"Sosyal girişimcilik unuttuğumuz bir kavram"

16 Ocak 2021, Cumartesi 13:58

     


Socıal Busıness Global Başkanı ve Uluslararası Sosyal Girişimcilik Çalıştayı Koordinatörü İsmail Hilmi Adıgüzel, “Farkında değiliz ama çok yardımsever bir milletiz, çok fazla bir şeyler yapmak istiyoruz. Sosyal girişimcilik kavramını unuttuğumuz için bir şeyler yapamıyoruz” dedi.

(FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN)

Socıal Busıness Global Başkanı ve Uluslararası Sosyal Girişimcilik Çalıştayı Koordinatörü İsmail Hilmi Adıgüzel, tvDEN ekranlarında hafta içi her gün yayınlanan Gazeteci Emin Aydın’ın hazırlayıp sunduğu Emin Aydın’la Baş Başa’nın konuğu oldu. Adıgüzel, Sosyal Girişimcilik üzerine yazmış olduğu kitap ile kitlelere ulaşmaya çalıştığını belirtti.

“SOSYAL SORUMLULUK ALIŞKANLIK HALİNE GELMELİ”

Sosyal Girişimciliğe olan teması hakkında konuşan Adıgüzel, “2009 yılında üniversitelerde sosyal sorumluluk projeleri yapmak üzere kurduğumuz Gençlik Platformu Derneği’nin kurucu başkanlığını yaptım 5 yıl süreyle. Orada sadece bağış toplayarak veya sosyal projelere destek çıkacak kişi ve kurumlarla işi birliği yaparak ulusal ve uluslararası birçok sosyal sorumluluk projesi düzenledik. Bunu üniversitelerin kampüslerinin içerisinde gerçekleştirdik. Bunu özellikle üniversitelerde yapmamızın sebebi şuydu, bu bir alışkanlık haline gelsin, daha sonra kişiler iş hayatına geçtiğinde bunu sürdürüp devam etsinler diyerek oradaki gençleri buna hazırlamaktı aslında amacım. Şu anda birçok dernek başkanı beni anlayacaktır, çünkü zor şartlar altında bunu yürütebildik. Bağış sistemi Türkiye’de ve dünyada çok sağlıklı ilerlemiyor, sürdürülebilir bir gelir sağlayamıyorsunuz. Bundan dolayı beşinci yılında kapatmak zorunda kaldık. Yıllar sonra reklam ajansı kurdum, ulusal düzeyde yayın yapan genç haber diye bir haber kanalımız var. Sosyal Girişimcilik kavramıyla tanıştım, ben acısını çektiğim, kendi ellerimle kurup büyüttüğüm ulusal bir noktaya getirdiğim derneği kapatmak zorunda kaldım. Bunu acaba kapatmasaydım, dernek olarak değil de ne yapsaydım da daha başarılı olurdum gibi araştırmalarımın sonucunda sosyal girişimcilik kavramıyla karşılaştım” dedi.

“SOSYAL GİRİŞİMCİLİK UNUTTUĞUMUZ BİR KAVRAM”

Sosyal sorumluluk kavramının insanlar tarafından unutulduğunu belirten Adıgüzel, “Farkında değiliz ama çok yardımsever bir milletiz, çok fazla bir şeyler yapmak istiyoruz. Sosyal girişimcilik kavramını unuttuğumuz için bir şeyler yapamıyoruz. Biz aslında sosyal girişimciliği eleştiriyoruz. İyilikten para kazanacaksın dediğimde bir eleştiri yağıyor, ‘olur mu canım hayır için yaptığımız şeyden para mı kazanılır?’ diye böyle bir eleştiriyle yaklaşıyoruz. Sonra nedenlerini anlattığım zaman ‘evet bu daha güzelmiş’ diyerek herkes ikna oldu. Şu ana kadar anlattığım ve ikna olmayan hiç kimseyle karşılaşmadım, bu çok ilginç bir detaydır. Sosyal Girişimcilik sorusunun cevabı is eğer cebinizde bin lira para varsa ben size 100 bin liralık bağış yapacak bir hikâyeden söz ediyorum. Kavram şu aslında, bir tarafta şirketler bir tarafta da dernekler var şu anki konjonktürde. Şirketler sadece para kazanabilir kanunen bağış yapmaları yasaktır, bağış yapamazlar. Bu sadece Türkiye Cumhuriyeti’nde değil dünyanın birçok yerinde böyle 16 ülke hariç çünkü orada sosyal girişimcilik yasası gelişmiş durumda. Derneklerde sadece bağış kazanabilirler, bağış toplayabilirler. Onlar da para kazanamazlar çünkü yasaktır. Bu iki sistem sürekli birbirlerini çekiyorlar fakat ortada bir sorun yumağı var. Bu sorunlar o kadar büyümüş durumda ki her iki tarafı da etkiliyor. Bu ikisinin aslında birlikte hareket etmesi gerekiyor, para burada sosyal sorunları çözme, pratik zekâsı ilgisi alakası burada ama bir araya gelip sadece zaman zaman temas edip sosyal sorumluluk projeleri yapıyorlar o da son dönemde gelişti öncesinde böyle bir şeyde yoktu. Eleştirilerden biri de reklam için yapıldığının düşünülmesi. Bu iki kurumun birlikte hareket ederek hatta ayrı kurumlar olarak gerçekten işin içinde marka ismi vermeden herhangi bir kurum hayır kurumu gibi paket dağıtabilmeli. Aydın’daki büyük bir market bunu yaptığında söylemeli tüketiciler olarak bizler bilelim. Bunu yaparak hem örnek olmalı hem de ben tercihimi kullanacaksam o marketten yana kullanmalıyım. Reklam için bile olsa sırf beni ikna etmek için bile olsa kişi sosyal sorumluluk projesi yapıyor, erzak dağıtıyor ben bunu tercih etmedim. Sosyal fayda rekabeti denilen bir rekabet ortamı doğuyor tüm dünyada. Ben X marketi yerine B marketini tercih ettiğim zaman X marketi diyor ki, sırf sosyal sorumluluk projesi diye müşterilerim buna gidiyorsa bende yapayım kaçırmayayım diyor. Tam bu noktada iyilikte yarışılsın başlıyor. İşte bu iki kurum iyilikte yarışmaya başlıyor, bizimde istediğimiz tam olarak buydu. Sosyal sorunlarda tam bu şekilde çözülür ve sosyal girişimcilikte bunu sağlıyor. Sosyal girişimcilik kavramının üstü şu, kurumların iyilik için kurulması, hayırseverlik için kurulması, sosyal fayda için kurulması sadece sosyal fayda sağlamak için kurulan kurumlar var” diye konuştu.

