Kaan DİNÇ
kaandinc1998@gmail.com

SEVGİ

26 Ocak 2018, Cuma

     

Bu satırların temellerini kendi inançlarına göre hac yolculuğunda bulunan milyonlarca Hristiyan'ın ayak bastığı topraklarda atmış bulunuyorum. Doğanın müthiş güzelliğiyle süslenmiş topraklar, Hz. Meryem'e de konukluk etmenin gururunu bedeninden özgür bıraktığı çeşit çeşit ağaçlarla bizlere gösteriyor. Farklı dil, kültür, görünüm, yaşam tarzı, inanış ve gerçeklerin her an birbirine hürmet ettiği vakitlerde teneffüs ediyorsunuz mistik havayı. Bir yandan Hz. Meryem'e övgü duaları işitilirken diğer yandan gerçekleşmesi istenilen dilekler bir kâğıda yazılıyor. Gördüklerini yıllar sonrasında hatırlamak için ruhlarına kazımaya çalışan ihtiyarlar, olduğundan daha da yavaş hareket ediyorlar. Zamanın nasıl oluştuğunu kavrar gibisiniz. Cevabını aradığınız tüm soruların cevaplandığını hisseder gibisiniz. İçinde bulunduğunuz maneviyat yanaklarınızı ıslatıyor. Daha önce rengi ile beyazı arasındaki çizgisine hiç dikkat etmediğiniz gözler size çevriliyor.

Dünyada var olan her canlıya karşı anlamlandıramadığınız bir sevgi büyüyor içinizde. Kırgınlıklar, dargınlıklar, beklentiler, başarısızlıklar, iftiralar, ayrılıklar bu dünyada yer bulabilmek için oluşturmak zorunda kaldıkları kabuklarını sizin için kırıyorlar. Geriye, her şeyin özü olan, tüm kötülüklere rağmen o kötülüğün içinde yaşama devam edebilecek cesareti gösteren sevgi kalıyor. Artık sizin için yaşadığınız ya da tanımladığınız tüm duygular tek bir gerçeğe dönüştüler: Sevgi.

Varlığı varlık yapan, çokluğu birliğe götüren yegâne gerçek: Sevgi. Tüm duyguları birer birer değiştirebilecek güce sahip olan gerçek mademki sevgi, neden sevdiğimizde üzülüyoruz? Ben bu işi seviyorum dediğim halde işimden nasıl sıkılabiliyorum? Matematik aşkıyla yanıp tutuşurken ne oluyor da “kafamı biraz dağıtayım” diyebiliyorum? Bir filmi çok sevdiğimi iddia edip neden üçüncü izlemeden sonra “sıkıldım” diyorum. Bir insanı çok sevdiğini söyleyip neden bir özelliğinden şikâyetçi olup uzaklaşıyoruz? Bir yemeğe bayılıyorum derken neden bir hafta üst üste yiyemiyoruz? Tüm duyguların özünün sevgi olduğunu bildiğim halde, nasıl oluyor da sevgi bana zararlı başka bir duyguya dönüşüyor?

Açıklayayım: Çünkü hissettiğimiz duyguların adlarını bilmiyoruz. Yaşadıklarımızı çevremizde de aynı şeyleri yaşayanların kullandığı kelimelerle adlandırıyoruz. Soyut bir konuda hareket etmek kolay göründüğü ölçüde zordur. Ne kadar istesek de genelleme yapıp duygular hakkında uygun bir isim bulamayız. Benim yaşadığım “öfke” duygusunun içinde ekseriyetle “kin” duygusu da varken bir başkasında olmayabilir. Birisinin tarif ettiği “mutluluk” bir başkasında “huzur” olarak algılanabilir. Duyguyu yorumlama çeşitliliği böylece bizi müthiş bir yanılsamaya düşürür.

Tüm duyguların ve insanların içinde bulunan “sevgi”, varlığın tam da kendisidir. Varlığın kendisi olan bir duygu da bana olumsuz hiçbir şey hissettirmemelidir. Peki, öyleyse bende hayatımda sevgi sandığım hisleri küçük bir sınavla ayırt edeceğim.

Sevdiğimizi düşündüğümüz bir varlığa karşı oluşan hissimiz bir zaman sonra başka bir kelimeyle adlandırılan hisse dönüşürse varlığın kendisi olan sevgiden bahsedilemez. Bir duygu zamanla sevgiye dönüşebilir ama asla, sevgi farklı bir duyguya dönüşemez.

Tüm sevdiğini sananlar, sevgiyle kalın…