Kaan DİNÇ
kaandinc1998@gmail.com

Zeybeklik Üzerine

29 Nisan 2017, Cumartesi

     

Aydınlı olup da düğün bitimlerinde zeybek oynamamak olmaz. Meydanlara çıkıp özgürlüğün dansını, mertliğin dışa gösterimini, cesaretin vücut buluşunu icra ederiz. “Efem” deriz büyüğümüze, saygı gösterdiğimize, yolunda ilerlediğimize.

Peki, ne demek bu zeybeklik ve efelik, nereden gelmiş, kimlere denilmiştir?

Efe, zeybeklerin başıdır. Yetersiz yönetime baş kaldırıp dağlara çıkarak halkın üzerinde kendi otoritesini kurmuş kişidir. Küçük yaşlarda çıkmışlardır dağlara, bu sebeple bölgeye çok hakimlerdir. Hangi taşın altında hangi otun bittiğine kadar tanırlar coğrafyayı. En yakın arkadaşları silahlarıdır efelerin. Yanlarından uyurken bile ayırmadıkları bu silahlara canlarını emanet etmişlerdir.

Zeybek ise efenin yanında bulunan ve efeye yemin ederek biat etmiş kişidir. Aynı zamanda “zeybek” kelimesi efenin ve zeybeklerin meydanlarda zurna eşliğinde icra ettiği oyunların genel ismidir.

Zeybeklik, efe ve zeybeklerinin yolunda ilerlediği ideolojinin genel bir adıdır.

Zeybeklik, Osmanlının son zamanlarında adaletsiz işleyen düzene ve yanlış politikalara ağır bir eleştiridir. Tarih boyunca olduğu gibi hep olumsuz düşünüp derenin karşı tarafında duran insanlar zeybeklerin döneminde de olmuştur. Kimileri “hırsız” kimileri “zorba” demiştir. Zeybeklerin barındıkları yerleri, bulunma ihtimali yüksek olan mevkileri küçük bir meblağ karşılığında söyleyiveren çok olmuştur. Biraz da bu sebeple hiç durmamıştır zeybekler. Sürekli hareket halinde olup iz kaybettirmişlerdir. Her şeye rağmen hayattan kopmamışlardır. Hayatlarındaki ayrımları çok iyi yapmışlardır. Bu özellikleri ozanlara “Çatal olur efelerin yüreği.” dedirtmiştir. Zeybeklerin de aileleri, sevdikleri ve dostları vardı. Her zaman yanlarında olamasalar da olmak istedikleri bir yer mutlaka vardı. Bu hasretle gezerlerdi dağlarda, bunları düşünerek bakarlardı yıldızlara, gökyüzüne, uzaklara. Sevdiklerinin düğünlerine gecenin ilerleyen saatlerinde gelip oynarlardı. Sevgilerini kazandıkları halk ise onları sabaha kadar izleyip gururlanırdı.

Nereden çıktı bu hareketler? Her gördüğümüzde bizi neden duygulandırdı?

Zeybekler aynı zamanda kurtuluş mücadelesinde savaşıp kan dökmüşlerdir. Gerçekten milli birlikteliğin olduğu o tarihte Kuva-yı Milliye’ye öncülük edip batı cephesinde büyük bir destek sağlamışlardır.

Düşmanla göğüs göğüse yapılan muharebe, zeybeğin dansına yansıtılmıştır. İçten bir şekilde zeybek oynayan efeyi izlediğinizde düşmanın üzerine nasıl atıldığını, bıçağını nasıl kullandığını, attığı tekmeleri ve özgürlüğü için nasıl savaştığını çok net bir biçimde görürsünüz. Yapılan hareketlerin çıkış noktasının burası olduğunu araştırmalar aydınlatmıştır.

Yazıyı daha sonralarda değineceğimiz bir konuda söylenmiş bir sözle bitiriyorum: “Efenin gözü pek, sevdiği tek olurmuş.”

Kendinize iyi bakın Goca Efeler!