Utku Güngör

Türkçenin zenginliği deyimlerimizin oluşumu

15 Eylül 2014, Pazartesi

     

Deyimler en az iki sözcükten kurulan, sözcüklerin anlam değişmesine uğrayıp yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan kalıplaşmış söz öbekleridir. Tümce biçimindeki deyimler, biçim olarak atasözlerine benzedikleri için sıkça atasözleri ile karıştırılabilir. Biçim özellikleriyle deyimler, atasözlerine benzerler ama kavram açısından atasözlerinden ayrılırlar. Her atasözü, yargı bildirir. Deyimler bildirmez. Kısacası atasözü yol gösterir,akıl verir, öğüt verir; ibaret dersi almamızı amaçlar. Deyimler ise bir kavramı belli bir kalıp içinde anlatmamızı amaçlar.

 

Kazma elin kuyusunu, kazarlar kuyunu (Atasözü)

Bir zeytin verir ağzına, bir tulum tutar adına ( Deyim)

 

Kimi sözler hem deyim hem de atasözü sayılabilmektedir.

Atın ölümü arpadan olsun.

Çam sakızı çoban armağanı.

Keçiye can kaygısı kasabaya yağ kaygısı.

Sen ağa, ben ağa bu ineği kim

 

Kimi sözler eylem çekimleri değiştirilince, deyim iken atasözü; atasözü iken deyim olurlar:

"Ayağını yorganına uzat " atasözü, "Sen bunları hak ettin, ayağını yorganına göre uzatsaydın." şeklinde ; "Aman diyene kılıç kalkmaz" atasözü ; "Affet , aman diyene kılıç kalkmaz." şeklinde kullanılınca deyim olur.

 

Deyimler de, atasözleri gibi başlangıçta bir kişinin yaratıcısıdır.Zamanla kullanıldıkça yaratıcısı unutulmuş, dilin ortak varlığı haline gelmiştir. Bununla birlikte kimi deyimlerin öyküsünü biliyoruz. Mesela; "İpe un sermek" deyimi "13'üncü yüzyılda ortaya çıkmış ve Nasrettin Hoca'dan günümüze kadar gelmiştir. "Yüreği soğumak" deyimi de Şeyhi'nin Harname'sinde bundan beş asır önce ifade edilmiştir.

 

Kaynakça : Demir Tufan: Türkçe Dil Bilgisi Kurmay Yayınevi Ankara 2013

Çötüksöken Yusuf : Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü Toroslu Kitaplığı 2004

Kavas Yakup: Maymun Gözünü Açtı (Deyimlerin Hikâyesi) Zambak Yayınları 2007