Kaan DİNÇ
kaandinc1998@gmail.com

Ödemiş (Birgi)’in Kavakları Türküsü Hikayesi

26 Nisan 2022, Salı

     

Osmanlı’nın son zamanlarında halka yüklenen ağır vergiler neticesinde Ege bölgesinde isyanlar baş gösteriyordu. Kazançlarından fazlasını ödemeye zorlanan köylülere zaptiyeler tarafından şiddet uygulanıyor, karşı gelenler öldürülüyordu. Çakırcalı Ahmet Efe’de yapılan zulme karşı gelenlerdendi. Silahlanıp dağlara çekilmişti. Bir süre sonra yörede güçlenmiş, yönetim için tehdit haline gelmişti. Bir çözüm arayan Osmanlı kendisine kır serdarlığı (bir nevi bekçilik) teklifi götürmüştü. Niyeti eşkıyalık olmayan Efe teklifi kabul etmişti. Bir cuma günü zaptiyeler eşliğinde şehre gelirken namaz kılmak istemiş, çetesiyle birlikte secdeye vardıklarında arkalarında namaza duran zaptiler tarafından kurşunlanarak öldürülmüştü.

Ege’de halkın umut kaynağı Efeler bir bir kandırılırak öldürülüyordu. Ancak Osmanlı’nın Zeybeklik kavramını bitirmek için izlediği politika ters tepmişti. Öldürülen Efelerin intikamını almak için Ege’nin genç çocukları silahlanarak dağlara çıkıyordu. Ateş harlanmıştı. Ahmet Efe’nin oğlu Çakırcalı Mehmet Efe’de bunlardan birisiydi. İlk işi birçok köylüsünü ve en son da babasını haince öldüren Osmanlı Zaptiyesi Boşnak Hasan Çavuşu’u kendi silahıyla öldürmek olmuştu.

Bölgede yeni bir güç doğmuştu. Yerli Rumlar ve Osmanlı’nın yaptığı baskılarla kıvranıp duran halk rahat bir nefes almıştı. Halk yarasına merhem olanların kendi bağrından kopan çocuklar olacağını biliyor ve var gücüyle onları koruyup kolluyordu. Kimisi Efelerin haberciliği yapıyor, kimisi cephane ve muhimmat işlerine koşuyor, kimisi evini açıyor, kimisi silahını omuzlayıp çetelere katılıyordu.

Bir gece Çakırcalı Mehmet Efe’nin kızanlarından (çetesindeki zeybek) birisi Efe’ye civar köylerden bir kızla görüştüğünü, izni olursa kaçırıp evleneceğini, kızında kendisinde gönlü olduğunu söyler. Çatal yürekli Efe izni verir. Bir grup Zeybek gece yarısı köye iner. Alacakaranlıkta sevdiğinin evini arayan kızanın gösterdiği eve girerler. Yatağında uyuyan kızı bayıltıp halıya sararlar. Aynı hızla Efe’nin yanına geri dönerler. Gün doğduğunda halının içindeki kadının zeybeğin sevdiği olmadığı anlaşılır. Zeybekler yanlış eve girmişlerdir. Efe hiddetlenir. Zeybeklere bağırıp çağırır. Hemen kadının geri götürülmesini emreder.

Kaçırılan kadın Mustafa adında köylü bir gencin karısıdır. Mustafa o gece tarlasında ektiği mahsullerin başındadır. Eve döndüğünde karısını göremez. Bir o eve bir bu eve koşturur. Aramaktan bitap düşmüş halde evine döndüğünde karısını evde bulur. Olayı dinler. Uğruna canını vereceği Çakırcalı’nın evinden karısını kaçırıp ertesi gece geri bırakmasını gururuna yediremez. Ona göre böyle bir işin açıklaması da olamaz. Silahını kuşandığı gibi dağlara çıkar. Çakırcalı’ya haber gönderip yaptığının hesabını soracağını söyler. Yıllar yılları kovalar. Çakırcalı peşindeki onlarca zaptiye çetesiyle bilerek rast gelmediği gibi Mustafa ile de rast gelmez. Her cevabında olayın yanlışlıkla olduğunu belirtip Mustafa’dan özür diler. Mustafa kararlıdır. Yapılanın hesabını soracak, Çakırcalı’yı öldürecektir.

Çiftçi Mustafa dağlarda Çakırcalı’yı ararken pek çok Rum çeteleriyle çatışmış, halkın büyük sevgine nail olmuş ve “Kamalı” lakabını kazanmıştır. Yanına katılan onlarca zeybek ile bölgede önemli bir güç haline gelmiştir. Mert bir Zeybektir. En küçük mevzuda dahi hakkı gözetmiş, doğrunun peşinden gitmiştir.

Her iki Efe Çakırcalı’nın kurnazlığı sayesinde hiçbir zaman rast gelmezler. Zaman geçmiştir. Bölgenin siyasi dengeleri değişmiştir. Olay soğumuştur. Kamalı bir haber daha göndererek Çakırcalı’nın çetesinde bulunmak istediğini, ona kızanlık yapmak istediğini bildirir. Çakırcalı da böylesi bir yiğidin yanında olmasını arzulayıp isteğini kabul eder. İki çete bir yaz akşamı her iki Efe’ye de yataklık yapmış bir yörüğün evinde buluşup yemek yer. O gece Zeybekliğin ritüeli olarak Kamalı yemin edecek, Çakırcalı’yı Efesi kabul edecektir. Yemek sonrasında çember şeklinde oturan zeybekler hem temkinli hemde meraklıdır. Yıllarca kıyasıya birbirlerini aramışlar, şimdi ise dostça yemek yemektedirler. Bir rivayete göre Kamalı Mustafa’nın silahının ucu dayandığı yerden Çakırcalı’ya bakmaktadır. Kamalı söylediği gibi yeminini eder ve Çakırcalı’ya tabi olur. Gece biter. Ayrıntıyı gözden kaçırmayan Çakırcalı herkesin uyuduğundan emin olduğu vakitte ayaklanarak en güvendiği “Hacı” lakaplı kızanını uyandırır. Kamalı’yı ve zeybeklerini öldürmesini söyler. Emir sorgulanmaz. Silah patlar. Kamalı ve yanındakiler orada can vermişlerdir. Çakırcalı gözyaşlarını tutamaz. Atına binerek Konya Ovası’na doğru dört nala koşturur.

Hikaye yörede kulaktan kulağa anlatılır. Halk en güvendiği Efe’nin hareketini tasvip etmez. Hep olduğu gibi bağra taş basılır. Türküler yakılır.

“Birgi’nin kavakları, dökülür yaprakları

Bana Çakıcı derler, yar fidan boylum

Yakarım konakları

Servi senden uzun yok, yaprağında gözüm yok

Kamalı da zeybek vurulmuş, yar fidan boylum

Çakıcı’ya sözüm yok

Bahçelerde kelem var, arkamızdan gelen var

Kalkın gidelim efeler, yar fidan boylum

İçimizde ölen var

Aradılar sordular, Birgi içinde buldular

İnce tuzak kurdular, yar fidan boylum

Kamalı’yı vurdular.”