Genç yazar ikinci kitabını anlattı

13 Kasım 2020, Cuma 13:42

     


Gazeteci Mehmet Aydın'ın hazırlayıp sunduğu Z Raporu'na konuk olan genç yazar Bükre Sena Sait, 20 yaşında yazdığı ikinci kitabı olan Sanata Dair İpe Sapa Gelmez Bir Soruşturma'yı anlattı.

tvDEN'de yayınlanan Gazeteci Mehmet Aydın'ın sunduğu Z Raporu'nun canlı yayın konuğu olan 20 yaşındaki genç yazar Bükre Sena Sait, küçük yaşlardan itibaren yazmaya başladığını belirtti. “Bükre Sena Sait kimdir?” sorusu üzerine Sait, "İletişim becerisi yüksek olan biri değildim, söylemek istediklerimi karşımdaki insanlara aktaramıyordum, bu durum beni yalnızlığa ve yazmaya itti. Küçük yaşlardan itibaren yazmaya başladım. İlk olarak şarkı sözü yazdım, kendi uydurduğum bir dilde yazdım. Sonra yazdıklarımı ezberledim ve bakıcımıza okudum. Yeteneğe inanmıyorum, sadece ezber konusunda bir kabiliyetim olduğunu düşünüyorum. Çok hızlı bir ezberleme yönüm var ve bu özelliğim yazılarıma da yansıdı. Görsel hafızam iyi değil ama yazarak çok iyi ezberleyebilirim. Bu noktada da yazdığım her şeyi ezberlemeye başladım. Ezber yaparken geliştirdiğim bir yöntemim var. Zıplayarak ezber yapıyordum. Yazdığım metinleri kafamın içinde de olmasını istiyordum. Bu durum beni hem yalnızlığa itti hem de bana birçok hayali oyun arkadaşı yarattı. Çok fazla karakterle yaşamaya başladım" dedi.

"YAZARLIK VAROLUŞ BİÇİMİM"

Çevresindekiler tarafından yazarlık yapması konusunda tavsiyeler aldığını söyleyen Sait, "Çevremdeki insanlardan ‘sen yazar olmalısın, yazarlık için çalış’ gibi söylemler duyuyordum. Ama ben onlara şunu anlatamadım, benim için yazarlık bir seçim değildi, yazmasaydım akıl sağlığımı da koruyamazdım. Yazmak zorundaydım çünkü başka türlü bir şey anlatamıyordum. Yazarlık bir meslek değil, benim varoluş biçimim, hayatımın bir parçası. Kafka'nın bir sözü var, ‘Her dil kötü bir çeviriden başka bir şey değildir’ diye. Bizim çevirmeye çalıştığımız bir anadil var, hiç birimizin çeviremediği normal diller gibi. Konuşarak ifade edemediğimiz yönde ikonlar ve imgelerle anlatamadığımız durumlarda yazarak anlatma isteği oluşmakta. Sosyal çevresi olmayan, kafasında oluşturduğu karakterlerle yaşayan bir insandım" diye konuştu.

Tiyatro da yaptığını dile getiren Sait, "Sahneyi daha çok evim gibi gördüm, sahneye hep aşık oldum ama çok fazla da fırsat tanınmadı. Orada daha çok bulunmak ve tiyatro çatısı altında çalışabilmek isterdim. Şu anda özel tiyatroların da durumu kötü" dedi.

"FARKLI BİR DÜNYA VE IRK YARATTIM"

Sait, "Piyasaya çıkan ilk kitabım Dolunay Etkisi, üç seriden oluşuyor. Şu an ilk kitabı yayınlandı, diğer iki kitabı yayınlanmadı maalesef. Onları da online bir şekilde yayınlamayı düşünüyorum. Dolunay Etkisi ilk kitabım değil. Bilgisayarımda yazdığım birçok kitap bulunmakta. Dolunay Etkisi kitabına nasıl başladığımı hatırlamıyorum ama akıcı bir şekilde yazdım ve ortaya üç kitap çıktı. Fantastik bir kitaptı. Orada farklı bir dünya ve ırk yarattım. Klişelerin ötesine geçmek istedim ve hikayeyi kurguladım. Kitabı yaşıtlarıma uygun bir üslupla sundum. Kitabımdaki Alarice bir anti kahraman ve ben bu kahramanı bir şekilde okuyucuya sevdirmek zorundaydım. Karakteri sevenler de olmuştur sevmeyenler de. Biraz kibirli, ben merkezci ama duygusal olarak insanı etkileyen bir karakter. O yüzden yarattığım karakterleri çok severim. Acemice de olsa yazdığım karakterleri severim ve bir dahaki sefere roman yazma niyetindeyim" dedi.

SANATA DAİR İPE SAPA GELMEZ BİR SORUŞTURMA

İkinci kitabı Sanata Dair İpe Sapa Gelmez Soruşturma'nın içeriğine de değinen Sait, "Benim öğrencilik yıllarımda, bir karalama defterim oldu aslında. Akademideki hocalarımın da büyük katkısı oldu. Sanata Dair İpe Sapa Gelmez Soruşturma kitabını üniversitede, bu alanda eğitim görenlere yönelik olarak yazdım. Kitapta altını çizdiğim noktaların çok büyük önem taşıdığını fark ettim. Birçok kaynak edindim ama en büyük kaynağım Kuran-ı Kerim oldu. Çünkü İslam felsefesinin her şeyle bağlantısı olduğu gibi sanat felsefesiyle de kesin bir bağlantısı var. Sanata ve hayata absürt bir noktadan bakarım. Çok idealist bir düşünce üzerine yazdım. Biraz Platon'un kuramı üzerinden yürüse de kesinlikle farklı bir noktaya evrildi. Benim için doğaüstü olaylar her zaman daha gerçekçidir. Bu kitapta okuyucunun söz sahibi olacağı ve kendinden bir şeyler bulacağı bir boş alan bıraktım. Okuyucunun da yorumlayabileceği ve bir şeyler katabileceği bir kuram aslında” diye konuştu.

"GENÇ NESİL, ELEŞTİRİYE MARUZ BIRAKILDI"

Sait, "Genç jenerasyon az şey görmedi. Biz çok kısa zamanda çok büyük şeyler deneyimledik. Salgın hastalıklar, depremler, darbe girişimi ve savaşlar gibi birçok olaya tanıklık ettik. Bu durumda gençleri birçok şeyi sorgulamaya yöneltti ve bu süreçte gençler eleştiriye çok fazla maruz bırakıldı. Özgüven eksikliğinin nedenleri var. Gerçekten entelektüel düşünce sistemi çok komplike yerlere kadar ulaşabilen hatta analitik, kritik ve pratik düşüncede çok iyi olan bir nesil var. Gençler bir şeyler başarabilmek için çok şey bilmek zorundalar. Çünkü herkes çok şey biliyor artık. Gençlerin heyecanını taze tutmak gerekiyor. Heyecanımız yavaş yavaş bitiyor artık çünkü fırsat verilmiyor. Ülkede çok büyük cevherler var, keşfedilmeyi bekleyen. Kültür Bakanlığı'nın gençlerin önünü açacak imkanlar vermesi gerekiyor" dedi. (AYHAN BOĞATARAN) 


HABER VİDEOLARI






 
Son Eklenen Haberler