“Türkiye’deki darbelerin çoğu Amerika izni ile yapılmış darbelerdir”

1 Haziran 2022, Çarşamba 14:47

     


tvDEN ekranlarında Servet Töz sunuculuğunda yayınlanan Fikrim Var programının konuğu İş İnsanı ve Yazar Orhan Erdem oldu. 1960 sonrası Aydın’da yaşadıkları ve kendi gözlemleri ile ilgili açıklamalarda bulunan Erdem, “Türkiye’deki darbelerin çoğu Amerika izni ile yapılmış darbelerdir” dedi.

Erdem, “Aydın’ın bir çocuğu olarak kültürüyle, tarihiyle, arkeolojisiyle hep ilgili oldum. Ticari hayatım bir yana asıl hayatım Aydın üzerine kurulu. Aydın’ın geçmişi, tarihi, folkloru hep bizi ilgilendirdi. Bizim için en büyük zenginlik Aydınlı olmak ve Aydın’ın kültürüyle hemhal olmak. 50 yıllık ticari hayatımda siyasal bilimler mezunu olduğumu duyunca neden vali, kaymakam olmadın diye soruyorlar. Bunun asıl sebebi Aydın’da yaşama arzum çok etkili oldu. Aydın’ın havasını teneffüs etmek harikulade bir şey. O dönemde bunu keşfettim. Öğretmenlik yaparken Şubat tatilinde Aydın’a geldiğimde toprağı öpmüştüm. Aydın bambaşka bir şehirdir. Dünya’nın birçok ülkesini gezdim. Ama yine hep özlediğim Aydın olmuştur.” dedi.

“TÜRKİYE BÜYÜK BİR SARSINTI GEÇİRDİ”

27 Mayıs 1960’ta Demokrat Parti iktidarına gerçekleştirilen darbe ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Erdem, “Bu darbe olduğunda ben 15 yaşındaydım. Tabi millet darbe ne demek bilmiyordu. Sokakta TRT’den tok bir ses, hükümete el konulduğunu Adnan Menderes’in Eskişehir’de yakalandığını anlatıyordu. O zamanlar bir Cuma Mahallesi’nde oturuyorduk. Sokakta, Demokrat Partisi karşıtı olanlar birbirleriyle tebrikleşiyordu. Demokratlar ise tedirgin vaziyetteydi. Adnan Menderes’i Türkiye çok sever. Kimse böyle bir şeyi beklemiyordu. Çünkü olaydan önce İzmir’de gerçekleşen mitingine 100 bin kişi katılmıştı. Türkiye büyük bir sarsıntı geçirdi. Biz o günleri çocuk olarak yaşadık. Demokrat bir aileydik. Babam demokrattı, 10 sene Çine’de Belediye Meclis Üyesiydi. Kendisi de bu durumdan etkileneceğini düşünüyordu ama neyse ki bir şey olmadı. Demokrat Parti’nin neden darbe ile düşürüldüğü ile ilgili siyaset bilimcilerin de birçok çalışması var” dedi.

“TAMAMEN SÖZDE ÇOK PARTİLİ BİR DÖNEM OLUYOR”

