Zümrüt ÖZBAKIR

Eleştiri ve hakaret arasındaki çizgi

2 Mart 2018, Cuma

     

"Bazen, hatta çoğu zaman eleştiri ile hakareti karıştırıyoruz. Hele bazıları var ki belli bir merkezden kendilerine “Vur Co” emri verilince, öldüresiye saldırıyorlar.

Daha iki gün önce yaşanılanlardan örnek vereyim;

Çarşamba günü, Aydın’ın merkezinde ve bazı ilçelerde bardaktan boşalırcasına yağmur yağdı. Kentin çeşitli noktalarında su baskınları oluştu, su birikintileri nedeniyle yollarda ulaşım durdu, bazı araçlar sular altında, yayalar durak ve kaldırımlarda mahsur kaldı.

Meşrutiyet Mahallesinde Çarşamba Pazarı’nın kurulduğu bölge adeta bir akarsuya dönüştü, yağmur suları pazarcıların tezgahını ve mallarını kurtarmaya çalışan pazarcıları sürükledi.

Sonuç itibariyle bu bir doğal afetti. Daha önce yaşadıklarımızdan ders çıkarmadığımız gibi, Çarşamba günü yaşananları önümüzdeki gün, ay ve yıllarda yaşamaya devam edeceğimizden adım gibi eminim.

Şiddetli yağmur sonrası oluşan manzaraları fırsat bilenler “Allah beterinden korusun” demek yerine, Aydın Büyükşehir Belediyesi’ne, Başkan Özlem Çerçioğlu’na ve patisi CHP’ye verdi veriştirdi. Bazıları eleştiri sınırlarını da aşarak hakaretvari ifadelerle adeta siyasi linç gerçekleştirdi.

Şu an Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin başında CHP’li Özlem Çerçioğlu değil de X partili başka biri olsaydı, Aydın’da Çarşamba günü yaşananlar çok da farklı olmazdı.

Yanlışlar elbette eleştirilmeli, dillendirilmeli, şikayet edilmeli. Örneğin aynı gün İncirliova’da bazı işyerleri ve evler de sular altında kaldı. Daha önce çok daha az yağışlı günlerde dahi bu bölgede benzer sorunlar yaşandı. Bizim gazetemizde de defalarca kez haber konusu oldu. Vatandaşlar da haklı olarak uyarılarına rağmen hala bu sorunun çözülmemiş olmasına sitem etti.

Dün ise Aydın’da bir gün öncekinden çok farklı, adeta günlük güneşlik bahar havası vardı. Bir gün önce kimimiz canı yanarak, kimimiz belli zümre ve çevrelerden gelen talimatla, kimimiz de onlardan etkilenerek kustuğumuz kinleri, ettiğimiz küfür ve hakaretleri unuttuk gitti…

Üç gün önce merhum Başbakanlarımızdan Necmettin Erbakan’ın 7. Ölüm yıldönümüydü. Kendisine bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Merhum Erbakan 20 küsur yıl önce TBMM kürsüsünde hükümetinin programına ilişkin eleştirileri yanıtlarken, kendilerini ‘hayalcilik’ ile suçlayan bir diğer merhum Başbakanımız, o dönem ana muhalefet partisi lideri konumunda olan Bülent Ecevit’e, “Hayalciliğimizden bahsettiler. Kendilerine teşekkür ediyorum. Çünkü hayal etmeden hiçbir şey yapılamaz. Bunu ben çok kıymetli bir meziyet olarak biliyorum. Esasen kendileri de şair oldukları için zaten hayelle iç içedirler…” diyor.

Siyasette 20-30 yıl önceki nezaketi, asaleti, usulü, adabı anlayabiliyor musunuz? Adamlar karşılıklı gülümseşerek ve çok nazik ifadelerle birbirlerini eleştirirken, şimdi bizler birbirimizin yüzüne bakmaya tahammülümüz olmadığı gibi, akıllı telefonlarımızın klavyelerinden akılsızca ve ahlaksızca hakaretlerle birbirimizi yerden yere vuruyoruz. Hele yeni yetme siyasi züppelerin gazına gelen veya onların “Saldır Co” talimatını alan biçareler, işin tadını iyice kaçırıyor.

Maksat Özlem Çerçioğlu’nu eleştirmekse, gelin hep birlikte somut bir konuyla eleştirelim.. Aydın-Muğla Karayolu’ndaki Ovaeymir Kavşağı’nı hemen hepiniz bilirsiniz. Bir çok kez ölümlü, yaralamalı ve maddi harslı kaza meydana geldi. Yazları turizm hareketliliğinin olduğu bir yol burası. Aydın Şehirlerarası Otobüs Terminali’nin de bu bölgeye yapılmasının ardından trafik yoğunluğu daha da artı.

Bölgede başka acı hadiseler yaşanmasın diye dile getirilen eleştiri ve gelen talepleri dikkate alan AK Parti Aydın Milletvekili ve MKYK Üyesi Mustafa Savaş’ın da girişimleriyle Karayolları bu kavşağa yaklaşık üç ay önce sinyalizasyon sistemi kurdu. Fakat hala çalışmıyor. Sebebi de Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin abone işlemini yaptırıp sinyalizasyon sistemine elektrik bağlatmaması. Özlem Çerçioğlu’nun her gün en az iki defa kullandığı bu kavşakta bundan sonra yaşanacak kazaların sorumlusu hükümet değil, Aydın Büyükşehir Belediyesi ve onun başındaki Özlem Çerçioğlu’dur.

Maksat AK Parti’yi, hükümeti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve onların Aydın’daki siyasi ve idari temsilcilerini eleştirmekse, arazisi 62 yıl önce bağışlanan ve müteselsilen tepeden tırnağa hepsinin vaat ettiği Çıldır Havaalanından Aydınlılar olarak hala uçamıyorsak, bunun da vebali, günahı ve sorumluluğu onlara aittir.

Karşımızdakini acımasızca, ayaklarımız yerden kesilmiş gibi uçarcasına eleştirirken, keşke Aydın’ın ortak menfaatleri söz konusu olduğunda aynı iştah ve şevkle ayaklarımızı yere sağlam basabilsek, yumruklarımızı masaya hep birlikte aynı sertlikte vurabilsek…