakat ANAP ve DYP’de genel başkanların tespit ve tayin edilmesine ayrı bir manevi yorum da getirmek istiyorum. Bu iki partinin genel başkan seçiminde hata yapmaları AK Parti’nin ana rahmine yerleşmesine yol açmış olaylardır. AK Parti siyasi hareketinin teşekkülünde bu iki hata altyapı vazifesi görmüştür. Daha sonraki ANA-SOL hükümetlerinin icraatı ise teşekkülün üst yapısını oluşturmuştur.

Malumunuz siyasetin iki ayrı sahası vardır. Birincisi dış politika, ikincisi de iç politikadır.

62 yıllık fiili demokrasi tarihimize baktığımızda şunu görmekteyiz. Beş büyük başbakanın hepsinde iç politika birikim, yetenek ve söylemleri, dış politik özelliklerine göre daha öne çıkmış durumdadır. Bu zaten olması gereken bir durumdur. Çünkü Türkiye gibi kendi yağı ile kavrulmakta olan ülkelerin, sosyolojik ve tarihi realitesi iç politika ağırlığını bir adım öne çıkarmalarıdır. ABD gibi dünya siyasetine yön verip hakim olmak isteyen bir ülkede ise devlet başkanının dış politika beceri ve keyfiyeti daha önde olmak zorundadır. Çünkü ABD Başkanı mesaisinin büyük bölümünü ve söylemini dış politikaya ayırmak zorundadır. Cihan devleti olmanın keyfiyeti bunu gerektir. Maziye bakarsak Osmanlı da böyleydi; bu nedenle sultanlar da aynı şeyi yapmışlardı. Ülkenin iç sorunları ile Sadrazamlar ilgilenmiş, büyük dünya ve bölge meseleleri sultanın meşguliyet alanı olmuştur. Dolayısıyla yeni genel başkan ve başbakan tayininde bana göre iç politika yetenek ve söylemi çok iyi olan birisinin tespit ve tayini çok yerinde olacaktır. İşte size 60 yıllık demokrasi tarihimizin liderlerini, aldıkları kararları ve bu kararların ne oranda isabetli olduğunu ortaya koymaya çalıştım. Genel başkanımız önümüzdeki dönemle ilgili olarak tarihi kararını verirken siyasi tecrübe açısından çok şanslıdır. 60 yıllık bu tecrübe genel başkanımızın en isabetli kararı vermesinde yol gösterecektir.

Yukarıda saydığım gerçekler ışığında şunları rahatlıkla söyleyebilirim:

1-Genel Başkan seçilirken liderde olması gereken siyasi ehliyet ve birikim en önemli etken olmalıdır.

2-İç politika birikimi dış politika birikiminden çok daha fazla olmalıdır.

3-Siz böyle bir kararı alırken, parti tüzüğünde yer alan ancak üç dönem milletvekili seçilme kuralı yalnızca genel başkanları kapsayacak biçimde tadil edilmeli ve Türkiye’nin, ülkeyi yönetme noktasında üst düzey siyasî birikimi ve ehliyeti olan devlet adamlarından mahrum edilmemesi sağlanmalıdır. Çünkü asırlardır yaşanan siyasi liderlik mücadelelerinde bu iç tüzük keyfiyeti okyanusta bir damla kadar siyasi değer taşımaz. Ve böyle bir tadilatla ülkemiz insanının da önümüzdeki dönem için yaşaması muhtemel ve mümkün hayal kırıklıklarının önüne geçilmiş olacaktır. 2023 yılana kadar AK Parti’nin ülke yönetiminde kesintisiz kalması hayati derecede önemlidir. Çünkü bu yönetim fonksiyonları ve uygulamaları ile tarihi ve manevi bir değer kazanmıştır. Bu sürecin devamı olmazsa umarım ki bundan önce gelip geçmiş yönetimlerden pek ayrıcalığımız kalmaz ve başlanılan değişim eksik kalır. Düşünebiliyor musunuz ki 90 yaşında Filistin’li bir kadın, seher vakti kalkıp Türkiye Başbakanına sağlık, güç, kuvvet vermesi için Allah’a yalvarıp dua ediyor. Bu özellik gelmiş geçmiş başbakanlardan yalnızca size nasip oldu. İşte kararınızı verirken sınırlarımızın dışını da düşünmek zorundayız.

