Kaan DİNÇ
kaandinc1998@gmail.com

Zeybek Tarihi - 3

24 Kasım 2021, Çarşamba

     

Zeybeklerin sayı olarak en fazla olduğu zamanların 18 ve 19. Yüzyıl olarak karşımıza çıktığını görmekteyiz. Peki niçin durum böyledir?

Dış politikada gittikçe güçsüzleşen Osmanlı Devleti eskilerin 93 Harbi diye bildikleri 1877 Osmanlı- Rus savaşında Zeybekleri görevlendirmiştir. 1826’da Sultan II. Mahmud tarafından Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması Devletin askeri açıdan yetersizliğe düşmesine neden olmuştur. Yeniçeri Ocağı kaldırıldıktan sonra askeri birçok düzenleme yapılmış olsa da bu durumun getirdiği olumsuzluklardan kaçılamamıştır.

Ege Bölgesinde varlığı bilinen ve artık iyice hissedilen Zeybekler askere alınmak istenmiş ve vilayet merkezlerine gönderilen yazılarla Zeybeklerin birlikler halinde yardımcı kuvvet olarak harp coğrafyasına sevk edilmesi emredilmiştir. 20-25 yaş arası zorunlu ve bunun dışında gönüllü olarak askere alınanlara yüklü miktarda maaş bağlanıp tanınan ayrıcalıklarla askerliğe talep arttırılmaya çalışılmıştır. Çıkarılan kanunlarla tüm yurttan asker toplanmıştır.

Toplanan askerler farklı sınıflarda savaşa gönderilmiştir. Kimileri süvari birliklerini oluşturmuş, kimileri cephe gerisinde mühammat sevkiyatı ile ilgilenmiş, kimileri düşman konumunun analiz edilip doğru konuşlanmak için öncü olarak görev almıştır. Yurt genelinden toplanan birlikler kolaylıkla algılanmak için toplandıkları vilayet adıyla anılmıştır. Örneğin Kayseri Taburu, Balıkesir Taburu vb. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus mevcut. Zeybekler tüm adlandırmanın dışında kalmış ve kendilerine has olan (Zeybek dilaverleri, Zeybek bahadırları, Zeybek asakir-i muavenesi, Zeybek süvarileri) gibi çeşitli isimler almıştır. Bu adlandırma bize yurt geneli ve yönetimde Zeybeklerin ne ölçüde tanındıklarını göstermektedir. Bahsettiğim konu “Arif Yıldırım’ın Osmanlı Rus Savaşında Zeybek Taburları” isimli tezinde detaylı bir şekilde işlenmektedir.

Yörede anlatılagelen şekliyle Osmanlı Devleti yönetimi Zeybeklerin dirençlerini kırmak, her geçen gün katlanarak büyüyen bu soruna bir çözüm bulmak maksadıyla Zeybekleri savaşa göndermek istemiş, savaştan döndükten sonra da dağlarda bulunanlara özgürlük tanıyacağı, makul dilediklerini yerine getireceği vaadlerinde bulunmuş ancak savaşta büyük meziyetler ortaya koyan Zeybeklere savaş sonrasında daha da acımasızca davranarak sözünü tutmamıştır. Bu kanıyı güçlendirecek herhangi bir çalışma bulmak güç ancak Zeybeklerin 93 Harbinden sonra Osmanlı askerliğinden sürekli olarak kaçtığı, zorunlu görevlerini bile severek yerine getirmediği göz önünde bulundurulsa bu ihtimalin de yaşanmış olabileceği düşünülebilir.

Rus Harbinden yenilgiyle çıkan Osmanlı Devleti sonrasında iç ve dış dengelerinde daha da sıkıntılı günler yaşamıştı. Zeybekler de yaşanan olumsuzluklardan etkilenmiş, adım adım sona ilerleyen Devlette varlıklarını sürdürmek için gayret göstermeye başlamışlardı. Devlet otoritesinin ve ekonomisinin zarar gördüğü bu vakitlerde kendi başlarına bir güç olarak görülen Zeybekler açık hedef haline dönüşmüştü. Yavaş yavaş baskılar artıyor, yaşam güçleşiyordu. Öfke mazlum halktan çıkartılıyordu.

Osmanlı yönetiminin uyguladığı bu baskılar neticesinde olaylar bireyselleşiyordu. Köye vergi toplamak için gönderilen memur ve zaptiye halkı zorluyor, yeri geldiğinde meydanlarda köylülere şiddet uyguluyordu. Yapılanlara sabrı kalmayan, yoksullukla karşı karşıya kalmış, intikam tutkusuyla kavrulan ve askere gitmek istemeyen gençler bir kaçış yolu olarak silahlanıp dağlara çıkıyordu.

Böylelikle Ege Dağları’nda adaletsizliğe ve zorbalığa karşı gelmek isteyenlerin sayısı epey artmıştı. Sırada bu kişilerin bir amaç doğrultusunda birleşerek hareket etmeleri vardı. Bu birliktelik Zeybek çetelerini; köylerde ve şehirde bulunan habercileri, onları maddi olarak destekleyen ve namlusundan fırlayacak mermisine varıncaya kadar tüm ihtiyaçlarını tedarik edenleri ortaya çıkartacaktı. Neticede Zeybeklik Ege bölgesinin bir tepki mekanizmasıydı. Zeybekler ise bu teşkilatlanmanın sadece görünen yüzünü oluşturuyordu. Burada bırakıyorum dostlar. İlerleyen yazılarda bir yılmışlık ve öfke ile kendini dağlara atan Ege gençlerinin sonrasında niçin kahraman gösterildiklerini, hangi sebeplerden ötürü milli mücadeleye katıldıklarını, kimlerin onları bu örgütlenmeye dahil ettiğini açıklamaya çalışacağım.