Uğur ESER

ANTİ-SOSYALLEŞME...

17 Ağustos 2017, Perşembe

     

 

"Bir zamanlar televizyonun işgal ettiği hayatın merkezi konumunu bugün internet almış durumda. İnternet, televizyonun bir adım ötesine geçerek sunduğu “nimetlerle” gerçek hayatın kendisini bir simülasyon evreninde yeniden canlandırabilecek bir güce sahip ve bunun cazibesine kapılan milyonlarca insanı bulmak mümkün. “Teknolojinin harikalar yarattığı son kulvar olan internet/sanal alem, insanlığa sınırsız bir özgürlük mü yoksa büyük bir yalnızlık mı getirdi?” buna tek bir cevap vermek zor. "

               Sosyalleşmek son zamanlarda hayatımızın belki de en önemli unsuru oldu ki bu bağlamda NASA teknolojisini ceplerimize doldurur olduk. Çocukluğumu hatırlarım da cep telefonları sadece aramak ve mesaj atmaya yarayan bir iletişim aracıydı. Sonra renkli ekranlar geldi ve telefonlar kamera olarak kullanma, not defteri, rehber, takvim ve birçok özellik eklendi ki bence en büyük sıçrama internetin cep telefonlarına gelişiydi. Çünkü şu an telefonunuzda internet yoksa ne mevcut özellikleri nede batarya sorunu yaşıyoruz.

Konu başlığımıza dönmek gerekirse bu mevcut gelişmelere Facebook vb. sitelerin uygulama haline gelip cep telefonlarımızdan rahatça ulaşabildiğini eklersek telefonun hayatta yeri daha ön plana çıkmış oldu. Fotoğraf paylaşma önce sadece anı paylaşımı iken selfie çılgınlığı icat olunca paylaşımdan çok hava atmaya hatta sevgili bulmamız için bir çöp çatanlık icadına kadar ilerledi. Ve çoğumuz cep telefonunu aldığı günden beri kapatmamıştır bile.

Mevcut gelişmeler bize ne kadar özgürlük verdiğini düşünsek de sanıldığından çok aslında tutsaklık verdi. Neden diyecek olursanız artık sürekli bir şeylere kısa sürede ulaşabiliyoruz ancak aynı zamanda da birçok şey bizim özel hayatımıza kolay ulaşır oldu. Özel anlarımız, yatak odamız, evlerimiz, ilk öpücük, çocuğumuzun doğum anı vb. birçok özel hayatımız sosyalleşme çerçevesinde herkes tarafından görülebilir oldu. Tabi güvenlik seçenekleri mevcut ama günden güne bu anlayış da gevşeme eğilimi içinde olup, tam tersi paylaşmayan anti sosyal oldu. Ama unutulan bir şey var. Bu sosyal medya içinde eski tabirle sörf ederken telefonlara ayırdığımız zaman. Araştırmalar doğrultusunda gün içinde ortalama 5 saatimizi telefonlarımıza ayırır olduk. Etrafta birbiri ile hiç konuşmayan telefona gömülmüş onlarca insan görmek artık standartlaştı. Hatta bunlardan biri olarak gerçekte ne kadar yalnız olduğumuzu unutuyoruz. Çünkü sosyal hesaplarımızda yüzlerce insan var ama ortak sosyal alanda muhabbet edeceğim tek kişi bile yok. Ve buna da gerek yok çünkü cep telefonumuzda bununla ilgili onlarca uygulama seçeneği mevcut. Bu sebeple arkadaş edinmeye ya da var olan arkadaşlarımızı uzun süre tutmaya ihtiyaç duymuyoruz. Hatta iş bulma uygulamaları da aynı özensizliği mevcut işlerimiz için uygulamamıza sebep oluyor. Hatırlarımda babalarımız bir işe girer belki 20-30 sene çalışırdı ama bizler en fazla 6 ay, 1 yıl çalışınca da müdürlüğe bile yükselebiliyoruz...