 

Sayın Başbakanım;

Son söz olarak şunu eklemek istiyorum: İletmiş olduğum bu raporumu, 1994 yılında Belediye Başkanlığı makam odanızdaki ziyaretim sırasında yapmış olduğum konuşma samimiyetinin aynıyla kabul etmenizi istiyorum. Lütfeder ve vakit ayırabilirseniz kağıt üzerindeki bu sohbeti Başkent’te makamınızda yüz yüze de takdim edebilirim.

Yeri gelmişken şunu da söylemek istiyorum; makam odanızda birlikte çektireceğimiz bir resim, zaten bir olan gönül dünyamızı fiziki dünyamıza da taşıyacağından bundan son derece bahtiyar ve mutlu olacağım.

Sözlerime son verirken istemeyerek haddi aşmış isem hakkınızı helal etmenizi istiyorum. Verecek olduğunuz kararın en isabetli karar olması için Yüce Rabbimin size kolaylıklar vermesini diler saygılarımı sunarım.

Allah’a emanet olunuz. 



Yazarın Tüm Yazıları
Polise kurşun sıkan kalleşler üzerine...
Bir filozofun akademik ve siyasi yaşam hatıraları ve düşünceleri
SKANDALLARIN VE FACİALARIN DEVLET ADAMI: EKREM İMAMOĞLU
KORONALI RAMAZAN AYI GÜNLERİ
KORONAVİRÜS SALGINI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
KABE-İ MUAZZAMA’DA CAHİL VE RUHSUZ BİR BAŞ İMAM!
Ey kendini dünyanın İlah’ı addeden Amerika ve Başkan Trump bil ki kainatın sahibi ve kudret sahibi Allah (C.C.)’dır.
Ortadoğu’da iki ahlaksız devlet
Doğum gününde Deniz Gezmiş üzerine
GELECEK PARTİSİ KURUCU GENEL BAŞKANI AHMET DAVUTOĞLU’NA DAİR
AYDIN'DAN BEDBAHT BİR SİYASETÇİ GELDİ GEÇTİ (KORAY AYDIN)
Barış Pınarı Harekâtı üzerine düşüncelerim
17 EYLÜL 1961 DEMOKRAT ADNAN MENDERES VE ANTİ DEMOKRAT İSMET İNÖNÜ
Fidel Castro Sosyalizmin Sembol İsmi
Recep Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç, Abdullah Gül, Ali Babacan = Bu dörtlü politik şahsiyetlerin siyasal yaşamları - 2
Recep Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç, Abdullah Gül, Ali Babacan = Bu dörtlü politik şahsiyetlerin siyasal yaşamları - 1
Çağdaş Firavun Sisi ve Çağdaş Hz Musa Mursi
27 MAYIS 1960: TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN EN ACIKLI VE EN DRAMATİK GÜNÜ
İslamı dosdoğru anlayan bir tarikat şeyhi: Ahmet Ziyaheddün Gümüşhanevi Hazretleri (1813-1893)
YAKLAŞAN RAMAZAN AYI MÜNASEBETİYLE ALLAH KELAMI KURANI ANLAMAK (2)
YAKLAŞAN RAMAZAN AYI MÜNASEBETİYLE ALLAH KELAMI KURANI ANLAMAK
Notre Dame Katedrali yanıyor, Fransız halkının ruhu ise cayır cayır yanıyor
31 MART MAHALLİ SEÇİMLERİNE TÜRKİYE GENEL SONUÇLARI VE ULUSLARARASI PENCEREDEN BAKIŞ
31 MART SEÇİM SONUÇLARINA MAHALLİ AÇIDAN BAKIŞ
AYDIN BÜYÜK ŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI SAYIN ÖZLEM ÇERÇİOĞLU’NA CEVAPLARIM
Büyükşehir'den açıklama
