“Eğitimimiz milli olmalı"

24 Kasım 2020, Salı 13:05

     


Türk Eğitim-Sen Aydın Şube Başkanı Veli Yıldırım, “Eğitimimiz milli olmalı, öğretmenimizin statüsü net ve belirlenmiş olmalı bunun içerisinde ilk öğretmen yetiştirmeden emekliliğe kadar. Mutlu bir öğretmen mutlu bir öğrenci, mutlu bir eğitim ortamı başarılı bir eğitim ortamını oluşturur" dedi.

 

tvDEN'de yayınlanan '5G1K' programının konuğu olan Türk Eğitim-Sen Aydın Şube Başkanı Veli Yıldırım, Pandemi süreciyle birlikte eğitim-öğretim sürecinin de zorlu bir döneme girdiğini belirtti.

 

Mesleğinin öğretmenlik olduğunu ifade eden Yıldırım, "Asıl mesleğimiz öğretmenlik, kendimizi hep öğretmen olarak tanımlıyoruz. Bizim için diğer bütün tanımların ve etiketlerin öncesinde eğitimci kimliğimiz öğretmenliğimiz ön plandadır. Sendika olarak, kamuoyu bizi akla ilk gelen sendika olarak tanımlar. Kamu-Sen'e bağlı 11 iş kolunda örgütlenmiş diğer sendikalar gibi eğitim iş kolunda da Türkiye Eğitim-Sen olarak örgütlenmiş bir sendikayız. Türkiye genelinde, 2020 verilerine göre 213 bin üyesi olan bir sendikayız. Aydın şubesi olarak ta yine ildeki en çok üyeye sahip olan sendikayız. 2020 verilerine göre ise 3 bin üyemiz var. Geçtiğimiz süreç içerisinde de sendikal anlamda eğitim çalışanlarının göreve başlamasından emekliliğine kadar her aşamada beklentilerini, sorunlarını ve çözümlerini ilk gündeme getiren ve takipçisi olan belli bir çizgiye ve duruşa sahip bir sendikayız. Biz 1992 yılında sendika yasası çıkmadan önceki süreçte ilk kurulan sendikalardanız, o süreçteki kuruluş felsefemiz neyse bugün aynı çizgide devam ediyoruz" açıklamasında bulundu.

"TÜRK-EĞİTİM - SEN, MİLLİ BİR KİMLİĞE SAHİP"

Başkan Yıldırım," Türk Eğitim-Sen'in kuruluş felsefesine değinecek olursak, Türk Eğitim-Sen'in milli bir kimliği vardır. Biz sendikal mücadeleyi yapıyoruz, biz her türlü emek-hak mücadelesinin içindeyiz ama bizim için olmazsa olmaz ekmek için kavgamız devam ederken o cümlenin başına da Türkiye sevdasını ekleyen ve bunun içini de doldurarak sendikacılık yapan bir kimliğe de sahibiz. Yakın tarihte bazı acı tecrübeler yaşadık, bugün Aydın'a da baktığımızda yabancı uyruklu farklı ülkelerden gelen çok zor şartlarda hayat sürdürmeye çalışan insanları gördüğümüzde bizdeki şartlara sahip olmadıklarını görüyoruz. Bazı kavramları her şeyin üzerinde tutmamız bizim sendikal anlamdaki bana göre en net duruşumuzdur. Bunun ötesinde eğitim çalışanlarının her alandaki beklentisini takip eden onların gözü ve kulağı olan bir sendikayız. Bir konu gündeme geldiğinde sendikası fark etmeksizin, Türk Eğitim- Sen'in görüşlerini almaktadır" diye konuştu.

Yıldırım," Dünya'nın farklı ülkelerinde 10 farklı tarihte öğretmenler günü kutlanıyor. Bunların içerisinde en çok bilineni kutladığımızın dışında '5 Ekim Öğretmenler Günü' diye kutlanıyor. Bu aslında şunu gösteriyor, bütün toplumların öğretmene bakışını, eğitime bakışını ve ona verdiği değerin bir göstergesi. Bizim için 24 Kasım'ın tercih edilmesinin apayrı bir önemi ve gururu var. 24 Kasım Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Millet Mektepleri baş unvanının verilişinin yıl dönümü olmasından dolayı da ayrı bir öneme sahip. Bugünün öğretmenler günü olarak kutlanması bizler için apayrı bir önem taşıyor. Yaşadığımız süreç malum sadece Aydın'da ya da ülkemizde değil tüm dünyayı etkisi altına alan bir salgınla karşı karşıyayız" ifadelerini kullandı.

