Aydın’ın Efeler ilçesi Veysipaşa Mahallesi’nde, 1976 yılında babasının yanında çırak olarak başladığı kalaycılığı yaklaşık 50 yıldır sürdüren 58 yaşındaki Murat Uçar, baba mesleğine olan sevgisini ilk günkü gibi koruyor. Çırak bulamamaktan yakınan ve sağlık sorunları nedeniyle dükkânını kapatabileceğini belirten Uçar, “Mesleğimi aşkla yapıyorum. İstiyorum ki bu meslekte gözümü kapatayım” dedi.
“İLKOKUL ÜÇÜNCÜ SINIFTA BABAMIN YANINDA BAŞLADIM”
Kalaycılığın ailesinden kendisine miras kaldığını anlatan Uçar, mesleğe henüz çocuk yaşlarda adım attığını belirtti. Uçar, “1976 yılında ilkokul üçüncü sınıftayken yaz tatillerinde babamın yanında çalışmaya başladım. 1979 yılında ilkokulu bitirdikten sonra da devam ettim. Aşağı yukarı 50-51 senedir bu mesleğin içindeyim. Baba mesleği olduğu için küçük yaşlardan itibaren bu işin içinde büyüdüm” dedi. Çıraklık yıllarında hemen kalay yapmasına izin verilmediğini belirten Uçar, ilk olarak bakır kapların temizliğini öğrendiğini söyledi. Uçar, “Biz çıraklığımızda hemen bakır kalaylamaya geçmezdik. Önce temizliğini ve diğer işlemlerini öğrenirdik. 14-15 yaşlarına geldiğimizde yavaş yavaş kolay kapları kalaylamaya başladık. Babamın nasıl çalıştığını izleyerek öğrendim. Bugün hâlâ onun öğrettiği mesleği sürdürüyorum” ifadelerini kullandı.
“BABAMIN EL İZLERİ HÂLÂ BU ALETLERDE”
Mesleğinin kendisi için yalnızca bir geçim kaynağı olmadığını vurgulayan Uçar, yıllar önce hayatını kaybeden babasının hatırasını dükkânında yaşatıyor. Babasından kalan aletleri büyük bir özenle kullandığını anlatan Uçar, geçmiş yıllarda babasının kalayladığı bir bakır kapla karşılaştığında duygulandığını söyledi. Uçar, “Babamın daha önce kalaylamış olduğu bir bakırı gördüğüm zaman eski günler aklıma geliyor. Keşke diyorum. Şu gördüğünüz elimdeki eşyaların üzerinde bile rahmetli babamın el izleri var. O yüzden bunları daha dikkatli kullanıyorum. Babama çok düşkün olduğum için onun hatırasına saygıda kusur etmemeye çalışıyorum” diye konuştu.
“100 YILLIK BAKIRLARI GETİRENLER VAR”
Kalaycılığın yalnızca eski kapları yenilemekten ibaret olmadığını belirten Uçar, birçok vatandaşın aile yadigârı bakır eşyalarını korumak için kendisine getirdiğini anlattı. Bazı müşterilerin yıllardır kullanılan kapları yeniden kalaylatarak günlük hayatta kullanmaya devam ettiğini, bazılarının ise hatıra olarak sakladığını söyledi. Uçar, “Bazı müşteriler geliyor, 'Bu bakır en az 100 senedir bizim ailemizde' diyor. Kimisi şark köşesine koymak için getiriyor, kimisi kalaylatıp duvara asmak istiyor. Bazıları da 'Ben bunu torunuma bırakacağım, benden sonra çocuğum kullansın' diyor. Böyle getiren müşterilerimiz çok” ifadelerini kullandı.
“ESKİDEN ÇANAK GELİRDİ, ŞİMDİ CEZVE VE TENCERE GELİYOR”
Yıllar içerisinde kalaycılığa getirilen eşyaların değiştiğini anlatan Uçar, geçmişte bakır çanakların ve çeşitli mutfak gereçlerinin daha fazla kullanıldığını söyledi. Günümüzde ise cezve, yumurta sahanı ve yeni model bakır tencerelerin daha sık kalaylandığını belirtti. Kalay işlerinin mevsimlere göre değiştiğini ifade eden Uçar, “Kurban Bayramı döneminde köylerden et kavurmak ve pişirmek için kullanılan büyük bakır kaplar gelir. Üzüm zamanında pekmez tavaları, aşure döneminde ise kazanlar kalaylanır. Her mevsimin kendine göre işi vardır” dedi.
“BAKIR KIZARMAYA BAŞLADIĞINDA KALAY İSTER”
Bakır kapların düzenli olarak kalaylanmasının önemine dikkat çeken Uçar, kalayın aşınmasıyla birlikte bakırın kızıl renginin ortaya çıkmaya başladığını belirtti. Uçar, bu durumun kapların yeniden kalaylanması gerektiğine işaret edebileceğini söyledi. Özellikle yemek pişirmek için kullanılan bakır kapların bakımının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Uçar, uygun şekilde kalaylanmayan bakır kapların gıda güvenliği açısından risk oluşturabileceği konusunda vatandaşları uyardı.