31 MART SEÇİMLERİNE ULUSLARARASI PENCEREDEN BAKIŞ
31 MART SEÇİMLERİNE MAHALLİ (YEREL) AÇIDAN BAKIŞ
MALİYE BAKANI BERAT ALBAYRAK AYDIN'DAYDI
Neşe Menderes: "31 Mart'ta zafer, Cumhur İttifakı'nın ve Aydın şehrinin olacaktır."
Hüseyin Aksu: Aydın şehri belediyecilikte 10 yılını boşuna geçirdi
70 yıllık demokrasi tarihimizde Aydın'dan çıkan ilk bayan bakanımız Zehra Zümrüt Selçuk
Bakan ODTÜ'lü olunca durum farklı oluyormuş
Harika Bir Proje Tanıtım Programı Oldu
HALUK ALICIK: "CUMHUR İTTİFAKI 31 MART'TA AYDIN VE NAZİLLİ’DE DESTAN YAZACAK"
45 YIL ARADAN SONRA BU ŞEHİRDEN BİR DIŞİŞLERİ BAKANI GELDİ VE GEÇTİ
BELEDİYECİLİKDE TIRNAKLARINI KAZIYARAK GELMİŞ BİR İSİM: ÜMMET AKIN
Büyükşehirde yükselen değer: Mustafa Savaş
BİNALİ YILDIRIM’IN KARİZMASI ORTAYA ÇIKTI
MİLLET İTTİFAKI ÇATIRDIYOR
Prof. Dr. Cavit Bircan’a Teşekkürname
Cumhur İttifakı Aydın’da sahaya inerken
MİLLET İTTİFAKININ ACI DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE’DE BAŞKAN ERDOĞAN’A ÖLÜM ŞEKLİ BİÇEN AKPINAR ÜZERİNE
BEŞİKTAŞ’TA PROBLEM HALİNE GELEN İSİM: ŞENOL GÜNEŞ
İTTİFAK ÇALIŞMALARI SONLANDI VE SONUÇLARI
AYDIN LİSANI İLE SAYIN ABDULLAH GÜL YETTİ GARİ…
Yusuf İslam üzerine..
Fatih Erbakan parti kuruyormuş
Cemal Kaşıkçı’yı katleden egemen güç aynı zamanda yeryüzünde yaşayan 7 milyar insanları ve 2 milyar Müslümanları katletmiştir
2019 MAHALLİ SEÇİMLERİ ÜZERİNE
MENDERES AKDAĞ (ÇİLE VE IZRAPLARIN ADAMI)
Siyonistler rahat ve mutlu uyuyamaz
Çağdaş Firavun Trump üzerine
CHP'de hazin manzaralar
CHP'nin Recep Tayyip Erdoğan'ı üzerine
24 Haziran Seçim Sonuçları (Millet İttifakı açısından)
24 Haziran SEÇİM Sonuçları (Millet İTTİFAKI AÇISINDAN)
24 Haziran seçim sonuçları (Cumhur İttifakı açısından)
24 Haziran’daki seçimlerde reyimi AKP’ye vereceğim...
2 MİLYAR MÜSLÜMAN’A YAZIKLAR OLSUN (TÜRKİYE MÜSLÜMANLARI HARİÇ) VE ONLARIN DEVLET BAŞKANLARINA DA (RECEP TAYYİP ERDOĞAN HARİÇ)
AK PARTİLİLERE
Hey on beşli on beşli, Tokat yolları taşlı
AZİZ YILDIRIM YÜZÜNDEN BAŞIMA GELENLER
AK PARTİ AYDIN İL BAŞKANI TESPİT ÇALIŞMALARI YAPILIRKEN DÜŞÜNCELERİM
2018 YILINDA YÜKSELEN DEVLET = TÜRKİYE CUMHURİYETİ
DÜNYA İNSANLIĞININ ABD’YE İNSANLIK VE MEDENİYET DERSİ VERDİĞİ MEKAN: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER
Kudüs ve içimizdeki hainler
Rıza Sarraf-Amerika–Kılıçdaroğlu ve Kudüs
HAYIRLI VE BEREKETLİ ÇALIŞMALAR VE SONUÇLAR DİLEĞİYLE
AK PARTİ AYDIN İL BAŞKANI NEDEN TESPİT EDİLEMİYOR?
Elveda okurlar
Bir İngiliz Vakfı’nın ortaya çıkardığı muazzam gerçek
CHP’nin Adalet Yürüyüşü zahiren öyle ama batınen öyle mi?
Duanın gerçek anlamı üzerine
Sayın Duran Teke, lütfen bir daha bana yazı yazdırtma