“ULUSLARASI ŞİRKETLER SOSYAL GİRİŞİMCİLİK İLE HEM HAYIR YAPIYOR HEM DE PARA KAZANIYOR”

Sosyal girişimcilik ile Uluslarası düzeyde iş yapan şirketlerin hem para kazandığını hem de sosyal girişimcilik çalışmaları yaptığını dile getiren Adıgüzel, “Toms markası 2011 yılında gözlük imal etmeye başladı. 70 ülkede ayakkabının yanı sıra gözlükte satmaya başladı. Her 13 gözlükte bir göz ameliyatının maliyeti çıkıyor. Hesaplanıyor sayaç her on üç gözlük satıldığında sayaç bir atıyor. Yedi yılda yani 2011 yılından 2018 yılının sonuna kadar ihtiyaç sahihi 400 bin kişinin göz ameliyatı yapılıyor. Bu rakam Türkiye’de parasıyla yapılan göz ameliyatından çok daha fazlası. İşin birde şu kısmı var bu adamlar bu işten para da kazanıyorlar. Hayır, yapmanın ötesinde bu işten para kazanıyorlar. Şu anda milyon dolarlık bir markaya bir holdinge sahipler. Dünyanın 70 ülkesinde çalışanları var. Bu durum her sektöre uyarlanabilir” dedi.

“YAZDIĞIM KİTAP İLE KİTLELERE ULAŞMAYA ÇALIŞIYORUM”

Yazdığı kitap ile kitlelere ulaşmaya çalıştığını vurgulayan Adıgüzel, “Ben 3 yıldır sosyal girişimcilik üzerine konferanslar veriyorum. Onun öncesinde bir dernek başkanlığı yaparak bağış sisteminin kurgulamaya çalışıyordum. Bunu noktaladığımızda daha sonrasında sosyal girişimcilik ile tanıştım onu anlatmaya başladım. 2019 yılı içerisinde kitap yazdım kitap üzerinden kitlelere ulaşmaya çalışıyorum. Onun haricinde Üniversitelerde, Ticaret Odalarında, STK’larda ve şirketlerde yani imkân nerede el verirse sosyal girişimciliği anlatıyorum. Gerçekten hem bireysel anlamda o duygu açlığı, duygu yoksunluğunu tatmin ediyor. İlla bu sorunun çözümü için benim bir şey yapmam gerekmiyor. Ben bugün bu yayın aracılığıyla sosyal girişimciliği anlattım, yarın bizim yayınımızı izleyen Aydın’daki iki işletme veya iki girişimci sosyal girişimci olmaya karar verse ben biliyorum ki benim haneme yazılıyor. Ben biliyorum ki, benim yapmış olmamla aynı kefeye geliyor. Bir şekilde onun duyulmasını sağlamak istiyorum. Aynı zamanda bakanlıkla da sosyal girişimcilik yasasının çıkması için hem Azerbaycan devleti hem de Türkiye için Azerbaycan’daki bazı üniversitelerle iş birliği halinde hukuki danışmanlığımızı yapıyoruz” dedi.

“TOPLUM PANDEMİNİN SOSYAL SONUÇLARINA ÇÖZÜM ÜRETEMEDİ”

Adıgüzel, “Ülkemizde henüz sosyal girişimcilik kavramı tam bilinir anlaşılır olmadığı için pandemi koşulları sosyal girişimciliği de değerlendiremedi. Toplumda sosyal girişimciliği değerlendirerek pandeminin sosyal sonuçlarına çözüm üretemedi. İlk pandemi patlak verdiği dönemde hızlı bir şekilde sosyal girişim ağı oluşturuldu. Ülkenin dört bir yanındaki 3D yazıcı sahipleri evlerinde iş yerlerinde maske üreterek doktorlara sağlık çalışanlarına o maskeleri ulaştırdılar. Bu tarz etkileşimli kişiler pandemiyi yönetebiliyor. Sosyal girişimcilik konusunda dernekler bir şeyler yapamaz hale geldiler çünkü ekonomik olarak buna hazır değillerdi. Dernekler zaten kendilerini kıt kanaat yönetebilme durumundalar. Dolayısıyla pandeminin ilk zamanlarında dernekler aniden durdular” ifadelerini kullandı. (AYHAN BOĞATARAN) 


HABER VİDEOLARI






 
Son Eklenen Haberler