Prof. Dr. Ömer Faruk ŞENDUR
ofsendur@gmail.com

Diz ağrısı deyince

24 Temmuz 2014, Perşembe

     

İki adım yol yürüyemiyorum, çarşı pazara çıkamaz oldum!

Dizlerim kütük gibi oldu, bükemez oldum ya da ağrısından uyutmuyor gibi yakınmaları oldukça sık duyarız. Hayat boyu yükümüzü çeken ve bizleri ayakta tutan diz eklemlerimiz gün gelir “Benden bu kadar” deyip yarı yolda bırakıverirler bizi.

Genç yaştakiler pek anlam veremezler ya da yaşlı abartısı deyip kulak asmazlarsa da aslında bu tür problemler ileri yaş kişilerde yaşam konforunu bozan hastalıklar içerisinde en üst sıralarda yer almaktadır. Hastalar kendi aralarında eklem romatizması, kireçlenme vb isimlendirirler bu tür yakınmaları.

Gerçekte diz ağrısına yol açan onlarca sebep varken, genellikle eklem hastalıkları içerisinde en sık olarak gördüğümüz ve halk arasında “Kireçlenme” olarak tanımlanan bir tür eklem hastalığıdır kastedilen problem.

Hastalar arasında yerleşmiş bir deyim olsa da aslında kireçlenme deyimi problemi doğru tanımlayan bir terim değildir.Tıpta bu hastalığa denk gelen terim “Osteoartrit” hastalığıdır.

Neyse biz yine de dilimize yerleşmiş ve bu nedenle daha anlaşılır olan “Kireçlenme” tanımını kullanarak devam edelim isterseniz. Kireçlenme hastalığı aslında birinci derecede eklem kıkırdağının hastalığı olup gerçekte kıkırdak aşınması ya da yıpranması nedeniyle oluşmaktadır.Bu sebeple yaşlılarda daha sık görülmektedir. Ancak, genetik veya iş,uğraşı ve çevresel faktörlerin de etkisiyle az da olsa gençlerde de görülebilir. Kıkırdak aşınması altındaki kemik tabakayı da bozar, bu da eklemde şekil değişikliklerine ve taşıma dengesinde bozulmaya neden olur. Sonuçta az bir yüklenmede bile diz eklemimiz arıza gösterir. Diz ekleminin fonksiyonlarını da düşünürseniz bu eklemimizin aksaklığına yol açan hastalık, günlük yaşamımızı da oldukça fazla etkileyerek bizleri bu yaşlarda başkasına bağımlı hale getirebilir önemdedir.

Hastalığın erken döneminde fizik tedavi uygulamaları ve egzersizler oldukça yararlı olurken, yürüme ve hareket kabiliyetinin kısıtlandığı ileri dönemlerde cerrahi olarak düzeltme ve protez uygulamaları gerekir. Son yıllarda eklem ve eklem çevresine uygulanan bazı tedaviler gündeme gelmiş ve bunlar artık bir çok merkezde de uygulanmaktadır. Yararları konusunda oldukça fazla bilimsel yazılar olan bu tedaviler arasında PRP (Hastanın kendi kanından elde edilen sıvının yine kendi eklemine verilmesi) veya Proloterapi (Hasta eklem çevresinde doku iyileşmesine katkıda bulunan uyarıcı sıvılar verilmesi) ilk sıralarda yer almaktadır.

Hepinize kendinize yetecek hareket gücü ile sağlıklı ve zinde bir ömür diliyorum.

Sağlıcakla kalın…