Beşiktaş yine şampiyon oldu
Dünkü yazımla ilgili zorunlu bir açıklama
AK Parti’ye ve İslamcılara haksız yere iftira atan Sayın Duran Teke, bu yazımı dikkatlice oku...
Bu seneki mübarek Ramazan ayına girerken...
Yüksek bir mersiye (!) sonucunda dramatik bir hazin...
Siyasetin milli problemi: Kemal Kılıçdaroğlu (2)
Siyasetin milli problemi: Kemal Kılıçdaroğlu
Referandumun Anatomisi Değil, Siyasi Partilerin ve İllegal Örgütlerin Anatomisi
Tatlım Tatlım filmi üzerine
Türkiye'deki referandum oylamasının tam ortasında yer alan Avrupa ülkeleri
Bugün 28 Şubat 2017 Neşe Doluyor İnsan
ÇEŞME’DE DRAMATİK İNTİHARIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ…..
AKP yerelden referandum seçim stratejisini çok iyi tespit etmelidir
14 yıl sonra Körfez yollarında
Ey CHP demokrasiyi ruhuna ve bedenine ne zaman sindireceksin?
Adnan Menderes’in son iki yılı ile(1959-1960) AK Parti’nin son iki yılı ile karşılaştırılması (2015-2016)
Çırağan Sarayı’ndaki bir düğün ve düşündürdükleri
TBMM’ye düşen tarihi görev
Adnan Menderes Üniversitesi üzerine oynanan oyunlar
Bir bürokrat atamasında dikkat edilmesi gereken hususlar
Vahşi kapitalizmden faşist diktatörlüğe (Batista) ve oradan da komünist diktatörlükte geçen 60 yıllık Fidel Castro dönemi
FETÖ ile mücadelede Diyanet İşleri Başkanlığına düşen vazifeler
Amerika seçimleri üzerine düşüncelerim
Ey CHP, sen ne zaman milli bir ana muhalefet partisi olacaksın
ADÜ’de seviyeli bir tarih panel
Musul Probleminin Düşündürdükleri ve Çözüm Yolları
⁠⁠⁠Kur’an’a göre şeytanın özellikleri ve günümüze yansıyan belirtileri
Darbe çığırtkanlarına karşı cevabımdır
FETÖ ile ilgili mazimden anılar
FETÖ Terör Örgütü'nün kökünü kazımak lazım ama nasıl…
(Eyy FETÖ denen din taciri yobaz, bu memlekete ne güzel iyilikler yaptın!)
Başkomutan ancak böyle olunur
Portekiz milli takımının düşündürdükleri ve Ronaldo
Sayın Ertuğrul Özkök, sana bu cevabımdır
Amerika’dan inancı kuvvetli, fiziği kuvvetli bir Müslüman geçti
Dokunulmazlık anayasa değişikliği ile ilgili CHP’nin Aydın milletvekillerine sesleniyorum
Urla’da enginar üzerine
Cumhurbaşkanına yazdığım rapor
Esas Noktasından
Gündemi değiştiremeyen ama ortalığı karıştıran sözler
Artık dokunuluyor
Mithatpaşa’dan Vodafone Arena’ya
Paralel yapı 3
Paralel yapı 2
Paralel yapı 1
İftarlık gazoz filmi üzerine bir deneme
Dokunulsun mu dokunulmasın mı?
Ülkemizde yayılmakta olan terör olaylarının düşündürdükleri
Başkanlık sistemine doğru ilerlerken ana muhalefet partisi konumu, durumu ve sorunu
Sayın Selahattin Demirtaş bir siyasi parti kurmanın ne demek olduğunu biliyor mu veya öğrenmek ister mi?