“BU MESLEĞİ ÖĞRENMEK İSTEYEN GENÇ YOK”
Kalaycılığın en büyük sorunlarından birinin çırak yetişmemesi olduğunu belirten Uçar, gençlerin geleneksel mesleklere ilgi göstermemesinden yakındı. İşin fiziksel açıdan zor olduğunu anlatan Uçar, özellikle yaz aylarında yüksek sıcaklıkta çalışmanın büyük emek gerektirdiğini söyledi. Uçar, “Maalesef bu işi öğrenmek isteyen genç yok. Keşke olsa. Mesleğimiz biraz kirli bir meslek. Çoğu kişi bu yüzden öğrenmek istemiyor. Yazın sıcağında ocağın karşısında durmak kolay değil. Gençler daha çok masa başında çalışmak, daha fazla para kazanmak istiyor. Ama bu meslek insanı zengin etmezse de fakir de etmez. Çalışan insan geçimini sağlar” diye konuştu. Mesleğini gelecek nesillere aktarmak istediğini belirten Uçar, kendisinden sonra kalaycılığı sürdürecek bir çırak yetiştirememekten üzüntü duyduğunu dile getirdi.
“BU MESLEK SAYESİNDE İKİ EVLAT YETİŞTİRDİM”
Yarım asırlık meslek hayatında birçok zorlukla karşılaştığını ancak kalaycılıktan hiçbir zaman vazgeçmediğini belirten Uçar, hayatını bu meslek sayesinde kurduğunu söyledi. Uçar, “Bu meslek sayesinde iki tane evlat yetiştirdim. İkisinin de düğününü yaptım. Evimi aldım, arabamı aldım. Hepsini bu meslek sayesinde yaptım. Mesleğim bana çok şey kazandırdı. Ben bu işi sadece para için değil, zevkle yapıyorum” dedi. Esnaflıkta en önemli unsurun dürüstlük olduğunu vurgulayan Uçar, müşterilerin eşyalarını temiz ve düzgün şekilde, söz verilen zamanda teslim etmenin ustalığın bir parçası olduğunu ifade etti.
“MESLEĞİMİ AŞKLA YAPIYORUM”
Yaklaşık 50 yıldır aynı mesleği sürdürmesinin en büyük nedeninin işine duyduğu sevgi olduğunu anlatan Uçar, kendisini tezgâhın başında tutan duyguyu tek kelimeyle özetledi. Uçar, “Aşk. Meslek aşkı. Ben mesleğimi seviyorum. Dışarıdan da içeriden de bana güzel görünüyor. Bu işi zevkle yapıyorum. Babama olan düşkünlüğüm de beni bu mesleğe bağlıyor” ifadelerini kullandı.
“YAKIN ZAMANDA DÜKKÂNI KAPATABİLİRİM”
İlerleyen yaşına bağlı olarak bazı sağlık sorunları yaşamaya başladığını belirten Uçar, çok sevdiği mesleğini bırakmak zorunda kalabileceğini söyledi. Yaklaşık altı ay önce bir sağlık sorunu yaşadığını anlatan Uçar, doktorların çalışmasına engel bir durum belirtmemesi üzerine mesleğini sürdürdüğünü ifade etti. Uçar, “Yavaş yavaş rahatsızlıklar hissetmeye başladım. Yaklaşık altı ay önce bir rahatsızlık geçirdim. Eğer doktorlar bu mesleği yapma deseydi o zaman bırakacaktım. Şu anda devam ediyorum ama belki altı ay, belki bir sene, belki iki üç sene daha çalışırım. Bunu bilemiyorum” dedi.
“İSTİYORUM Kİ BU MESLEKTE GÖZÜMÜ KAPATAYIM”
Yıllarını verdiği kalaycılıktan ayrılmanın kendisi için kolay olmayacağını dile getiren Uçar, mesleğine olan bağlılığını duygusal sözlerle anlattı. Uçar, “İstiyorum ki bu meslekte gözümü kapatayım ama nasip. Keşke bu mesleği öğretebileceğim birisi olsa. Benden sonra da devam etmesini isterim. Maalesef öğrenmek isteyen pek yok” diye konuştu. Ömrünün büyük bölümünü kalay ocağının başında geçiren Uçar, geleceğe dair en büyük dileğinin sağlık olduğunu belirterek sözlerini, “Allah'tan sağlık istiyorum. Sağlık, sıhhat. Başka bir şey istediğim yok. Hepimize sağlık versin” ifadeleriyle tamamladı. (ŞERİFE NUR KÖSE / EGE BURAK ERSOY)





















ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.