"SALGINA HAZIRLIKSIZ YAKALANDIK"

Yıldırım," Okullar tatil değil, bunun altını önemle çizmek gerekiyor. 16 Mart tarihi itibarıyla yüz yüze eğitime ara verildi devamında ise uzaktan eğitim sürecine girdik. Bu ne dünyanın ne de bizim ülkemizin hazırlıklı olduğu planlı olduğu bir geçiş süreci değildi. Bu sürecin içerisinde öğretmenlerin yaşadıkları zorluklarda vardı, velilerin zorlukları vardı ve öğrencilerin imkansızlıkları da vardı. Teknik altyapının yetersizliği de söz konusuydu. Bütün bu zorlu süreci, öğretmenlerimiz olağanüstü bir özveriyle sürecin en az sıkıntıyla yürütülmesini sağladı. Uzaktan eğitimde öğretmenle öğrenci arasındaki iletişimi sağlamak adına belirli bir maliyet gerektiriyor. Öğretmenler kendi kişisel ulaşım cihazlarını, bilgisayar ve tabletlerini uzaktan eğitim için seferber etti. Öğretmen sınırlı kotayla kullandığı internetini bu iş için kullandı. Pandemi sürecinde eğitimdeki sıkıntılarla ilgili genel merkezimizin düzenlemiş olduğu bir anket çalışması oldu. Oradaki çarpıcı rakamlardan biri şuydu, öğretmenlerimizin büyük çoğunluğu fiziki şartlar sağlandığında yüz yüze eğitim istiyor. Yüz yüze eğitime geçiş sürecinde ise inşallah toplum olarak daha duyarlı davranırız. Bunların telafisi de önümüzdeki süreçte telafi dersler ve çalışmalarla sağlanabilir. Toplum olarak daha duyarlı olalım okullarımızın tekrar ara verilecek noktaya gelmiş olması beklediğimiz bir sonuç olmadı. Okul öncesi eğitim süreci bakanlığın aldığı kararla devam etmektedir. Burada sorulması gereken bir soru da var, tüm kademelerde eğitimi durduran bir süreç yaşanıyorsa o zaman okul öncesi niye yüz yüze eğitime devam ediyor. Okul öncesi öğretmenimizin herhangi bir branştaki öğretmenimizden ne bir artısı ne de bir eksiği vardır” diye konuştu.

"EĞİTİMİMİZ MİLLİ OLMALI"

Başkan Veli Yıldırım, "Eğitimimiz milli olmalı, öğretmenimizin statüsü net ve belirlenmiş olmalı bunun içerisinde ilk öğretmen yetiştirmeden emekliliğe kadar. Emeklilik deyince öğretmen meslek kanunu içerisinde özellikle ısrar ettiğimiz ve altını çizdiğimiz bir nokta, daha önce hem iktidar hem iktidar adayları tarafından seçim vaatleri olarak gündeme getirilmişti. Bizim 3600 Ek gösterge beklentimiz var. Biz yıllardır sendika olarak bunun mücadelesini veriyoruz. Bugün emekli olamayan öğretmenlerimiz var. Ekonomik anlamda öğretmenlerimizin beklentileri şu anda karşılanmıyor. İyi bir gelecek istiyorsak, mutlu bir toplum istiyorsak ve başarılı bir eğitim sistemi istiyorsak eğitim sistemimizin olmazsa olmazı öğretmenlerimizdir. Mutlu bir öğretmen mutlu bir öğrenci, mutlu bir eğitim ortamı başarılı bir eğitim ortamını oluşturur" dedi.

“TÜRKİYE İÇİN DOĞRU BİR TERCİH DEĞİLDİ”

Köy okullarının kapatılmasının doğru bir tercih olmadığını dile getiren Yıldırım," Köy okullarının kapatılması Türkiye için doğru bir tercih değildi. Zorunluluk gibi göründü ama sonuçları itibarıyla doğru bir tercih olmadığını yaşamış olduğumuz süreçte gördük. Hiç kimsenin olmadığı yerde öğretmen devletin temsilcisiydi. Başka hiçbir devlet memurunun olmadığı yerde öğretmen vardı. Öğretmenler farklı zamanlarda şiddete maruz kaldı, hatta hayatını kaybeden öğrencisi ve velisi tarafından darp edilen öğretmen haberlerini de okuduk maalesef. Öğretmen öğrencisinin her hareketine müdahale edemez hale getirildi. Atanamayan öğretmenler meselesi ise bizim ayrı bir çalışma konumuz oldu. Sendikamızda bununla ilgili hazırlanmış geriye dönük yaptığımız basın açıklamaları, eylemler ve mitingler bir kitap haline getirildi. Özel eğitim kurumlarında çalışan arkadaşlarımızın sıkıntıları da gündemimizde. Türk Eğitim-Sen olarak, öğretmenin yetiştirilmesinden emekliliğine kadar tüm sıkıntıları bizim çalışmalarımızın içerisinde yer alıyor" ifadelerini kullandı. (AYHAN BOĞARTAN) 


HABER VİDEOLARI






 
Son Eklenen Haberler