Zümrüt ÖZBAKIR

Senin soyunu e-devlet nereden bilsin?

24 Şubat 2018, Cumartesi

     

Birkaç haftadır alt ve üst soy bilgilerini öğrenmek isteyenler e-devlete hücum ediyor, sistem çöküyor.

Kütük kayıtlarındaki bilgilerini öğrenebilenler, sosyal medya hesaplarından ‘benim soyum şuraya dayanıyor’ diyerek gururla paylaşıyor.

Bu muhabbetler üzerine klasik bir espri de yapılıyor, “Bayramda dedesini arayıp sormayanlar, e-devlette dedesinin dedesini arıyor” diye.

Geçen gün konuyla ilgili olarak internette karşılaştığım bir hikayeyi sizinle paylaşmak isterim.

Maksadım kafa karıştırmak değil ama e-devletteki soy bağı bilgilerine de fazla güvenmemek gerek.

O hikaye şöyle:

Padişahın ‘Mehmet Efendi’ diye hitap ettiği işinin ehli bir bahçıvanı varmış.

Zamanın birinde bir padişaha bir tay hediye edilir.

Padişah kendisine hediye edilen taya bakması ve yetiştirmesi için Mehmet Efendi’ye teslim eder. Bir müddet sonra Padişah Mehmet Efendi’ye sorar;

- Söyle bakalım Mehmet Efendi benim tay iyi yetiştiriliyor mu, soyu sopu, asaleti nasıl diye sorar.

- İyi hoş yetiştiriyorum Padişahım da fakat….

- Fakatı ne yoksa bir müşkülat mı var?

- Padişahım bu tayın soyu sopu asaleti size pek uygun değil arzu ederseniz tayı hediye eden kişiye sorun bakalım ne diyecek.

Padişah tayı hediye edeni ayağına çağırarak tayın geçmişini araştırmış. Bahçıvanı Mehmet Efendi’yi çağırarak;

- Doğru söylersin Mehmet Efendi. Bu tayın annesi doğumdan hemen sonra ölmüş. Tay öksüz kalınca bir inek tarafından emzirilmiş. Bravo sana. Peki nasıl bildin bunu?

- Çok kolay Padişahım. Bu tay sırtına konan sineği kuyruğuyla kovacağı yerde başını çevirip diliyle kovmaya çalışıyor.

- Aferin sana Mehmet Efendi. Verin Mehmet Efendi’ye benden bir kap yemek..

Gel zaman git zaman Padişaha kaz yavruları hediye edilir. Padişah bakması ve yetiştirmesi için kaz yavrularını Mehmet Efendi’ye teslim eder. Bir müddet sonra Padişah Mehmet Efendi’ye sorar;

- Söyle bakalım Mehmet Efendi benim kaz yavruları iyi yetiştiriliyor mu, gidişat nasıl diye sorar.

- İyi hoş yetiştiriyorum Padişahım da fakat….

- Fakatı ne yoksa bir müşkülat mı var?

- Padişahım bu kaz yavrularının soyu sopu pek uygun değil, arzu ederseniz bunları size hediye eden kişiye sorun bakalım ne diyecek.

Padişah kaz yavrularını hediye edeni ayağına çağırarak yavruların geçmişini araştırmış. Bahçıvanı Mehmet Efendi’yi çağırarak;

- Doğru söylersin Mehmet Efendi. Bu kaz yavruları kuluçkaya yatan bir tavuğun altına konulmuş ve yumurtadan çıktıktan sonra da civcivlerle birlikte büyümüş. Bravo sana. Peki nasıl bildin bunu?

- Çok kolay Padişahım. Bu yavrular diğer kazlar gibi suda yüzmeye gideceklerine tavuk gibi bahçede eşeleniyorlar.

- Aferin sana Mehmet Efendi. Verin Mehmet Efendi’ye benden bir kap yemek..

Padişah bir süre sonra karşılaştığı Mehmet Efendi’nin soy sop konusunda isabetli tahminlerde bulunmasına sevinerek;

- Eee söyle bakalım Mehmet Efendi, benim soyum sopum hakkında ne diyeceksin.

Padişahın sorusu karşısında şaşıran ve dili tutulan Mehmet Efendi kem küm etse de..

- Söyle bre. Bilip de söylemediğin bir şey varsa kelleni vurdururum. Deyince Mehmet Efendi;

- Bu konuyu Muhterem Validenize sorsanız daha münasip olur Padişahım… diyebilir.

Heyecanla annesine varan Padişah biraz sıkıştırma biraz da tehditle gerçek babasının sarayın aşçısı olduğunu öğrenir. Koşa koşa Mehmet Efendinin yanına varan Padişah;

- Bravo sana Mehmet Efendi. Hadi tayı ve kaz yavrularını bildin, benim soy ve sopumu nasıl bildin?

- Çok kolay Padişahım. Eğer siz gerçek bir padişah çocuğu olsaydınız, ben her bildiğimde ‘verin bir kap yemek’ diyeceğinize ‘verin bir kese altın’ derdiniz.