Erdem, “Cumhuriyet tarihimizi ikiye ayırmamız gerek. Cumhuriyet’in ilanından Atatürk’ün ölümüne kadar olan dönem, Türkiye’nin dış politikada bağımsız bir politika izlediği dönemdir. Bundan sonraki dönemde ise İnönü Cumhurbaşkanı oldu ve o dönem Almanya’da bir Nazi hakimiyeti vardı. Faşistlerin Avrupa’yı kasıp kavurduğu, 2. Dünya Savaşı’nın patlamak üzere olduğu dönem. Bu dönemde bağımsızlığını sürdürdü ve 2. Dünya Savaşı sona erdi. Fakat 2. Dünya Savaşı’na kadar Amerika dünya işlerine karışmama politikasını uyguluyordu. Naziler iktidar olduğunda da karışmadı. Ama Fransa’yı yendikten ve Avrupa’yı işgal ettikten sonra İngiltere savaşı kaybedecekti ve Churchill, Amerika Birleşik Devletleri’ni müdahale etmeye ikna etti. ABD, o yıllarda savaşa müdahil olma kararı aldı. O güne kadar İngiltere dünyanın en güçlü askeri gücüne sahipti. Çünkü buharlı gemilerin icadı ile 460 tane savaş gemisi yapmıştı ve bütün denizlere hakimdi. Amerika’nın ise yalnızca 60 savaş gemisi vardı. Rockefeller, Amerika’nın dünya devleti olması için deniz gücünün çok büyük olması lazım diyor ve bu doğrultuda Amerika çok güçlü bir deniz gücüne sahip oluyor ve Normandiya Çıkarması ile 860 bin asker binlerce gemi ile geliyor ve savaşın kaderini değiştiriyor. Ayrıca 3 bine yakın da uçak ile saldırıyorlar. Bu doğrultuda Almanya’nın kesin mağlubiyeti kesinleşiyor. Böylelikle Almanya’nın ülkeler üzerindeki vesayeti bitiyor, Amerika’nın başlıyor. Aynı dönem Türkiye, Rusya’nın boğarlar konusundaki baskıları karşısında direnecek gücü yok ve Amerika’nın tarafında olması gerekiyor. Amerika ise çok partili hayata geçme şartı koyuyor ve çok partili hayata geçiş süreci başlıyor. O dönem Demokrat Parti kuruluyor ama tamamen sözde çok partili dönem oluyor bu. 1. Seçimlerde gizli oy açık tasnif oluyor. Demokraside böyle bir şey olur mu? Demokrat Parti’nin oylarının pek çoğu yok sayılıyor. Fakat 50’li yıllardaki yeni seçimde iktidara geliyor. İktidara gelince Amerika ile ilişkilerini sağlamlaştırması gerekiyor. Amerika ise Kore Savaş’ı ile ilgili şart koyuyor ve ikili anlaşma yapılıyor. Savunma Anlaşması. Amerika bu anlaşmayı Avrupalı devletler ile de yapmıştır. Bu anlaşma ile 2. Dünya Savaşı sonrası Batı Avrupa’nın savunması ve korunması Amerika’nın sorumluluğunda oluyor. Türkiye’nin ekonomisi ise o yıllarda çok zayıf. 54 yılına kadar ülkede yardımlar sayesinde ülkede refah seviyesi artıyor” diye konuştu.

“TAKIM TUTAR GİBİ PARTİ TUTULDU”

Erdem, “Adnan Menderes döneminde, 60’lı yıllarda Amerika’nın desteği azaldı. Zaten ordu, Demokrat Parti’nin iktidarını benimsemedi. 50’de iktidara geldiği zaman generaller İsmet Paşa’ya gidip ‘İktidarı alıp size verelim’ diyorlar. Fakat İsmet Paşa, kabul etmiyor. Türkiye’de bizim demokrasi geleneğimiz zayıftır. 50 yıllarında Demokratlar ve Halkçılar olarak ikiye ayrıldılar ve bu durumun birçok kişiye zararı dokundu. Menderes’in de halka güvenerek şiddetli muhalefet yaptığı var. Muhalefet ve iktidar ilişkileri hiçbir zaman demokrasilerde olduğu gibi olmadı ülkemizde. Takım tutar gibi parti tutuldu ve neticesinde darbe oldu. Türkiye’nin güvenliği Amerika’dan sorulur hale geldi. Amerika’nın izni olmadan Türkiye’de siyasi yapıyı değiştiremezsiniz. Bu darbe Amerika’nın izni ile olmuştur. Hatta Türkiye’deki darbelerin çoğu Amerika izni ile yapılmış darbelerdir” ifadelerini kullandı. (HAZEL BAYIK / NİSA KIZILKAYA)







 
Son Eklenen Haberler